Gazeteler, en güzel hikayedir

Oldum olası gazeteleri sevmişimdir. Kitap kadar ciddiyet timsali değildir, dergi kadar bilgiçlik taslamaz. Kararında bir hali vardır. Her gün baştan ayağa yenilenir, her yeni günde tazelenir, bambaşka olayları taşır sayfalarına. Sabah serinliğinde bayiden gazete almayı, katlanmış halini açıp, sağından ve solundan iki elimle tutup göz gezdirmeyi, sayfalarında kaybolmayı; ardından iki kanatlı halini tek sayfa olarak katlayıp beğendiğim bir yazarı yavaş yavaş, sindire sindire okumayı her gün mutat olarak yaptığım bir ritüel olarak benimsemem, çocukluk yaşlarıma kadar gider. Evimize giren ilk gazete Milli Gazete idi. Gözümü açtığımda evimizde Milli Gazete vardı. Babamın yere boylu boyuna uzanıp okumasını, rahmetli annemin gözlüğünü takıp heceleye heceleye okumaya çalışmasını, tatlı bir çocukluk hatırası olarak anımsarım. Daha okula bile gitmediğim zamanlarda evimize çekildiğimiz fotoğrafların bir yerinde çoğunlukla Milli Gazete de durur. Manşetlerinde çoğu zaman Sovyetlerin Afganistan’ı işgali vardır. Hayatıma o kadar dâhil olmuş ki; ilk şiirim Milli Gazete’nin “Sizden Gelenler” köşesinde yayımlanmıştı. Kesip odamın kapı camına asmıştım. Yanlış hatırlamıyorsam; “Dayan mücahidim dayan, bu senin en yüce davan” gibi mısraları vardı.
Eve, fikir/ yorum ağırlıklı bir gazetenin girmesi neticesinde midir nedir, yazı ağırlıklı ciddi gazetelere bayılırım, benim düşüncemde olmasa bile saygı duyarım. O sebeple Cumhuriyet, Yeni Yüzyıl ve Zaman gazeteleri benim için her zaman ciddi/modüler/ iç açıcı mizanpajları olan gazeteler olarak kalmıştır hatıralarımda. Milli Gazete öyle değildi. Bir türlü istenen görselliğe sahip olamadı, kendi kabuğunu kıramadı ama yarım asra yaklaşan yaşı ile bizim camianın ağabeyi olmaya devam ediyor.
Günlük bir gazetede köşe yazmaya ilk olarak, üniversite eğitimi için bulunduğum Konya’da yeni yayımlanmaya başlayan Memleket gazetesinde başladım. Haftada bir gün yazdım Memleket’te. İlk heyecan, ilk yazma deneyimimim o oldu. Araya kısa bir Gerçek Hayat dergisi yazarlığı girdi. Rahmetli Faruk Yücel vesile olmuştu. Birkaç yazım çıktı Gerçek Hayat’ta. Bana da nasip oldu bu güzide dergide yazmak. Ulusal bir gazetede yazmam ise Dünyaya Yeni Söz gazetesinde nasip oldu. Editörüm İbrahim Tenekeci idi. Yine haftada bir, Perşembe günleri yazıyordum. 8 hafta yazdım, sonra gazete kapandı. Tam yazmaya alışmıştım, sevmiştim ki olmadı. Bayağı üzülmüştüm gazetenin kapanmasına…
Sonrasında Sancaktar dergisi çıktı karşıma. Âdem Özköse arayıp yazmamı istemişti. Seve seve kabul etmiştim. Hakan Albayrak’ın yönetiminde bir dergide yazmanın benim için ne kadar önemli/gurur verici/ onurlandırıcı olduğunu anlatamam. Haftada bir yazıyordum. Güzel gidiyordu ama her güzel şey gibi Sancaktar’ın da sonuna gelmiştik, o da kapandı. Üzüldüm… Sonrasında Diriliş Postası macerası başladı. Hakan Albayrak’ın Genel Yayın Yönetmeni olduğu günlük bir gazetenin çıkış heyecanına haftada iki gün köşe yazacak olmanın heyecanı eklenmişti. Yayımlanmasından önce, çok defa işten çıkıp Üsküdar’dan Güneşli’ye gidip o ilk çıkış öncesi yapılan hazırlıkların heyecanını yakından yaşamıştım. Salı-Cumartesi günleri yazdım Diriliş Postası’nda. Mizanpajıyla, içeriğiyle, yazar kadrosuyla, yayıncılık anlayışıyla, haber diliyle bambaşka bir gazete oldu. Çok güzel yazılar yazdım, çok güzel yazılar okudum. Her sabah bayiden çok güzel bir gazete aldım. Sonra, sonra bir gün Hakan Abi gitti gazeteden, o gidince ben de gittim.
Müstakil Gazete hikâyesi başladı. Hakan Abi Ankara’da yeni gazetenin çıkışı için koşturuyordu. Önce ismini öğrendim, sonra nasıl bir gazete olacağını. Özellikle Alman gazetelerini tek tek inceleyip Hakan Abi’ye tüyolar verdim. Gerçi beni çok fazla dinlemedi; ama yine de Müstakil’deki bazı özelliklerde benim önerilerimin olduğunu fark edebiliyordum. Matbu olarak 60 sayı yayımlandı. Salı ve Cumartesi günü yazı günümdü. Kısa ve öz bir hayatı oldu. 20 sayfalı gazetelerden daha fazla yazdı, konuştu. İnsaflı ve biraz da meraklı basın tarihçileri eminim ki Müstakil’in hikâyesini de yazacaklardır. Temiz ve naif bir hikâyedir Müstakil Gazete. Artık böyle bir gazete olmayacak; ama ismi tescillendi. Eminim ki ilerde bir gün yeniden Bismillah diyecektir...
Gazeteler, en güzel hikayedir Gazeteler, en güzel hikayedir Reviewed by Habersizim on 07:27:00 Rating: 5

Hiç yorum yok: