KENDİNİ GÖREN ALLAH’I GÖREMEZ!..

Muhakkak ki Allah pek çok yerde ve Huneyn gününde size yardım etmişti. O gün çokluğunuza güvenmiştiniz; fakat bu size bir fayda vermedi. Yeryüzü, o kadar genişliğiyle beraber, size dar geldi ve arkanızı dönüp gittiniz. Sonra Allah, Resulünün ve mü’minlerin üzerine emniyet    ve rahmetini indirdi, görmediğiniz ordular indirdi ve kafirleri azaplandırdı. İşte kafirlerin cezası budur. (Tevbe Suresi, 25-26)

Gurur ve kibir; gerçek manada kalbi afetlerdendir. Bu öyle bir afettir ki; ihlas ve tevazunun imar ettiği iman yurdunu bir çırpıda alt üst eder ve kalbi, şeytanın istirahatgâhına dönüştürür. Evet, şeytanın huzur bulduğu yegâne mekan; gururun ve kibrin çöreklenmiş olduğu virane bir kalpten başka bir yer olmadığı gibi, gurur ve kibir ise, şeytanı şeytan yapan asıl vasfın ta kendisidir. Kur’an da İblisin niçin şeytan olduğuna dair yedi surede çeşitli açıklamalar vardır ve hepsinde de kibrin şeytanı alçalttığına vurgu yapılmıştır. A’raf suresinin 11,12. ve 13. ayetlerinde bu hadise şöyle nakledilmektedir:
Biz sizi yarattık, sonra size bir suret verdik, sonra da meleklere, “Ademe secde edin” dedik. Onlar da secde ettiler – İblis müstesna. O secde edenlerden olmadı.
Allah buyurdu ki: “Ben emrettiğimde secde etmekten seni alıkoyan nedir?” İblis; “Ben ondan daha hayırlıyım,” dedi. “Beni ateşten, onu ise çamurdan yarattın.”
Allah buyurdu ki: “Öyleyse Cennetten in! Çünkü orada senin büyüklük taslamaya hakkın yoktur. Oradan çık; muhakkak ki sen alçalmışlardansın.”
Görüldüğü gibi İblis, Ademin kendisinden üstün yaratılmış olmasını sahip olduğu gurur ve kibir nedeniyle hazmedememiş, kendi enaniyetini Allah’ın tüm nimetlerini tadıyor olmaya tercih etmiştir. Buradaki dehşetli itiraza dikkat lütfen!.. Bu nasıl bir duygudur ki, Allah’a bizatihi muhatap olma bahtiyarlığına erişmiş bir kimseyi, böylesine ahmakça bir duruma alçaltıyor?
Bu soruya, isterseniz herkes kendi nefsinde olana bakarak cevap versin.
Mezkûr ayetler   ışığında meseleye baktığımızda iki önemli hususa dikkat çekildiğini müşahede etmekteyiz. Bunlardan birincisi: Ayetin de sarahatle ifade ettiği gibi gurur ve kibir; aslında alçaklığın en mühim emareleridir. Yani kibir; bir şahıstaki üstün vasıfların değil aksine bir aşağılık kompleksinin ürünüdür. Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki; gururlu ve kibirli kimseler aslında sıradanlığa bile layık olmayan aşağılık insanlardır.
İkinci husus ise: Bir kimsenin Allah’a karşı vazifesini yapıyor olması onun gerçek manada bir kul olması için yeterli değildir. Kulluğun sahih manada anlam kazanabilmesi için yaratılmışlara karşı vazifelerin de bihakkın itmam edilmesi icap eder. Demek oluyor ki; “Hakka karşı iyi, halka karşı kötü olan kimse, ibadetinden bir fayda sağlayamaz.”
İnsana karşı ilk raundu kaybeden İblis, kendini şeytan yapan hususiyeti insana telkin ederek rövanş peşindedir aslında. O bilmektedir ki, Cehennem ateşi kendisini beklemektedir. Almış olduğu “mühleti;” kendisine yarenler oluşturmaya harcamak için kullandığını bilen insanlar için bu tuzağa düşmek ne kadar da hazin! Ne acıdır ki mü’minler bu tuzağa sıkça düşmede ve fakat tevbe ve istiğfar kapılarının açık olması hasebiyle de bu tuzaktan küçük sıyrıklarla kurtulma şansına da sahip bulunmaktadırlar. Yazımıza serlevha ettiğimiz ayet-i kerimelerin nüzul sebebi; bu hazin durumu ve sahip olunan şansı anlatması bakımından çok önemlidir.
Huneyn Harbine Müslümanlar 12 bin kişilik bir orduyla çıkmışlardı.  Bazıları, “Bugün bu kadar çok askerle asla yenilmeyiz,” demişler ve Resulullah bu sözü duyduğunda bu yaklaşımdan hiç hoşlanmadığı gibi ciddi biçimde de rahatsız olmuştu. Savaş başlayınca hiç beklenmedik bir biçimde bozgun başgösterdi. Resulullahın etrafında sadece Hazret-i Ebubekir, Ömer, Ali, Abbas ve Ebu Süfyan gibi birkaç sahabi kalmıştı. Resulullah ise ok yağmuruna karşı korkusuzca devesini onların üzerine sürüyordu. Resulullahın isteği üzerine Hazret-i Abbas Ashaba nida ederek onları çağırdı. Bozulan ordu bu davet üzerine yeniden toparlandı. Öyle ki, atı hızlı koşamayanlar atlarından inip kendileri koşuyorlardı. Böylece herkes yeniden Efendimizin etrafında birleşerek savaşa girişti. Efendimiz de Müslümanların canla başla savaştıklarını görünce “Fırın kızıştı” buyurdu. Müslümanların zaferiyle neticelenen savaşın sonunda 6 bin kişi esir edildi ve pek çok ganimet elde edildi.
Görüldüğü gibi ashapta olsa, şeytanın dümen suyuna düşmeye görsün... Efendimiz gibi bir ışık olmasaydı ne olurdu halleri? “Vahim” sözcüğü anlatılmak istenen hali ifade etmeye yetmezdi eminim...
O halde bırakalım şeytan tek başına kendi mesleğini icra etsin, bize çıraklık yakışmaz!..
KENDİNİ GÖREN ALLAH’I GÖREMEZ!.. KENDİNİ GÖREN ALLAH’I GÖREMEZ!.. Reviewed by Habersizim on 07:44:00 Rating: 5

Hiç yorum yok: