Ve yine bir gece vakti...
Her zamanki yokluğun içimde hırçınlaşmış, yaşama tutunmama vargücüyle engel oluyordu.
Dağınık saçlarım ve kirli kıyafetlerimden ötürü; beni koşarken gören insanların tiksinçleştirici derecede bakışları canımı hiç yakmıyordu senden ziyade.
Bir köşe başında iç çektim. Sırtımı soğuk duvara yaslayıp yere çöktüm.
Kendi kendime konuşuyordum. Bazen de seninle.
Sana var olan tüm sessizliğimle bağırıyordum ve dinlemiyordun beni. Haykırışlarımı hiç duymuyordun.
Kış vakti yolunu şaşırmış bir martı misali, kayboluşumun verdiği hazdan tat almaya çalışıyordum.
Sondan bir önceki gün, bugün olmalı.
Nerede olduğumu bilmeden, ellerimi cebime atmış, düşüncelerimle dövüşe dövüşe yürüyordum.
Birden çok tanıdık bir melodiyle irkildim ve başımı çevirdiğimde, seni gördüm.
Arkanı dönmüş, müziğin geldiği yere bakıyordun.
Saçların çok güzeldi...
Ellerimi cebimden çıkardım ve yoldan geçen arabalara aldanmadan sana koştum.
Her adımımda yavaşça kayboluyordun.
Ah bir tutabilseydim... arkanı dönseydin, bir kez baksaydın bana.
Seni günlerce aç kalmış ve bir ekmeği sımsıkı tutmuşcasına mutlu bir şekilde sarardım.
Bir yalnızlık melodisi çalıyordu. İkimizin şarkısıydı bu adsız türkü.
Gidişine ritim tutmuş, el çırpıyordu aklımın çalışmayan yanı.
Biraz da buradaki duvar dibinde oturdum.
Betondan ziyade beni toprak çeker olmuştu be gülüm.
Yere gelişigüzel uzandım.
Kaldırım mı soğuktu, yoksa sen mi yoktun bilmiyorum... üşümüştüm.
Şimdi sen gelsen tam şu nakaratta, mecnun halt ederdi be gülüm.
Yüreğimin dağınıklığına aldanma gel.
Senden sonra hiç toparlayamadım, kusura bakma.
Fatih Koca - @yazarmusveddesi
Her zamanki yokluğun içimde hırçınlaşmış, yaşama tutunmama vargücüyle engel oluyordu.
Dağınık saçlarım ve kirli kıyafetlerimden ötürü; beni koşarken gören insanların tiksinçleştirici derecede bakışları canımı hiç yakmıyordu senden ziyade.
Bir köşe başında iç çektim. Sırtımı soğuk duvara yaslayıp yere çöktüm.
Kendi kendime konuşuyordum. Bazen de seninle.
Sana var olan tüm sessizliğimle bağırıyordum ve dinlemiyordun beni. Haykırışlarımı hiç duymuyordun.
Kış vakti yolunu şaşırmış bir martı misali, kayboluşumun verdiği hazdan tat almaya çalışıyordum.
Sondan bir önceki gün, bugün olmalı.
Nerede olduğumu bilmeden, ellerimi cebime atmış, düşüncelerimle dövüşe dövüşe yürüyordum.
Birden çok tanıdık bir melodiyle irkildim ve başımı çevirdiğimde, seni gördüm.
Arkanı dönmüş, müziğin geldiği yere bakıyordun.
Saçların çok güzeldi...
Ellerimi cebimden çıkardım ve yoldan geçen arabalara aldanmadan sana koştum.
Her adımımda yavaşça kayboluyordun.
Ah bir tutabilseydim... arkanı dönseydin, bir kez baksaydın bana.
Seni günlerce aç kalmış ve bir ekmeği sımsıkı tutmuşcasına mutlu bir şekilde sarardım.
Bir yalnızlık melodisi çalıyordu. İkimizin şarkısıydı bu adsız türkü.
Gidişine ritim tutmuş, el çırpıyordu aklımın çalışmayan yanı.
Biraz da buradaki duvar dibinde oturdum.
Betondan ziyade beni toprak çeker olmuştu be gülüm.
Yere gelişigüzel uzandım.
Kaldırım mı soğuktu, yoksa sen mi yoktun bilmiyorum... üşümüştüm.
Şimdi sen gelsen tam şu nakaratta, mecnun halt ederdi be gülüm.
Yüreğimin dağınıklığına aldanma gel.
Senden sonra hiç toparlayamadım, kusura bakma.
Fatih Koca - @yazarmusveddesi
Dikenli güllerin acıtmayan yanı
Reviewed by Habersizim
on
10:12:00
Rating:

Hiç yorum yok: