Instagram hesabı açtım. Sırf ünlülerin hayatlarının hiç bilinmeyen yönlerini keşfedeyim diye. Üç dakikada selebrite dünyasından soğudum. Ne yiyor ne içiyorlarsa paylaşıyorlar. Hepsi ergen. Bir de arada böyle ‘duyar kasıyorlar’ Aman aman. Bunlar bu kadar fotoğraf çekip paylaştıklarına göre ne zaman ünlü oluyorlar, hangi ara? Fotoğraf çekmekten ünlü olmaya fırsatı kalmaz bunların. Bi gez toz, bi git imza filan dağıt, ünlü ol biraz ünlü. Habire fotoğraf paylaşıyorsun. Fotoğraf paylaş paylaş ünlü olmaya fırsatın olmuyor, ‘azıcık ünlü’ oluyorsun. Sonra soluğu Survivor ada konseyinde alıyorsun tabi. Ben ünlü olarak bir tek Ajda Pekkan’la Tarkan’ı biliyorum. Onların da Instagram hesapları yok. O hesapların hepsi sahte. Sırf bu az ünlülerin hayatlarına girebilmek için Survivor izlemeye başladım. Fıkhi ve akli olarak sorunlu olduğunu gördüğüm için kapatıp TRT’de Seksenler izlemeye devam ettim. Fıkhi olarak sorun çok, akli olarak sorun da şu, ben o kalabalıktan hangisinin ünlü olduğunu anlamadım. Arada bi Acun’u gördüm. O da şortluydu.
Akli, kelimesini de çok kullanıyorum ki beni Nihat Nasır zannedin. Biliyorsunuz o böyle kelimeleri çok seviyor. Bir de kelimeleri kesme işaretiyle kesip kullanmayı seviyor.
Benim yumuşak karnımdır bilen biler. Ben kardeşim, henüz dahi anlamındaki de’yi düzgün kullanan bir tek ünlü görmedim. Böyle bir rahatlık var, bir böyle ben yaptım olduculuk, bir böyle bana dokunmayan yılan bin yaşasıncılık. Ünlü dediğin böyle bir şey. Lüks arabaya biner, instagram’da foto paylaşır ve dahi anlamındaki de’yi bitişik yazar. Tanım budur. Halktan da kopuklar. Çok kopuklar hem de. Mesela bir tek ünlünün profil fotoğrafını tarayıcıdan tarayıp oraya koyduğunu görmedim. Onu biliyorsunuz değil mi? Dedelerin profil fotoğrafları öyle olur. Dedenin dijital ortamda fotoğrafı yoktur. Torununa sorar. Torunu da “dede scanner’da tara koy” der ukela ukela. Dede de dükkandaki yazıcıdan fotoğrafını tarayıp direkt koyar. Krop etmeden. A4 sayfasının sol üstünde dedenin fotoğrafı. Profil fotoğrafı bu.
Bir tek ünlünün fotoğrafı da böyle değil. Kopuklar işte halktan.
Yeri gelmişken söyleyeyim. Hakan Albayrak’ın her yerde kullanılan bir fotoğrafı var. Dağlar taşlar o fotoğrafla dolu. 25 yaşında çektirdiği fotoğraf. Başka bir tek doğru dürüst fotoğrafı yok. Ya elini kaldırmış bağırıyor, ya televizyoncuya sinirlenmiş kızgın kızgın bakıyor. Sonra tabi adama ‘genç yazar’ derler. Tabi derler.
Kendisine genç denmesine nasıl sinirleniyor anlatamam. Benim de bunla ilgili bir anım var.
Yaşım 22. Yanımda bir takım kadınlar var, her daim ‘düğüne götürülen yengeler’, onların abartılı giyinmiş kızları, teyzeler, yaşlı nineler filan. Düğüne getirdim onları. Bi havalardayım, bi havalardayım.
Altı üstü 1 saat sonra halay çekeceğim, fakat frak giymişim beni kimse tutamaz. Arabayı otoparka koydum. İleride bir kaç adam. Otoparkçı olmalılar. O tarafa doğru yöneldim.
Adamlardan biri uzaktan bağırdı:
“Genç, bu taraftan”
Kan beynime sıçramıştı. Bana genç denmesine katlanamıyordum. Yirmi iki yaşımdaydım oolum.
Yanımdaki teyzelerden de güç alarak “Kim genç lan, kim genç?” diyerek adama doğru hışımla yürümeye başladım.
Adam tekrar bağırdı:
“Girişler bu taraftan”
Meğer girişler diyormuş adam ben genç anlıyormuşum. Anında bir ters u dönüş. Soluğu yengemlerin yanında aldım. Güldüm, utandım.
Yazık.
Akli, kelimesini de çok kullanıyorum ki beni Nihat Nasır zannedin. Biliyorsunuz o böyle kelimeleri çok seviyor. Bir de kelimeleri kesme işaretiyle kesip kullanmayı seviyor.
Benim yumuşak karnımdır bilen biler. Ben kardeşim, henüz dahi anlamındaki de’yi düzgün kullanan bir tek ünlü görmedim. Böyle bir rahatlık var, bir böyle ben yaptım olduculuk, bir böyle bana dokunmayan yılan bin yaşasıncılık. Ünlü dediğin böyle bir şey. Lüks arabaya biner, instagram’da foto paylaşır ve dahi anlamındaki de’yi bitişik yazar. Tanım budur. Halktan da kopuklar. Çok kopuklar hem de. Mesela bir tek ünlünün profil fotoğrafını tarayıcıdan tarayıp oraya koyduğunu görmedim. Onu biliyorsunuz değil mi? Dedelerin profil fotoğrafları öyle olur. Dedenin dijital ortamda fotoğrafı yoktur. Torununa sorar. Torunu da “dede scanner’da tara koy” der ukela ukela. Dede de dükkandaki yazıcıdan fotoğrafını tarayıp direkt koyar. Krop etmeden. A4 sayfasının sol üstünde dedenin fotoğrafı. Profil fotoğrafı bu.
Bir tek ünlünün fotoğrafı da böyle değil. Kopuklar işte halktan.
Yeri gelmişken söyleyeyim. Hakan Albayrak’ın her yerde kullanılan bir fotoğrafı var. Dağlar taşlar o fotoğrafla dolu. 25 yaşında çektirdiği fotoğraf. Başka bir tek doğru dürüst fotoğrafı yok. Ya elini kaldırmış bağırıyor, ya televizyoncuya sinirlenmiş kızgın kızgın bakıyor. Sonra tabi adama ‘genç yazar’ derler. Tabi derler.
Kendisine genç denmesine nasıl sinirleniyor anlatamam. Benim de bunla ilgili bir anım var.
Yaşım 22. Yanımda bir takım kadınlar var, her daim ‘düğüne götürülen yengeler’, onların abartılı giyinmiş kızları, teyzeler, yaşlı nineler filan. Düğüne getirdim onları. Bi havalardayım, bi havalardayım.
Altı üstü 1 saat sonra halay çekeceğim, fakat frak giymişim beni kimse tutamaz. Arabayı otoparka koydum. İleride bir kaç adam. Otoparkçı olmalılar. O tarafa doğru yöneldim.
Adamlardan biri uzaktan bağırdı:
“Genç, bu taraftan”
Kan beynime sıçramıştı. Bana genç denmesine katlanamıyordum. Yirmi iki yaşımdaydım oolum.
Yanımdaki teyzelerden de güç alarak “Kim genç lan, kim genç?” diyerek adama doğru hışımla yürümeye başladım.
Adam tekrar bağırdı:
“Girişler bu taraftan”
Meğer girişler diyormuş adam ben genç anlıyormuşum. Anında bir ters u dönüş. Soluğu yengemlerin yanında aldım. Güldüm, utandım.
Yazık.
Genç yazar Hakan Albayrak ve selebrite dünyası
Reviewed by Habersizim
on
13:24:00
Rating:

Hiç yorum yok: