Zaman’ın kayyımı ben olmalıydım

Bizim alt komşu zoraki Fetullahçı. Zoraki Fetullahçı şu demek; adam cemaatçi olmak için 10 burs sözü vermiş, bu 10 burs için de 24 ay sıralı çek yazmış.
Kredisi bitip evinin tapusunu almak isteyenler gibi bursun süresinin dolmasını bekliyor. Tam bursun bitmesine yakın 17 - 25 patlamış. Bu da böyle kalmış elinde ‘zekat çekleriyle’. O zekat çeklerini ödemeyim dese yazdıracaklar adamın çekini, zaten çekler Bank Asya’dan. Ona da el kondu filan. Çıkışı yok yani. Adam nasıl bir belaya bulaştığının farkına yeni yeni varıyor. Fetullahçılık da yaramamış adama. Öyle kuzu kuzu çekleri ödüyor. Bi ara bölge imamına gidip “hocam bizim şu çekleri geri alsak” diyesi olmuş; adama 20 Zaman aboneliği kilitleyip evine göndermişler.
Sonra şehir imamını yakalamış bir yerde “hocam bizim şu çekler” diye mırıldanmış, 10 Kurban daha borçlanmış. Bir şekilde ülke imamına ulaşmış. Hocam demiş bizim şu çekleri geri alsam, ödeyemeyeceğim filan. Pat kendini Tacikistan’da bir yurtta müdür olarak bulmuş. En son malını mülkünü harcayıp Amerika’ya gitmiş “Kainat imamı”nın yanına. Adamı Uganda’da altın madeninin ortağı yapmışlar. Tonla borçlanmış. Çıkamıyor adam cemaatten. Yazık.
Şimdi adam toplamda 40 adet Zaman Gazetesi’ne abone. Evin önü Pensilvanya Büfesi gibi. Tüm siteye dağıtıyor, kimse almıyor kapıdan, bir tek bizim yan komşu Nebahat Teyze. O da evinin camlarını silmek için. Geçen gün camda Ali Bulaç’ın kafasını gördüm. Nasıl bastırmışsa silerken, cama izi çıkmış.
Dün Zaman’a kayyım atanınca doğrudan onu aradım. Hacı ne iş, sizin bir ininize daha girmişler, ne düşünüyorsun, dedim. Acı acı gülümsedi. Telefondan hissettim gülümsediğini. Hiçbir şey söylemedi. Kapatmadan “ayakkabı kutuları” filan gibi bir şey söyledi. Ezberindeki cümleler ağzından çıkmıyor, dökülüyordu sanki. En son bir mırıltı gibi “Şefkattepe” çıktı ağzından. Tırlatmış gibiydi. “Hayırlı olsun” dedim. 28 Şubat göndermesi yaptım. Anlamadı. Kafa sünger gibiydi Sıkı bir rehabilitasyona ihtiyacı olduğu kesindi. Fatih Kolejine kayyım olarak atanmayı hayal ettim. Kökten değişimi savunan bir insanım ben.
Neyse.
Sabah ilk iş bayiden bir Zaman Gazetesi satın alacağım. Bayiden Zaman Gazetesi satın alan şanslı ilk 100 kişiden biri olarak. Fakat bugün bi ayar çektim bizim bayiye. Gittim Zaman Gazetesi var mı diye sordum. Müstakil’i bile biliyor. Zaman’ı bilmiyor. “Zaman şey değil miydi ya? Hani Türkçe Olimpiyatları filan” dedi bayideki amca. Dedim yok. Fetullah’ın Gazetesi. He dedi bizim televizyonda onun kanalları çıkmıyor. Bizim hanım Oktay diye birinin yemeklerini yapıyordu zevkle yiyordum. Halkımın Fetullah’a bakışı arızalı yani anlayacağınız.
Sizi şaşırtmayacağım ben de hemen kontenjan dolmadan Zaman’da muhabirlik yapmak için başvuranlardan birisiyim. IBAN’ımı CV’ye eteç edip ik@zaman.com.tr’ye gönderdim. Ersoy Dede diye birinden mesaj geldi. Yazı başına 20 lira teklif etti. %100 artış. AK Parti’nin asgari ücret artışından bile çok. Tabii ki yelkenleri suya indirdim. Daha olmadı gazetede ufak bir köşe isterim. Benim Ali Bulaç’tan neyim eksik. Üstelik gazetenin binası metrobüse yakın. Müstakil’e gelmek için Mall Of İstanbul’un beleş servislerinde kaçak yolculuk yapmaktan bıktım usandım. En azından metrobüsle tek vesait pat diye gelirim gazeteye. Binası havalı filan. İş görüşmesi için akşam gazeteye damladım ama bir abla elime sadeleştirilmiş risale’yi tutuşturup Bank Asya da dahil olmak üzere tüm geçmişlerimiz için dua istedi.
Bi de kalabalıktı gazetenin önü filan. Kesin içeride panda da yoktur. Bi taksiye atlayıp soluğu Müstakil’de aldım.
Ağzını burnunu kırdığım asansör yine bozuktu, ve çay bildiğin bayattı. Bu yazıyı da bana layık gördükleri balataların ortasındaki kırık dökük masada yazıyorum. Dava şuuru filan dediler. Ben de o gazı yedim. Geçmiş olsun.
*Bi de bu Müstakil her şeyin adını değiştiriyor ya, kırk yıllık kayyum’u kayyım diye yazdırıyorlar. Kayyım ne kardeşim. Ezik ezik.
Zaman’ın kayyımı ben olmalıydım Zaman’ın kayyımı ben olmalıydım Reviewed by Habersizim on 09:53:00 Rating: 5

Hiç yorum yok: