KAPLUMBAĞA BATTUTA

İstanbul’u, Kudüs’ü, Mekke ve Medine’yi gezen “KAPLUMBAĞA BATTUTA”

Seyyah İbn-i Battuta’dan ilhamla, İstanbul ve Kudüs’ü “Kaplumbağa Battuta” karakterinin gözüyle anlatan kitapların yazarı Zeynep Sevde Paksu ile çocuk edebiyatını, yayıncılığı ve gezgin kaplumbağayı konuştuk

Çocuk edebiyatı ve yetişkin edebiyatını nasıl ayırıyoruz? Keskin bir çizgi var mı aralarında?
Çocuk edebiyatı tanımı konusunda aslında Cemal Süreya ile hemen hemen yakın bir görüşteyim. Bilirsiniz, Aritmetik İyi Kuşlar Pekiyi kitabında şöyle der: "Edebiyat vardır. Çocuklar da ondan kendilerine göre koparabildiklerini alırlar. Bilginin çocuklara ayrı bir aktarılış biçimi olabilir.
Olmalıdır. Ama 'çocuk Süleymaniyesi'ni kabul edemem." Süreya, kitapta "çocuk edebiyatı" kavramını tamamen reddeder, bu konuda ayrışıyor. Çocuk edebiyatı vardır fakat edebiyattan farklı bir dal olarak değil.
Çocuk edebiyatı dediğimiz başlık, çocukların da okuyup anlayacağı, lezzet alacağı kitapları kapsıyor. Yemekler üzerinden bir teşbih yapmak gerekirse, dondurma çocuk edebiyatıdır, midye dolma yetişkin edebiyatıdır. Çocuk edebiyatı başlığında üretilen bir kitabı bir yetişkin okuduğunda da lezzet almıyorsa o edebiyat değildir, dolayısıyla çocuk edebiyatı değildir. Bir fikri, bir hayali çocukların da boyunun yeteceği bir pencereden göstermek diyebiliriz belki çocuk edebiyatına. Sadece çocuğun yaşı itibariyle öğrenmesi gereken bilgileri veren kitaplara da çocuk edebiyatı denir oldu son zamanlarda, halbuki onlar "eğitim materyali", edebiyat değil.
Uluslararası telif ajansı sahibisin. Türkçeden başka dillere, başka dillerden de Türkçeye eser kazandırmakla ilgili ne söylersin?
Başka dillerden Türkçe'ye eser kazandırmak, tersine göre daha kolay bir iş. Çok iyi bir edebiyat birikimi ve kendi toplumunu iyi tanıma becerisi gerektiriyor elbette. Fakat Türkçe eserleri başka dillere taşıyabilmek için bu entelektüel seviyeden önce kendinizi yurtdışındaki yayıncılara kabul ettirebilmeniz gerekiyor.
Bütün dünya yayıncıları Avrupa ve Amerika'dan telif almaya alışkın. Çünkü o toprakların "edebiyat" açısından marka değeri çok yüksek.
Bir nevi coca cola ile yarışmaya çalışan niğde gazozu gibi oluyor durum. Ama son yıllarda çok ciddi gelişme var. Binlerce Türk eseri çevrildi ve yayınlandı başka ülkelerde. TEDA projesinin önemi büyük elbette. Biz Taze Kitap'ta sadece çocuk kitapları üzerine çalışıyoruz. Ürettiğimiz kitapları hem yurtiçindeki yayınevlerine hem yurtdışındaki yayıncılara karşı temsil ediyoruz. Bir kitabı üretmeye başladığımızda Türk yayıncıyla birlikte, Asya ve Arap ülkelerinden yayıncılarımız da görüyor. Misal Gezgin Eşek'in Oyun Atlası ve Fil Ozof'un Bilim Günlüğü, Türkiye'deki yayıncımız Profil Kitap ile aynı zamanlarda Arap yayıncılarımız Daral Maaref ve Arab Scientific Publishers'ın yayın takvimine girdi.
Çocuk ürünlerinde / sadece kitap değil, ama oyuncak da değil / içerik ve görsellik olarak belli bir vasatı yakaladık mı? Dünyada bu işi kim domine ediyor?
Görsellik çok emek isteyen bir iş. Dolayısıyla pahalı. Bu sebeple bu soruya memleketin genelini düşünerek “maalesef” diyeceğim. Kimin domine ettiğine gelince, dünya yayıncılığını kim domine ediyorsa onlar ediyor. Penguin, Hachette gibi dünya devlerinden çıkan pr'ı iyi yapılmış bir kitabın daha senesi dolmadan bütün dünya yayıncıları tarafından kopyaları üretiliyor.
Sana aynı zamanda gezgin diyebiliriz galiba. Kaplumbağa Battuta fikri bu gezilerde mi çıktı. Ne güzel bir fikir. Anlatır mısın?
Bana henüz gezgin diyemeyiz. Bir gün iş kadınlığını bırakıp kendimi seyahate adamayı planlıyorum, o zamana saklayalım bu unvanı. Yaklaşık 10 yıldır yaklaşık her iki ayda bir, birkaç günlüğüne bir yerlere gidiyorum ama bu gezgin sıfatını hak etmiyor henüz. Şimdiye kadar 18 ülkeye gittim (şu an hesapladım), bütün şehirleri değil elbette, her ülkeden bir iki şehir genelde. Genelde meslekî seyahatler oluyor. Misal bir şehirde kitap fuarı var, hem nasıl kitaplar yapmışlar diye görmeye hem yayıncılarla tanışmaya hem de yeni bir şehir görmeye yola çıkıyorum. Nadiren meraktan gittiğim de oluyor. Bazı seyahatler ise sorumluluk gereği gerçekleşiyor. Kudüs, Mekke, Medine, Suriye, Bosna vs. Battuta fikri biraz sorumluluktan doğdu. Bizde pek yok ama çocuklar için gezi kitapları onlarca yıldır yayınlanıyor Batı ülkelerinde. Türk yayıncılar da elbette onlardan alıp çevirip yayınlıyor burada. Şahane kitaplar, bayılıyorum o gezi kitaplarına. Kendi kütüphanemde iki raf sadece böyle kitaplarla dolu. Ama hiçbirinin içinde "bizim" şehirlerimiz yok. Paris, Londra, Venedik vs dışında dünyanın geri kalanından Batılılar kadar biz Doğuluların da haberi yok. Dolayısıyla çocuklar için Doğu referanslı bir seyahat serisi yazmak için yola çıktım. 1300'lü yıllarda dünyanın neredeyse yarısını gezen meşhur seyyah İbn Battuta'nın izinden giden Kaplumbağa Battuta karakteri böyle çıktı ortaya.
Neden kaplumbağa? Özel bir anlamı var mı?
Niye kaplumbağa, çünkü seyyah bir kaplumbağa hem komik hem de gezmenin engel tanımamasına güzel bir sembol. İlk kitap “İstanbul'da Bir Gün” geçen yıl yayınlandı. Ardından Kudüs vardı sırada. Türkçe ve İngilizce yayınlanmış Kudüs kitaplarını hatmettikten sonra Kudüs'e gitmek üzere yola çıktım. İstanbul'un ardından Kudüs'ü yazmak tarihî anlamda da değerliydi, Konstantin ve Kanuni Sultan Süleyman'ın izlerini orada da takip ettim. Binlerce yıllık tarihin içinde yüzdüm Kudüs'te. Çok da hayret ettim böyle bir şehirle ilgili nasıl bu kadar az kitap yazılmış olabilir diye. Her yerinden ilham fışkırıyor, fantastik bir zaman makinesi gibi adeta. Filistinli'nin ne demek olduğunu da oraya gidince anlayabildim. Filistinlilerle maklube yedim, zahterli zeytinyağına ekmek bandım. İleri gelenleriyle tanıştım, Kudüs'ü onlardan da dinledim. Dönünce bir süre hazmetmek için bekledim. Dünya tarihinin en önemli şehrinden bahsediyoruz. Bütün medeniyetlerin beşiği neredeyse. Sakinleşince önüme Kudüs haritasını açtım, Battuta'n ın rotasını belirledim. O kadar çok okumuştum ve o kadar dikkatle gezmiştim ki, klavyeye parmaklarım değdikçe su gibi aktı hikaye. Kitabı yazarken komik, meraklı ve her şeyi öğrenmeye çalışan bir Kaplumbağa Battuta'ydım ve bir çocuğun yargılamayan, hayret dolu gözleriyle bakarak yazdım cümleleri. Gitmeden önce 1.300 sayfadan fazla kitap okumuştum.
Ama okuduklarımdan çok yaşadıklarımı yansıttım kitaba. 7 yaşında bir çocuğun da anlayabileceği bir pencereden göstermeye çalıştım Kudüs'ü. Ardından hem 7-8 yaşındaki arkadaşlarıma, hem 30-40 yaşındaki arkadaşlarıma okuttum. Beğendiler.
Böylece İslam dünyasında Kudüs'le ilgili yazılmış ilk çocuk kitabı doğdu. Hristiyan ve Yahudilerce yazılmış onlarca çocuklar için Kudüs kitapları vardı. Artık bizde de var.
Sayıları artar inşallah.
Battuta başka nerelere gidecek nasipse?
Kaplumbağa Battuta'nın üçüncü rotası Mekke ve Medine olacak. Ama bu bir pratik kitabı değil, yani umre-hac nasıl yapılır'dan ziyade, bir seyyahın gözünden oradaki duraklar üzerinden kutsal toprakların ruhunu anlatan bir hikaye. Misal aklımda şöyle bir sahne var, her düşündüğümde heyecanlanıyorum: Mescid-i Nebevi'de Kaplumbağa Battuta doğudan batıdan türlü türlü milletlerden insanlarla oturmuş iftar yapıyor. Bu sahneye sadece ramazanda değil her zaman rastlanır biliyorsun ve muhteşem bir şey. Herkes getirdiğini paylaşır, farklı farklı renklerdeki yüzlerde sanki aynı simayı görürsünüz ve aynı iştahla yumulursunuz sofraya. Bir diğer heyecanlandığım sahne de, Kaplumbağa Battuta ve bir çocuğu Medine sokaklarında kovalamaca oynarken çizeceğiz ve hikayesini anlatacağız. Peygamberimiz torunlarıyla Medine sokaklarında kovalamaca oynarmış. Muhteşem değil mi? Ayrıca elbette Hz. İbrahim'i, Hz. Hacer'i, Hz. İsmail'i anlatacağız. Böyle böyle oraların binlerce yıllık ruhunu belirlediğimiz rota üzerinden anlatacağız. Bu kitap için çizerimiz Sümeyye Eroğlu ile beraber Ocak ayında bir umre ziyareti yaptık. Eylül gibi yayınlanacak inşallah kitap.
Sosyal medyada insanların seni bir çeşit "danışman" gibi gördüğünü fark ediyoruz. İnsanlar çocuklarına okuyacak kitap bulamıyorlar mı? Biraz tüyo verir misin bu konuda? Sosyal medyada sadece profesyonel kimliğimi değil, ailemi, yaşam biçimimi, gezdiğim gördüğüm yerleri de paylaşıyorum biliyorsun. Zeynep Sevde gerçek hayatta nasıl biriyse, sosyal medyaya mahrem olanlar hariç olduğu gibi yansıtıyorum. Benim görüşlerime, hayat biçimime yakın olan insanlar da benim seçeceğim bir kitaba güveniyor. Tabi konuyu iyi bildiğimi de biliyorlar, Türkçe ve İngilizce 5 bine yakın çocuk kitabı okudum şimdiye kadar. 10 yıldır bu alanda çalışıyorum. Ama bu danışma hali daha çok doktor olan arkadaşına ağrıyan yerinle ilgili soru sormak gibi. Arkadaşın olduğu için senin için en iyisine karar verip söyleyeceğine güveniyorsun. Sosyal medyada böyle bir konumum var gibi geliyor bana:
Takip edenlerin arkadaşı olan bir çocuk edebiyatı doktoru veya eczacısı. Okuyacak çok fazla kitap var ama çocuk kitapları son yıllarda yeni keşfedilen bir alan. Bu alandaki kârlılığı gören herkes çocuk kitabı yayıncısı oldu. Aslında kârlı değil ama eli kalem tutan birine hikaye yazdırıp telif ödemeden, illüstrasyonlarını internetten indirerek hazırlarsan kâr ediyorsun. Hatta Hindistan pazarını keşfedip telifleri neredeyse bedavaya kitaplar satın alıp üstünkörü çevirip satarsan zengin bile olursun.
(İnşallah kimseye akıl vermiyorumdur) Dolayısıyla piyasada çok kitap var ama hangisine güvenip de alacağına karar veremiyor insanlar ve danışıyorlar.

Zeynep Sevde Paksu
1983’te İstanbul’da doğdu. İlk masalını ilkokul ikinci sınıftayken yazdı. Babası yazdığı çok beğenip daktilosunda temize çekti ve evin başköşesine astı. O gün yazar olmaya karar verdi. Çocukluk ve gençlik yıllarını babasının kütüphanesinde kitap kurdu olarak geçirdi. Kitaplar kadar sevdiği bir başka şey de bilimdi. Yıldızlardan atomlara kadar dünyanın muhteşem bir masal olduğuna inanıyordu. Bu yüzden Yıldız Teknik Üniversitesi’nde fizik okudu. 2002’de bilim teknik editörü olarak iş hayatına girdi. Artık kitapların kamera arkasında yerini almıştı. Birçok dergi, gazete ve yayınevinde editör, çevirmen, muhabir, yayın yönetmeni olarak çalıştı. 2007 yılında çocuk kitapları ve dergileri üreten Taze Kitap’ı kurdu. Okul öncesi ve okul çağı için yayınlanmış 12 çocuk kitabı bulunuyor.
Kitapları İngilizce ve Arapça’ya çevrildi. Hâlâ Taze Kitap bünyesinde her gün masal okuyor, yazıyor ve anlatıyor.
KAPLUMBAĞA BATTUTA KAPLUMBAĞA BATTUTA Reviewed by Habersizim on 10:09:00 Rating: 5

Hiç yorum yok: