Çocuk dediğin 'mutlu' olur

İsteklerimiz vardı çocukluğumuzdan kalan. Heveslerimiz vardı tadını hiç alamadığımız, parasız, pastane günlerinde bıraktığımız.
- “Anne” dedi bir gün kızım. “Şöyle bir oyuncak gördüm reklamda, alır mısın lütfen!”
- “Alamam, çok pahalı” dedim, sanki maziyi anar gibi.
Pollyanna değildik ama Pollyannacılıkla avutuldu arzularımız.
- “Hayalgücünü kullan kızım. Benim gibi. Sen yaşlarında, hayal dünyamda kurguladığım oyuncaklarla oynardım. “Hatırıma geldi de ilk kez izlediğim çizgi filmin sonunu ben olsam şöyle şöyle bitirirdim diyerek girmiştim bu dünyaya.
Atçılık oynardık küçük odadaki divanın o sert minderleriyle anneme yakalanmadan. ‘ Dıgıdık Dıgıdık’ derdik kardeşimle gülüşerek.
Televizyonda gördüğüm buz pateni hevesimi, halının altında kendini saklayan muşambalarda kayarak açığa çıkarırdım, iki adımlık alanda.
Dans ederdim salonda, duyduğumuz ‘Efsane’ şarkısıyla..
Eski, uzunca bir radyomuz vardı annemin vitrinde sergilediği, gelmesi hep beklenen misafir odasında..
O kendini radyo sanıyordu; halbuki benim uçağımın ana kumandasıydı, ben de uçağın pilotu. Olmayan kuleyle ne de bağlantılar kurardım. Kendinden bîhaber radyo.. Neymişsin sen!
Eski çoraplarımdan ne de güzel kuklalardı onlar öyle..
Ya tavandaki demir çıkıntısı.. Az mı ip atıp da salıncak yapardık, sayende sallandık, sallandık, sallandık.
Dedim ya ‘hayalin gücü’.. İnsana neler yaptırıyor.
Sandalyelerin üzerine attığımız çarşaf, hiç der miydi çocukların çadırıyım ben.
Oyun alanımız yoktu sokakta. Aslında sokaktı oyun alanı.. Oynardık güvenle doyasıya..
12 kişilik masamız vardı küçük odada divana eşlik eden. Ne kurul toplantıları yaptım, yönetici edasıyla, aslında hiç kimse olmadan..
El kadar bez bebeklerim vardı 2-3. Öğretmencilik oynardım, öğrencilerimdi onlar benim. Meğer sonra anladım;
İnsanı hayata hazırlayanın hayalgücü olduğunu. Kim derdi ki bu oyunların mesleğime yön vereceğini, o toplantıların hitabetimi geliştireceğini..
Öğrencilerime ‘düşünün, üretin…’ diyorum. Yüzüme bakıyorlar, masum bir ifadeyle.. Haklılar çünkü.
Çocukların hayal etme dünyasını çaldılar, üretkenliklerini azalttılar, düşünme becerilerini kısıtladılar teknolojiyle, her şeyi hazır halde sunarak önlerine.
Sorunlarının çözümünü bir tıkla öğreniyor, eğer çözümse..
Dil çevirisini internet yapmış.. Matematiği hesap makinesi çözmüş.. Oyunlarsa ah o oyunlar, tabletin içine sıkıştırılmış.. Anne-baba da zamanın nasiplerinden istifadede.. grup arkadaşlığı, internet fenomenliği, ‘kim ne demiş’ takipçiliği v.s. v.s.
Bir elimizde kumanda, bir elimizde telefon.. Çocuklara kalmadı kucak!
Kimin umurunda. Benim, senin, hepimizin umurunda. Öyle de olmalı..
Neslimize sahip çıkalım avuçlarımızdan kaymadan.
Sanal dünya sunmayalım çocuklarımıza, hayal dünyası sunalım.
Mutlu olalım çocuklarımızla, mutluluğu yaşatalım onlara. Hakiki mutlulukları ama, sanal olmayanları, yalan olmayanları, asıl olanları…
Seval Can Çelik
Çocuk dediğin 'mutlu' olur Çocuk dediğin 'mutlu' olur Reviewed by Habersizim on 15:33:00 Rating: 5

Hiç yorum yok: