İşte gidiyorum çeşm-i siyahım

Bitmek bilmez yolculuğumuzun sonu gelmez ayrılığından selamlıyorum sizleri. İnanın ne yazacağımı bilmeden oturdum şimdi klavyenin başına. Ne yazacağımı bilmiyorum, evet. Zaten çoğu zaman susmak daha çok şey anlatır insana. Ayy tamam sustum. Bu nasıl bir klişe. Kendimden soğudum resmen. Zaten yazıhanenin son günü diye gün boyu çıkan bulaşığı bana yıkattılar. Bu da yetmezmiş gibi 1 haftalık biriken çöpü de otobüs durağına giderken atmamı istiyorlar. Zor bu dünya çok zor.
Şu sıralar okulla başım belada. Veremiyorum kafamı gazeteye ya da başka bir şeye. Gâvura gâvur dedik, suçlu çıktık. Başka bir şey değil. Mesele şu: “Kelimeler ve Öteki Şeyler” başlığı altında 3 bölümden oluşan seminer dizisi planlamıştım kendimce. İlk bölümde Erem Şentürk geldi, 35- 40 kişi kadardık. Yine kendimiz çalıp kendimiz oynuyorduk anlayacağınız. Erem abi “Kelimelerin kadar konuş.” dedi. “Müslüman nasıl konuşur, gâvur ne der?” bunları anlattı bize, şad olduk. 2. bölümde bizim Ertuğrul Fındık gelecekti, Gâvurca-Türkçe Sözlük meselemizi konuşacaktık. İşte burada çıktı sıkıntı. Seminerin başlığına “Gâvurlar kavramlarla saldırıyor!” dedik. Hata ettik. Diyemezmişiz. Herhalde Gülhane Hattı Hümayun'a olan tabiiyetimiz hâlâ sürüyor. Üniversitenin genel sekreterliğinden uyarı geldi. O “gâvur” kelimesinin yerine “emperyalistler, sömürgeciler, oryantalistler, batı, dış güçler” kelimelerinden biri seçilsin, dediler. Yoksa yok. Allah Allah dedik, böyle bir değişiklik bizce kabul edilemez olduğu için programı külliyen iptal ettik. 3. bölümde de Asım Gültekin gelip “Sistem kelimelerimizi nasıl kilitledi?” diyecekti, nasip olmadı. Hayırlısı.
Tabi kuru bir iptalle yetinemeyeceğim için kuru bir iptalin duruşumuzu açıkça gösteremeyeceği için bir de dilekçe yazdım genel sekreterliğe: “Okulumuzda bulunan 'Mehmet Akif Ersoy Fuaye Salonu'nun milli şairimiz Ersoy’un eserlerinde çokça 'gâvur' kelimesinin geçmesinden ötürü salona Nobel ödüllü edebiyatçımız Orhan Pamuk’un isminin verilerek 'Orhan Pamuk Fuaye Salonu' olarak değiştirilmesini ısrarla talep ediyorum. Gereğinin yapılmasını büyük bir keyifle arz ederim.” E biraz bozuldular, sinirlendiler, canları sıkıldı tabi. Kayda alındı dilekçem. Şimdilik birkaç kez fırça yemem dışında pek bir şey olmadı. Beklemedeyim. Sabahattin Zaim Üniversitesi'nde de “gâvur” diyemeyeceksek nerede konuşacağız biz kardeşim? Nerede varlığımızı gösterebileceğiz biz? Gâvur gâvurdur, ötesi berisi yok.
Mesele bu. Gitme vakti geldi. Hoşça kalın. Sanırım bir “veda yazısı” daha yazacak kelimem kalmadı. Düzensiz aralıklarla vedalaşıyorum sizlerle. 1 seneden az bir süredir, yaklaşık 7-8 aydır, köşe yazıyorum. Bu 3. “Allah'a ısmarladık” ım. Nasıl oldu ben de anlamadım valla. Bir baktım oradayız, bir baktım buradayız, bir baktım gidiyoruz. Hayat da böyle bir şey. Geçip gidiyoruz. Her yazımdan sonra “Galiba bu gelebileceğim en son nokta, daha da yazı yazamam.” diye diye 67. gazete yazımla karşınızdayım işte. Şimdilik gelebileceğim en son noktadayım.
“Ben Ruhi Bey, nasılım?”
İşte gidiyorum çeşm-i siyahım İşte gidiyorum çeşm-i siyahım Reviewed by Habersizim on 07:01:00 Rating: 5

Hiç yorum yok: