Fetullahçı çete öyle büyük hainlikler yaptı ki, onlarla mücadelede atılan her adımda 'Oh be' demekten kendimizi alamıyoruz. Zaman Gazetesi de bu çetenin karargahı ve algı operasyon yönetim merkezi olma misyonunu başarıyla üstlendi. Zaman'a kayyım atanacağı bir kaç aydır konuşulan bir meseleydi. Çoğumuz içimizden 'geç bile kalındı' diye geçirdik. Ve sonuç itibariyle perşembe günü kayyım atanarak gazetenin yönetimine el konmuş oldu.
Zaman Gazetesi'ne kayyım atanacağını Fethullahçı çete zaten biliyordu. Dolayısıyla kasasını çoktan boşalttılar, yatırım yapmayı durdurdular, paralel gazetelerini hazırladılar. Üstelik tüm çalışanlara, "sakın direnişte bulunmayın, kayyım atanırsa sizi onlar işten atmak zorunda kalsın, dolayısıyla tazminat ödemek durumunda kalsınlar, gerekli 'direniş'i biz kapının önünde yaparız" dediler.
Ve gerçekten de Zaman'a el konduktan sonra çalışanlar arasında küçük bir kaç örnek dışında büyük bir nümayiş olmadı.
Ekrem Dumanlı ise çoktan toz olmuştu; ortalıkta görünmüyordu. Paralel çete dünyaya mesaj vermek ve iç kamuoyunda mağduriyet algısı oluşturmak için fırsat kolluyordu. Ve dolayısıyla Zaman Gazetesi'ne kayyım atanmasına tepki gösteren küçük bir insan kitlesi gazetenin binası önünde toplanarak bu olayı protesto etti. Tek amaçları 'mağduriyet' fotoğraflarına bir kare daha eklemekti. Ve yine 'ablaları' gazetenin önüne yığdılar. Hani Bank Asya'ya baskın yapıldığında bankanın kapısı önünde cevşen okuyan ablaları. Hani 28 Şubat'ta üniversitenin kapısı önünde tüm başörtülüler yasağı boykot edip içeriye girmezken, 'furuat' diyerek başını açıp içeriye giren ablaları.
Hani kapı kapı gezip HDP'ye, CHP'ye oy toplayan ablaları.
Onları yığdılar Zaman'ın önüne ve mağduriyet fotoğrafını sağlama almak istediler.
Çevik kuvvetin bu kalabalığı, gaz ve tazyikli su ile dağıtması ise onların ekmeklerine yağ sürdü.
Bu türden küçük bir topluluğu dağıtmak için gaz ve su kullanmak gereksiz. Ve hatta bu grubu dağıtmak bile gereksiz. Cenab-ı Hakkın emridir. Bir topluluğa olan düşmanlığımız bizi adaletten ayırmamalı.
Yüzü kan içindeki kadın fotoğrafı, ağlayan amca fotoğrafı, baygın yerde yatan kadın fotoğrafı bize yakışmaz. Onlara bu fotoğrafları vermemeliydi polis. Ekmeklerine yağ sürmemeliydi.
Daha da ileri gidelim. Zaman gazetesinin bayi satışları beş bin bile değil. 'Abone' dedikleri de şişirilmiş, ama baya şişirilmiş rakamlar. Neredeyse tamamı balon. Toplasan on-on beş bin değil tirajları.
Ve gazete kayyıma geçtikten sonra Fethullahçıların gazeteyi satın almayacakları muhakkak. Dolayısıyla içi boşalmış ve tirajı sıfırlanmış bir gazeteye el koydu kayyım.
Tüm hikaye kapının önünde toplanan kalabalığa yapılacak polis müdahalesinin fotoğrafını almaktı. O fotoğrafı da elde ettiler.
Şimdi kayyımı neredeyse tirajı sıfırlanmış ve neredeyse tamamını ancak tazminatlarını ödeyerek işten çıkarabileceği dev bir kadro ve tam takır bir kasa bekliyor.
Her şeye rağmen Zaman'a kayyım atanması en azından psikolojik olarak önemli.
Bir ‘son darbe’ değil belki ama önemli ve büyük bir darbe. Paralel çetenin çöküşüne işaret eden önemli bir gösterge. Sırf bunun için bile kayyımların çekeceği eziyete değer.
Zaman Gazetesi'ne kayyım atanacağını Fethullahçı çete zaten biliyordu. Dolayısıyla kasasını çoktan boşalttılar, yatırım yapmayı durdurdular, paralel gazetelerini hazırladılar. Üstelik tüm çalışanlara, "sakın direnişte bulunmayın, kayyım atanırsa sizi onlar işten atmak zorunda kalsın, dolayısıyla tazminat ödemek durumunda kalsınlar, gerekli 'direniş'i biz kapının önünde yaparız" dediler.
Ve gerçekten de Zaman'a el konduktan sonra çalışanlar arasında küçük bir kaç örnek dışında büyük bir nümayiş olmadı.
Ekrem Dumanlı ise çoktan toz olmuştu; ortalıkta görünmüyordu. Paralel çete dünyaya mesaj vermek ve iç kamuoyunda mağduriyet algısı oluşturmak için fırsat kolluyordu. Ve dolayısıyla Zaman Gazetesi'ne kayyım atanmasına tepki gösteren küçük bir insan kitlesi gazetenin binası önünde toplanarak bu olayı protesto etti. Tek amaçları 'mağduriyet' fotoğraflarına bir kare daha eklemekti. Ve yine 'ablaları' gazetenin önüne yığdılar. Hani Bank Asya'ya baskın yapıldığında bankanın kapısı önünde cevşen okuyan ablaları. Hani 28 Şubat'ta üniversitenin kapısı önünde tüm başörtülüler yasağı boykot edip içeriye girmezken, 'furuat' diyerek başını açıp içeriye giren ablaları.
Hani kapı kapı gezip HDP'ye, CHP'ye oy toplayan ablaları.
Onları yığdılar Zaman'ın önüne ve mağduriyet fotoğrafını sağlama almak istediler.
Çevik kuvvetin bu kalabalığı, gaz ve tazyikli su ile dağıtması ise onların ekmeklerine yağ sürdü.
Bu türden küçük bir topluluğu dağıtmak için gaz ve su kullanmak gereksiz. Ve hatta bu grubu dağıtmak bile gereksiz. Cenab-ı Hakkın emridir. Bir topluluğa olan düşmanlığımız bizi adaletten ayırmamalı.
Yüzü kan içindeki kadın fotoğrafı, ağlayan amca fotoğrafı, baygın yerde yatan kadın fotoğrafı bize yakışmaz. Onlara bu fotoğrafları vermemeliydi polis. Ekmeklerine yağ sürmemeliydi.
Daha da ileri gidelim. Zaman gazetesinin bayi satışları beş bin bile değil. 'Abone' dedikleri de şişirilmiş, ama baya şişirilmiş rakamlar. Neredeyse tamamı balon. Toplasan on-on beş bin değil tirajları.
Ve gazete kayyıma geçtikten sonra Fethullahçıların gazeteyi satın almayacakları muhakkak. Dolayısıyla içi boşalmış ve tirajı sıfırlanmış bir gazeteye el koydu kayyım.
Tüm hikaye kapının önünde toplanan kalabalığa yapılacak polis müdahalesinin fotoğrafını almaktı. O fotoğrafı da elde ettiler.
Şimdi kayyımı neredeyse tirajı sıfırlanmış ve neredeyse tamamını ancak tazminatlarını ödeyerek işten çıkarabileceği dev bir kadro ve tam takır bir kasa bekliyor.
Her şeye rağmen Zaman'a kayyım atanması en azından psikolojik olarak önemli.
Bir ‘son darbe’ değil belki ama önemli ve büyük bir darbe. Paralel çetenin çöküşüne işaret eden önemli bir gösterge. Sırf bunun için bile kayyımların çekeceği eziyete değer.
Zaman'a atanan kayyımların işi zor
Reviewed by Habersizim
on
12:06:00
Rating:

Hiç yorum yok: