9- Onların önlerine ve arkalarına setler koyduk ve onları çepeçevre kuşattık. Bu yüzden görmezler.
İnkarcıların içyüzünü tanıyoruz. Önündeki ve ardındaki seddi görecek halde değildir. Engellendiğinin farkına varmaz. Hata kendinin doğru yolda olduğunu bile zannedebilir. İleri derecede körlük. Gece körlüğü gibi görüşleri zayıflamıştır. Manevi bir körlük.
Her yöneldikleri yöne bir set çekilmiştir. O set sanki ona yapışmış bir duvar. Sağa, sola, öne, arkaya çaresizce duvarıyla boğuşan, debelenen biri gibi. Sıkıntı, bunalım ve huzursuzluk içerisinde. Bir yolda ilerlemekte olan birisine gittiği yolun hem önü hem arkası kapanırsa o kişi artık orada helak olacak demektir. İki set arasına sıkışıp kalmıştır. Mahsur haldeler. Bu setler yüzünden bir şey göremezler.
İman yolları kapatılmıştır. Allah azze ve celle’nin yazılı Kur’an ayetlerini ve görünen yer, gök ayetlerini görmekten mahrumlar.
Kuran okuduğun zaman senin ile ahirete inanmayan kimseler arasına görünmeyen bir perde çekeriz. İsra 45
Kur’an-ı Kerim’e bakışı bozuk olan ın neyi görmesi beklenebilir? Kendisine Kitap ulaşıp da kabul etmeyenin doğası elbette bozulmaya yüz tutacaktır. Artık engeller onları beklemektedir. Önden ve arkadan sarılmış gibidirler. Gerçeği görmek için etrafa bakamazlar. Kendilerinden kaynaklanan önyargılar, haset, bencillik, mal hırsı, dünya tutkusu onları değiştirdikçe değiştirdi. İşledikleri günahlardan dolayı kalpleri karardı. Sevdikleri ve sevmedikleri şeyler böylece farklılaştı. Zira kalp karar merkezidir. Karar değişince hayat değişecektir.
Kendi geçmişlerini değerlendirmek için bile şöyle geriye dönüp bakamazlar. Dün fakirken bugün zenginleşmeleri, bir ara hastayken şimdi sağlıklı oluvermeleri ve daha nice hatıraları anlamlandıracak halde değillerdir. Geçmişlerini olduğu gibi, geleceklerini de değerlendirme yeterliliğine sahip değiller. İstikbal diye düşündükleri birkaç diploma, makam, mülk vb. maddi olaylarla sınırlıdır. Önlerindeki ölümü, toprağın altını, yeniden dirilmeyi, mizanı, hesap vermeyi, cenneti, cehennemi akıllarına bile getiremezler. Hem arkada bırakılmakta olan dünya hayatı hem de önde bulunan ahiret hayatı hakkında aldanmışlardır. Kendileri ile hakarasında çarpıcı bir engel var. İman ile aralarına setler çekilmiş. Hakkı görüp iman ederek, hidayete eremezler. Yolunu görmeyen körler gibi, iman körleri de hak yolunu göremezler.
Allah’ın onu yaratması ardında kalmıştır. Önünde Allah’a ulaşmak söz konusudur. Ne ardına bakıp yaratılışını düşünecek, ne de önündeki Allah’ın rızasını arayacak durumdadır. Ruhsal durgunluk, durağanlık, donmuşluk içindedir. Ne ileri gidebilir. Ne geri gelebilir. Kendi zindanının duvarlarına kısılıp kalmıştır. Gerek kendinden, gerek çevresinden gelen kısıtlamaların esiridir. Hem doğuştan gelen kabiliyetlerini sakatlayarak ardında bırakmış, hem de önündeki çabalamakla kazanacağı kabiliyetlerini israf etmiştir. Tarihin, çevrenin getirdiği dayatmalar, süslemeler hayli etkili olmuş iman etmemeye kesin karar vermişlerdir.
Onların yanına bir takım yardakçılar koyarız da geçmişlerini geleceklerini onlara güzel gösterirler. Fussilet 25
Tefsirini yapmakta olduğumuz Yasin suresi 9. ayetin nuzül sebebi olan İbn kesir, Taberi ve Kurtubi’nin tefsirlerinde yer alan şu rivayetler Hz. Peygamber sav. e karşı suikast planlayanların sadece kalp gözü ile değil aynı zamanda dünya gözü ile de, nasıl görmez hale geldiklerini haber veren örneklerdir; İkrime’den naklediliyor. Ebu Cehil; Muhammed’i görürsem mutlaka şöyle ve şöyle yaparım, dedi. Bunun üzerine «Doğrusu Biz; onların boyunlarına, çenelerine kadar varan demir halkalar geçirdik. Bunun için artık baş ları yukarı kalkıktır. Önlerinden bir set ve arkalarından da bir set çek-mişizdir. Gözlerini perdelemişizdir. Bu yüzden artık göremezler. » ayeti nazil oldu. İkrime der ki:
Ebu Cehil’e; işte şu Muhammed’dir, diyorlar dı da o, nerede o? Nerede o? diyor ve göremiyordu.
Muhammed İbn İshak’dan naklediliyor: Bize Yezid İbn Ziyad Muhammed ibn Ka’b’ın şöyle dediğini nakletti: Halkın oturduğu bir sırada Ebu Cehil dedi ki: Siz kendisine uyduğunuz takdirde Muhammed sizin kral lar olacağınızı iddia ediyor. Öldüğünüz zaman tekrar dirileceğinizi öne sürüyor. Ürdün bahçelerinden daha güzel bahçelerinizin olacağım söy lüyor. Ona muhalefet ettiğiniz zaman da bütün bunlardan alıkonacağınızı, öldükten sonra dirilip cehennemde azap göreceğinizi haber veriyor. Bu sırada Hz. Peygamber çıkageldi elinde bir avuç toprak vardı. Allah Teâlâ onların gözlerini kapadı, Rasûlullah (s.a.v.) o toprağı baş larının üzerinden serpiyor ve Yasin suresinin baş tarafını okuyordu: «Ya-Sin, Kur’an-ı Hakim’e andolsun ki...» nihayet «Önlerinden bir set ve arkalarından da bir set çekmişizdir. Gözlerini perdelemişizdir. Bu yüzden artık göremezler.» ayetine gelince; Rasûlullah (s.a.v.) ihtiyacını gidermek için çıkıp gitti. Onlar Hz. Peygamberin gireceği kapıdan gir mesini hâlâ bekleyeduruyorlardı. Sonra evden bir başkası dışarı çıktı ve; niye bekliyorsunuz? dedi.
Onlar; Muhammed’i bekliyoruz, dediler, O da; Muhammed buradan çıktı, dedi. Hepinizin başına toprak serpti, sonra da ihtiyacını gidermek için çıktı gitti, dedi. Onlardan her biri başındaki toprağı silkelemeye koyuldu. İkrime der ki: Hz. Peygambere Ebu Cehil’in sözü ulaştırıldığında buyurdu ki: Evet, ben de bunu söylüyorum. Ben onları keseceğim. Ebu Cehil de bunlardan birisidir.
Mehmet Akar
İnkarcıların içyüzünü tanıyoruz. Önündeki ve ardındaki seddi görecek halde değildir. Engellendiğinin farkına varmaz. Hata kendinin doğru yolda olduğunu bile zannedebilir. İleri derecede körlük. Gece körlüğü gibi görüşleri zayıflamıştır. Manevi bir körlük.
Her yöneldikleri yöne bir set çekilmiştir. O set sanki ona yapışmış bir duvar. Sağa, sola, öne, arkaya çaresizce duvarıyla boğuşan, debelenen biri gibi. Sıkıntı, bunalım ve huzursuzluk içerisinde. Bir yolda ilerlemekte olan birisine gittiği yolun hem önü hem arkası kapanırsa o kişi artık orada helak olacak demektir. İki set arasına sıkışıp kalmıştır. Mahsur haldeler. Bu setler yüzünden bir şey göremezler.
İman yolları kapatılmıştır. Allah azze ve celle’nin yazılı Kur’an ayetlerini ve görünen yer, gök ayetlerini görmekten mahrumlar.
Kuran okuduğun zaman senin ile ahirete inanmayan kimseler arasına görünmeyen bir perde çekeriz. İsra 45
Kur’an-ı Kerim’e bakışı bozuk olan ın neyi görmesi beklenebilir? Kendisine Kitap ulaşıp da kabul etmeyenin doğası elbette bozulmaya yüz tutacaktır. Artık engeller onları beklemektedir. Önden ve arkadan sarılmış gibidirler. Gerçeği görmek için etrafa bakamazlar. Kendilerinden kaynaklanan önyargılar, haset, bencillik, mal hırsı, dünya tutkusu onları değiştirdikçe değiştirdi. İşledikleri günahlardan dolayı kalpleri karardı. Sevdikleri ve sevmedikleri şeyler böylece farklılaştı. Zira kalp karar merkezidir. Karar değişince hayat değişecektir.
Kendi geçmişlerini değerlendirmek için bile şöyle geriye dönüp bakamazlar. Dün fakirken bugün zenginleşmeleri, bir ara hastayken şimdi sağlıklı oluvermeleri ve daha nice hatıraları anlamlandıracak halde değillerdir. Geçmişlerini olduğu gibi, geleceklerini de değerlendirme yeterliliğine sahip değiller. İstikbal diye düşündükleri birkaç diploma, makam, mülk vb. maddi olaylarla sınırlıdır. Önlerindeki ölümü, toprağın altını, yeniden dirilmeyi, mizanı, hesap vermeyi, cenneti, cehennemi akıllarına bile getiremezler. Hem arkada bırakılmakta olan dünya hayatı hem de önde bulunan ahiret hayatı hakkında aldanmışlardır. Kendileri ile hakarasında çarpıcı bir engel var. İman ile aralarına setler çekilmiş. Hakkı görüp iman ederek, hidayete eremezler. Yolunu görmeyen körler gibi, iman körleri de hak yolunu göremezler.
Allah’ın onu yaratması ardında kalmıştır. Önünde Allah’a ulaşmak söz konusudur. Ne ardına bakıp yaratılışını düşünecek, ne de önündeki Allah’ın rızasını arayacak durumdadır. Ruhsal durgunluk, durağanlık, donmuşluk içindedir. Ne ileri gidebilir. Ne geri gelebilir. Kendi zindanının duvarlarına kısılıp kalmıştır. Gerek kendinden, gerek çevresinden gelen kısıtlamaların esiridir. Hem doğuştan gelen kabiliyetlerini sakatlayarak ardında bırakmış, hem de önündeki çabalamakla kazanacağı kabiliyetlerini israf etmiştir. Tarihin, çevrenin getirdiği dayatmalar, süslemeler hayli etkili olmuş iman etmemeye kesin karar vermişlerdir.
Onların yanına bir takım yardakçılar koyarız da geçmişlerini geleceklerini onlara güzel gösterirler. Fussilet 25
Tefsirini yapmakta olduğumuz Yasin suresi 9. ayetin nuzül sebebi olan İbn kesir, Taberi ve Kurtubi’nin tefsirlerinde yer alan şu rivayetler Hz. Peygamber sav. e karşı suikast planlayanların sadece kalp gözü ile değil aynı zamanda dünya gözü ile de, nasıl görmez hale geldiklerini haber veren örneklerdir; İkrime’den naklediliyor. Ebu Cehil; Muhammed’i görürsem mutlaka şöyle ve şöyle yaparım, dedi. Bunun üzerine «Doğrusu Biz; onların boyunlarına, çenelerine kadar varan demir halkalar geçirdik. Bunun için artık baş ları yukarı kalkıktır. Önlerinden bir set ve arkalarından da bir set çek-mişizdir. Gözlerini perdelemişizdir. Bu yüzden artık göremezler. » ayeti nazil oldu. İkrime der ki:
Ebu Cehil’e; işte şu Muhammed’dir, diyorlar dı da o, nerede o? Nerede o? diyor ve göremiyordu.
Muhammed İbn İshak’dan naklediliyor: Bize Yezid İbn Ziyad Muhammed ibn Ka’b’ın şöyle dediğini nakletti: Halkın oturduğu bir sırada Ebu Cehil dedi ki: Siz kendisine uyduğunuz takdirde Muhammed sizin kral lar olacağınızı iddia ediyor. Öldüğünüz zaman tekrar dirileceğinizi öne sürüyor. Ürdün bahçelerinden daha güzel bahçelerinizin olacağım söy lüyor. Ona muhalefet ettiğiniz zaman da bütün bunlardan alıkonacağınızı, öldükten sonra dirilip cehennemde azap göreceğinizi haber veriyor. Bu sırada Hz. Peygamber çıkageldi elinde bir avuç toprak vardı. Allah Teâlâ onların gözlerini kapadı, Rasûlullah (s.a.v.) o toprağı baş larının üzerinden serpiyor ve Yasin suresinin baş tarafını okuyordu: «Ya-Sin, Kur’an-ı Hakim’e andolsun ki...» nihayet «Önlerinden bir set ve arkalarından da bir set çekmişizdir. Gözlerini perdelemişizdir. Bu yüzden artık göremezler.» ayetine gelince; Rasûlullah (s.a.v.) ihtiyacını gidermek için çıkıp gitti. Onlar Hz. Peygamberin gireceği kapıdan gir mesini hâlâ bekleyeduruyorlardı. Sonra evden bir başkası dışarı çıktı ve; niye bekliyorsunuz? dedi.
Onlar; Muhammed’i bekliyoruz, dediler, O da; Muhammed buradan çıktı, dedi. Hepinizin başına toprak serpti, sonra da ihtiyacını gidermek için çıktı gitti, dedi. Onlardan her biri başındaki toprağı silkelemeye koyuldu. İkrime der ki: Hz. Peygambere Ebu Cehil’in sözü ulaştırıldığında buyurdu ki: Evet, ben de bunu söylüyorum. Ben onları keseceğim. Ebu Cehil de bunlardan birisidir.
Mehmet Akar
Yasin Suresi Tefsiri - 7
Reviewed by Habersizim
on
09:42:00
Rating:

Hiç yorum yok: