-Tam olarak ne dedi?
-Tercüme ettiğim gibi efendim.
-Hani “ben” yerine “fakir” derdi?
-Gene öyle dedi de ben karışıklık olmasın diye şey ettim…
-C’mon!
Ernst Ruckzug, sağ işaret parmağını sağ kulağına götürdü:
-Bu kulak çok özel bir kulaktır genç adam. Ondan hiçbir ayrıntı kaçmaz. Mister Gulen’in son cümlesinin ilk kelimesini ilk kez duyduğumdan eminim. O kelimeyi çok önemseyerek kullandığını hissettiğimi de belirtmeliyim. Hislerim kuvvetlidir.
Sözlerine, sağ işaret ve orta parmağıyla iki gözünü göstererek devam etti:
Ve bu gözler çok özel gözlerdir genç adam. O kelime Mister Gulen’in ağzından çıktığı andaki hafif, çok hafif, çok çok hafif, varla yok arası hafif titreyişinizi bile kaçırmadılar. Duraksayıp tercümeyi geciktirmeniz de cabası. Benden neyi gizliyorsunuz? Bu konuşma kayıt altına alınıyor ve Mister Gulen’in tam olarak ne dediğini siz söylemeseniz de öğrenirim nasılsa. İyisi mi siz kendi ağzınızla söyleyin de kafatasım atmadan bu faslı geçebilelim.
Sırdaş tercüman teslim oldu.
-Kullandığı kelime “kıtmîr”di efendim. Köpek demektir.
Ernst Ruckzug dondu kaldı. Fethullah Gülen ve sırdaş tercüman bekledi, bekledi, ama Ernst Ruckzug bir türlü çözülmedi.
Fethullah Gülen, sırdaş tercümana “Bir şey mi oldu? Kıtmîr dememe mi şaşırdı?” diye sordu.
-Evet hocam.
-Bu hususta fakirin… Tercüme et söylediklerimi…
-Başüstüne hocam.
-Baştan alıyorum: Fakir bu hususta zat-ı alinizin şaşkınlığını gidereceğini ümit ettiği bir makale yazmıştı vaktiyle. Demişti ki o makalede, yani kıtmîr iddiası da esasen büyük bir iddia sayılır ve belki bundan da fakirin imtina etmesi iktiza eder. Malum olduğu üzere, köpeğin burnunda, insanda olanın on katı koku alma hücresi vardır. Kulaklarındaki hassasiyet de öyle, gözlerindeki de…
Ernst Ruckzug çözülmüştü, ama tekrar dondu. Fethullah Gülen konuşmaya devam ederken, o da buzların ardında bir yerde, çok uzakta bir yerde, kendi kendine konuşuyordu: “Tuzağa düştün koca adam. Koca adammış, pöh! Salağın tekisin işte. Adam seninle iki saattir kafa buluyor. Kafa bulmaktan sıkıldı; nereye düştüğünü anlayasın diye alenen hakaret ediyor artık. Sen misin kulaklarınla ve gözlerinle övünen? Al sana, köpek! O kadar pervasız ki, ortalamanın birazcık üstünde olan burun büyüklüğüne atıfta bulunmaktan, fiziksel bir özelliğinle dalga geçmekten bile geri durmuyor. Velinimeti olan Birleşik Devletler Hükümetinin bir temsilcisine böylesine arsız davranmaktan çekinmemesinin ve hele bu arsızlığı böylesine cool bir şekilde yapabilmesinin bir tek izahı olabilir: Seninkini bile aşan bir teşkilat.”
Birden kendine geldi. Pat diye ayağa kalktı. Ceketinin önünü ilikledi. “Anladım efendim. Çok özür dilerim. Lütfen bağışlayın” dedi ve gitti.
Bir müddet sessizlik.
Sonra Fethullah Gülen, sırdaş tercümana dönüp, “Bu da iyi adam” dedi.
-Tercüme ettiğim gibi efendim.
-Hani “ben” yerine “fakir” derdi?
-Gene öyle dedi de ben karışıklık olmasın diye şey ettim…
-C’mon!
Ernst Ruckzug, sağ işaret parmağını sağ kulağına götürdü:
-Bu kulak çok özel bir kulaktır genç adam. Ondan hiçbir ayrıntı kaçmaz. Mister Gulen’in son cümlesinin ilk kelimesini ilk kez duyduğumdan eminim. O kelimeyi çok önemseyerek kullandığını hissettiğimi de belirtmeliyim. Hislerim kuvvetlidir.
Sözlerine, sağ işaret ve orta parmağıyla iki gözünü göstererek devam etti:
Ve bu gözler çok özel gözlerdir genç adam. O kelime Mister Gulen’in ağzından çıktığı andaki hafif, çok hafif, çok çok hafif, varla yok arası hafif titreyişinizi bile kaçırmadılar. Duraksayıp tercümeyi geciktirmeniz de cabası. Benden neyi gizliyorsunuz? Bu konuşma kayıt altına alınıyor ve Mister Gulen’in tam olarak ne dediğini siz söylemeseniz de öğrenirim nasılsa. İyisi mi siz kendi ağzınızla söyleyin de kafatasım atmadan bu faslı geçebilelim.
Sırdaş tercüman teslim oldu.
-Kullandığı kelime “kıtmîr”di efendim. Köpek demektir.
Ernst Ruckzug dondu kaldı. Fethullah Gülen ve sırdaş tercüman bekledi, bekledi, ama Ernst Ruckzug bir türlü çözülmedi.
Fethullah Gülen, sırdaş tercümana “Bir şey mi oldu? Kıtmîr dememe mi şaşırdı?” diye sordu.
-Evet hocam.
-Bu hususta fakirin… Tercüme et söylediklerimi…
-Başüstüne hocam.
-Baştan alıyorum: Fakir bu hususta zat-ı alinizin şaşkınlığını gidereceğini ümit ettiği bir makale yazmıştı vaktiyle. Demişti ki o makalede, yani kıtmîr iddiası da esasen büyük bir iddia sayılır ve belki bundan da fakirin imtina etmesi iktiza eder. Malum olduğu üzere, köpeğin burnunda, insanda olanın on katı koku alma hücresi vardır. Kulaklarındaki hassasiyet de öyle, gözlerindeki de…
Ernst Ruckzug çözülmüştü, ama tekrar dondu. Fethullah Gülen konuşmaya devam ederken, o da buzların ardında bir yerde, çok uzakta bir yerde, kendi kendine konuşuyordu: “Tuzağa düştün koca adam. Koca adammış, pöh! Salağın tekisin işte. Adam seninle iki saattir kafa buluyor. Kafa bulmaktan sıkıldı; nereye düştüğünü anlayasın diye alenen hakaret ediyor artık. Sen misin kulaklarınla ve gözlerinle övünen? Al sana, köpek! O kadar pervasız ki, ortalamanın birazcık üstünde olan burun büyüklüğüne atıfta bulunmaktan, fiziksel bir özelliğinle dalga geçmekten bile geri durmuyor. Velinimeti olan Birleşik Devletler Hükümetinin bir temsilcisine böylesine arsız davranmaktan çekinmemesinin ve hele bu arsızlığı böylesine cool bir şekilde yapabilmesinin bir tek izahı olabilir: Seninkini bile aşan bir teşkilat.”
Birden kendine geldi. Pat diye ayağa kalktı. Ceketinin önünü ilikledi. “Anladım efendim. Çok özür dilerim. Lütfen bağışlayın” dedi ve gitti.
Bir müddet sessizlik.
Sonra Fethullah Gülen, sırdaş tercümana dönüp, “Bu da iyi adam” dedi.
The translation 2 - Hakan Albayrak
Reviewed by Habersizim
on
10:14:00
Rating:

Hiç yorum yok: