Müslümanların diğer surelere nispetle daha fazla ilgisi olan mübarek Yasin suresi risaletin Mekke döneminde Cin suresinden sonra Furkan suresinden önce nazil olmuştur. Kur’an-ı Kerim’de Fatır suresinden sonra Saffat suresinden önce, 36. sırada yer almakta olup 83 ayettir.
Yasin suresinin özel ismi Yasin suresidir. Bununla beraber surenin özelliklerinden hareketle birçok adlandırmalar da yapılmıştır. Sureyi okuyup, gereğince amel edene şeref katmasından dolayı ‘azime’, dünya ve ahretin sıkıntılarını yok etmesinden dolayı ‘muamimme’, kişiyi canlandırmasıyla ve imanın kalbi mesabesindeki haşri, neşri anlatmasıyla ‘Kur’an’ın kalbi’, islamı müdafaa etmesiyle ‘dafia’, gafiller hakkında hükmü bildirmesiyle ve isteklerin hasıl olması nedeniyle ‘el kadiye’ gibi çeşitli adlandırmaları sayabiliriz.
Sureye, tarihten verilen bir örnekte şehrin kenar semtlerinden Peygamberleri ve İslamı savunmak için koşup gelen mücahitin hatırasına Habibi Neccar suresi diyenler de olmuştur. Yasin suresinin kitabımızda bulunmakta olduğu konumu değerlendirmeliyiz. Kitabımızda Fatır suresi Yasin suresinden hemen önce yer alır. Her iki sure arasındaki münasebetlerin bir kısmı şunlardır:
Yasin suresi 83 ayet, Fatır suresi 45 ayet olmasına rağmen neredeyse her iki sure de aynı uzunluktadır. Fatır suresi ‘Allah kullarını görüyor’ diye biterken, Yasin suresi 3. ayette ‘sen gönderilen peygamberlerdensin.’ Diyerek Hz. Peygamber (sav)’i görmesi ile başlamaktadır. Fatır suresi 18. Ayette ‘seni görmedikleri halde halde rabblerinden korkanları ve namaz kılanları uyarırsın’ denilmekte Yasin suresi 11. Ayette ‘Sen ancak zikre (Kur’an’a) uyan ve görmeden Rahmân’dan korkan kimseyi uyarabilirsin.’ buyurulmaktadır.
Her iki surede de ilahi kudretin kainattaki delilleri anlatılmaktadır;
Fatır suresi 13. Ayette ‘Allah, geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar; güneş ve ayı emri altına almıştır. Her biri belirtilmiş bir süreye kadar akıp gider.’ Denirken benzer şekilde Yasin suresi 37-39 ayetlerde ‘Gece de onlar için bir ibret alâmetidir. Biz ondan gündüzü sıyırıp çekeriz de onlar karanlıklara gömülürler. Güneş, kendisi için belirlenen yerde akar (döner). İşte bu, azîz ve alîm olan Allah’ın takdiridir. Ay için de birtakım menziller (yörüngeler) tayin ettik. Nihayet o, eğri hurma dalı gibi (hilâl) olur da geri döner.’ buyurulmaktadır. Fatır suresi 12. Ayette ‘Allah’ın lütfundan (nasibinizi) arayıp da şükretmeniz için gemilerin, denizi yarıp gittiğini görürsün.’ Denirken Yasin suresi 41. Ayette ‘41Onların zürriyetlerini dopdolu bir gemide taşımam ız da onlar için büyük bir ibrettir.’ buyurulmaktadır.
Her iki surede de Rasulullah (sav)’e şair denilmektedir. Her iki surede de Hz. Peygamber (sav)’e azap ne zaman diye soruluyor. Yasin suresinin, kitabımızda kendisinden hemen önce yer alan Fatır suresi ile olduğu gibi kendisinden hemen sonra yer alan Saffat suresi ile bağlantısından söz etmeliyiz. İtikat konuları her iki surede yer alır.
Yasin suresinde ahrette inkarcıların halleri genel olarak anlatılırken Saffat suresinde ayrıntılı anlatılır. Yasin suresinde hesap, kıyamet ne zaman diye sorarlarken Saffat suresinde azap ne zaman diye sorarlar. Her iki surede de haşr, neşr, sura üfürülmesi anlatılırken Saffat suresinde ilaveten cehennem manzarası anlatılır. Müşriklerin Peygamber (as) için şair, Kur’an-ı Kerim’e şiir iddiası her iki surede de yer alır. Yasin suresinde nutfe ifadesi yer alırken Saffat suresinde yapışkan çamur tasviri yer alır. Örnekler çoğaltılabilir. Kitabımızda arka arkaya yer alan surelerin aralarında anlam ve ilgi bağı olduğu, mevcut sıralamanın tesadüfi olmadığı bilinmelidir. Yasin suresi Peygamber (sav) in Mekke döneminin ortalarında gelmiştir.
12. ve 27. ayetlerin Medine’de geldiğini öne sürenler olmuşsa da Yasin suresi Peygamber (sav) in Mekke döneminin ortalarında gelmiştir. Müslümanlarla alay etmenin, hakaretin, işkencenin yoğunlaştığı toplumda, dine sahip çıkanların da olduğu dönemlerdir. Cahiliye Mekke’sinin önde gelen müşriklerinden As bin Vail, tıpkı Yasin suresi 78. Ayetinde yer aldığı gibi; Kendi yaratılışını unutarak bize karşı misal getirmeye kalkışıyor ve: “Şu çürümüş kemikleri kim diriltecek?”
diyor
Eline aldığı kemik parçalarını ufalayıp, Peygamberimize (sav) bu toz toprak olmuş kemikler mi diriltilecek diye alay etmişti. Rasulullah (sav) cevaben: ‘Allah seni öldürür sonra diriltir ve cehennemine kor’ demiştir. O her şeye gücü yeten, muktedir bir ilahtır. Sure temel itikadi ve ahlaki konuları esas alır. Ana tema tevhid, ahret ve risaletdir. Ölüm ve yeniden diriliş Yasin suresinde tekrar tekrar gündeme gelmektedir. Yeniden diriliş, hesaba çekilmenin tartışılmazlığı ve bunun sonucu olarak insanın ahlaki sorumluluğu ön plandadır.
Surenin konularını kısaca gözden geçirelim:
Toplumu uyarmak için gelmiş olan Hz. Peygamber (sav) hak elçidir. Getirmiş olduğu Kur’an-ı Kerim hak kitaptır. Kitap ve peygamber gönderen Allah’ın birliği, kudreti, ilmi hakkında bilgi verilir. Sadece Yasin suresinin değil, Kur’an-ı Kerim’in tamamının en esaslı konusu Allah’tır ve O’nu tanıtmak için gelmiştir diyebiliriz. Rahman, rahim, alim, habir, kahhar, cabbar vb. oluşunu anlatır. Bu şekilde rabbimizin ‘nasıl bir Allah’ olduğunu öğreniriz. Bizden neler isteyen bir Allah olduğunu da öğreniriz. Namaz, oruç, zekat, sabır, şükür vb. ister. Neler istemeyen bir Allah olduğunu da öğreniriz. İsyan, günah vb. istemeyen bir Allah’tır. Bunları ‘neden’ ister? İşlerin sonuuc olan, ahreti var eden bir Allah’tır. Yani Kitabımız her ayetinde kime kul olalım, nasıl kul olalım, neden kul olalım sorusuna cevap verir. Bütün bu konular Yasin suresinde özet halindedir. Yasin suresinde Allah’ın birliğini yani tevhidi anlatmak için kainatdan örnekler verilir. Kainattaki ayetlere, işaretlere bakıp rabbimizi öğrenmeye başlarız. Kuru toprak canlanmakta ve nice meyveler, sebzeler çıkmakta, gece ve gündüz deveran edip durmakta, ay halden hale geçmekte, güneş bir yönde akıp gitmekte, suyun kaldırma kuvveti ile gemiler yüzmekte, yeşil bir ağaca yanma kabiliyeti verilmekte, etiyle, sütüyle ve binek olarak hayvanlardan yararlanılmakta, insan bir nutfeden yürüyen, koşan, konuşan bir varlık olmaktadır. Ve daha sayısız şeyler. Kainata boş boş değil ibret nazarı ile bakılmalıdır. Bütün bunları yaratan, öldüren, ölenleri tekrar dirilten Allah azze ve celledir. Yaratıcı O’dur. Birdir. Ortağı yoktur. Her şeyi yaratan O’dur. Hükümranlık da O’nundur, idare de O’nundur. Herkes ve her şey O’na dönecektir. Kulluk ve şükür her şeyi veren Allah’a olmalıdır. Yasin suresinin ahret konusu yanında öne çıkan bir diğer konusu risalettir, peygamberlik ve peygamberlerin getirmiş oldukları vahiydir.
Peygamberler insanları belirli hedeflere yönlendirir. İnsanların yapmaları ve yapmamaları gerekenlere dikkat çekerler. Hesap gününü hatırlatır. Muhalefet edenleri uyarır ve ahreti inkar edenlerin nasıl pişman olduğunu anlatır. Risalet her işin başıdır ve kalbidir. Risaletin özü vahiye muhatap olmaktır ve bu bütün hakikatlerin kalbidir.
Hz. Peygamber (sav) Tırmızi’de yeralan şerefli bir sözlerinde şöyle demektedir: “Her şeyin bir kalbi (özü) vardır. Kuran’ın kalbi de Yasin dir. Kalp hayati heyecanın kaynağıdır. Bedenin sıhhatine bedel olan kalbe benzeyen bir suredir Yasin suresi. Kur’an’a işaret ederek başlayan Yasin suresi Kur’an’ın kalbidir. Peygamberler göndererek, kitaplarindirerek, ahrete hazırlayarak kişilerin desteklenmesi, yükseltilmesi böylece olgunlaşmalarını sağlamak, doğru yola girmelerini sağlamak demektir. Tevhid, risalet, ahret, haşr, neşr kalbin amelleridir. Haşre iman eden ateşten korkar. Cenneti ister. Günahlar insanın hastalıkları gibidir ve kalbe düşen lekelerdir. Haşre iman eden günahtan kaçar, taatlere koşar. Kalbe bunlar yerleşmelidir. Gafletten ve nice şeytanlıklardan insanın kurtuluşu kalbinin ıslah ı ile mümkündür. İnancın merkezi olan kalp, Kur’an’ın kalbi olan Yasin suresi ile dirilir. Kur’an’dan nasibini alan kalbinin de payını alacaktır. Bu kişinin haline tavrına yansıyacak demektir. Yasin suresi bu anlamda da Kur’an’ın kalbidir. Suremiz, dinin odak noktası diye nitelenebilecek konuları içeren Kur’an’ın çarpan kalbidir. İnsan kalbini etkileyen, vicdanı güçlü şekilde uyaran sahneler ard ardına yer alır. Mesajları hızlı ve tempoludur. Duyguları harekete geçiren, katılaşan gönüllere incelikler serpiştiren etkileyici uslüp nedeniyle de Kur’an’ın kalbi denilmiştir.
Surenin en çok öne çıkan konusu olarak ahrete iman, imanın kalbi mesabesindedir. Yasin suresi ahret hakkında düşünmeye teşvik ediyor. İnsanın ‘neden’ sorusunu sorması isteniyor. Neden oluyor bütün bu herşey ama herşey diye sorması bekleniyor. İnsan bu soruya ‘hiç’ yanıtı verirse ahrete inanmasına gerek kalmayacaktır. İnsanlık şimdiden uyarılıyor. Cehennemle korkutuluyor. Cennetin çekiciliği tasvir ediliyor. Ahrete inanmayanlara şu sürekli canlanan ve ölen tabiat örnek veriliyor. Bütün yaratıkların O’nun ol demesiyle oluyor. Öl demesiyle ölüyor. Allah azze ve cellenin huzuruna çıkılması, nihai adaletin sağlanması ve ahretteki ceza veya ödülün makul ve mümkün olması büyük önem taşıyor. Bu insan ın aşırı arzularını dizginler, gafletini giderir. Sorumluluk ortamı oluşur. Hesabı verilecek bir hayat yaşanır. Ahreti inkar eden, sorumluluğu da inkar etmektedir. Fakat inkar etmek hesap günü gerçeğini ortadan kaldırmaz
Hz. Peygamber’in (sav) konumu yücedir. Şirk hakim bir topluma tevhidi ve merhameti yerleştirmek için geldi. Kur’an’a şiir diyen, sahte ilahlara hem tapan hem de taptıkları ilahları korumak zorunda olan müşriklerin delillerini geçeriz kılmak ve şüphelerini ortadan kaldırmak için sabır ile mücadele etti. Surede hak yola çağıran elçilere bir örnek verilir. Vahyi benimsemeyen, ona inanmayan, uğursuz diye yaftalayan, karşı gelen, hatta ortadan kaldırmak isteyen toplumlara örnek olmak üzere tarihten bir kıssa yer alır. Önyargılı, kibirli, inatçı bir toplum. İşte bu toplumda her zorluğa karşı tebliğ eden ve bunun için ücret talep etmeyen, Allah yolunda şehit olmanın mağfiret olduğunu bilen tevhidi soylu bir hareket vardır. Elçileri tanımayan, ayetlere kulak vermeyen, nimetlere şükretmeyen, merhametsiz, ahreti tanımayan toplum bir çığlıkla helak olup gider, ve onlara cehennem yolu görünmüştür. Öyle bir azabın inmesine gerek kalmadan bir çığlık yetmiştir haklarından gelmeye. İnkarcı milletlerin yokoluş sahneleri bir ibret vesikasıdır artık. Çıkarından başka düşüncesi olmayan gafillerin sonu budur. Pişmanlık artık faydasız.
Bu kıssa vesilesiyle sabır ve sebat eğitimi verilmiş olur. İnancı sağlam, müslüman şahsiyetine sahip nesiller yetiştirirken Yasin suresinin göz önüne alınması gerektiği hatırlatılmış olur. Tarihe ibret nazarı ile bakılmalıdır. Kafirler islama karşı inatçılık sergiler. Anormal kibirleri gerçeği görmelerini engeller.
Allah azze ve celle Rasülünü Kur’an’la desteklemekte ve yükseltmektedir. Kur’an’ın kalbi olan Yasin suresi kitabımızın tüm surelerine sanki canlılık göndermektedir. Sanki diğer sureler Yasin suresinin bir uzantısıdır. Yasin suresi hakkındaki bilgi arttıkça diğer sureleri daha güzel anlamak mümkün olmakta, aynı şekilde diğer surelerle yakınlık arttıkça Yasin suresine daha çok nufuz edilmektedir. Bu noktada birde ölenler için ve ölmekte olanlara Yasin suresi okunmasını değerlendirmeliyiz.
Rasullulah (sav): “Ölüleriniz için Yasin-i Şerif’i okuyun.” (ebu davud) “Ölmek üzere olanlarınıza Yasin okuyunuz.”(ebu davud) buyurmaktadır.
Ölmek üzere iken okunması rahmet ve bereketin inmesi canının kolay çıkması içindir. Ölüm döşeğinde kişi ahretle yüzleşmektedir ve ahrete hazırlık oluşturur. Kur’an-ı Kerim’i okumak için yeterli zamanın, imkan ın olmadığı durumda Yasin suresi ile kitabın özeti süratle muhataba ulaştırılmaktadır. Önceden sureyi bilip uygulayana Yasin okunmasının ölüm esnasında faydalı ve hatırlatıcı olacağı aşikardır. Ömründe Kur’an’la iç içe olanlar o sıkıntılı dar zamanda okunanları daha kolay hatırlayacaktır. Daha önce sureyle tanışmamış olan ne kadar güzel tilavet edilirse edilsin duyduklarından yeterince yararlanamayacak ve zor durumda kalacaktır. İnsanlarölüm yaklaşmadan Kur’an’ı ve Yasin suresini bilmeli, tabir caizse telkin öncelikle sağlıklı günlerde verilmelidir. Surenin ne anlattığını, konusunu, anlamını bilmek gerekir. Yasin suresi metin olarak, anlam olarak ve kavrayış olarak kişinin ezberinde olsa ne güzel olur. İnsanın ezberinde olan kalbine daha kolay yerleşecektir.
Sureyi ezberlemenin bir teyp gibi ezberlemekten ötede olduğu izah bile gerektirmez. Bir şeyi iyi kullanmak demek onu iyi öğrenmek demektir. Hakkında malumat sahibi olmaktan ileri bir şeydir. Öğrenilen şeyin muhtevasına göre hayat yaşanır. Artık öğrenilenler ete kemiğe karışmış, tabiri caizse ezberlenmiş, kişinin şahsiyetinde yer etmiştir. Bu çerçevede müslümanlar birbirlerine Yasin okusalar, anlatsalar ne de güzel olacaktır. Birbirlerine Kur’an’ın hak olduğunu gündem yapmalı, Allah, risalet, kıyamet anlatmalı, salih amellere sahip olmayı teşvik etmelidirler. Her yerde Yasin suresi okunabilmelidir. Çarşıda, pazarda, okulda, evde vs. her yerde okunmalıdır. Herkese sürekli Yasin suresi okunmalı, telkin edilmelidir. Çünkü ölüm herkese çok ama çok yakındır. Herkes ölmektedir.
Sadece ölenlere değil ölümcül dertlere düçar olanlara da okumalıdır. Yasin suresini anlayarak, emir ve yasaklarına uygun hareket eden diriliyor demektir. Sureler okuyanından değişiklikler ister. İnanışları, anlayışları, ortamları, hal ve gidişlerini gözden geçirmeleri beklenir. Yasin okumak hayatımıza nice güzellikler, sevinçler katar. Bu mübarek surenin etkisinde değişimler, ve sonuçta Allah’tan bağışlanma umulur. Tirmizi’de yer alan Rasullullah (sav)’in bir şerefli sözü ile Yasin suresine giriş kısmını tamamlayalım:
“Kur’ân yüce Allah dışında her-şeyden faziletlidir. Kur’ân’ın diğer sözlere üstünlüğü Allah’ın yarattıklarına üstünlüğü gibidir. Kur’ân’a gereken saygıyı gösteren bir kimse yüce Allah’a saygı göstermiş olur. Kur’ân’a gereken saygıyı göstermeyen bir kimse Allah’a da saygı göstermez. Allah’ın nezdinde Kur’ân-ı Kerîm’in saygınlığı tıpkı ba banın çocuğuna karşı saygınlığı gibidir. Kur’ân şefaatçidir ve şefaati kabul olu nan bir kitabtır. Kur’ân tasdik edilen bir tartışmacıdır. Kur’ân kime şefaat eder se, onun şefaati kabul edilir. Kur’ân ile tartışan bir kimsenin o tartışması tas dik edilir. Kur’ân’ı önüne koyan bir kimseyi Kur’ân cennete götürür. Kur’ân’ı arkasına atan kimseyi ise cehennem ateşine sürükler. Kur’ân hamelesi (ez berleyerek ve amel ederek taşıyıcıları) Allah’ın rahmeti ile kuşatılmış, Allah’ın nuru giydirilmiş, Allah’ın kelamı kendilerine öğretilmiş kimselerdir. Bunları dost belleyen kimse Allah’ı dost bilmiş, bunlara düşmanlık eden kimse de Allah’a düşmanlık etmiş olur. Yüce Allah şöyle buyurur: “Ey Kur’ân taşıyıcı ları, O’nun kitabına gereken saygıyı göstermek suretiyle Rabbinizin çağrısı nı kabul ediniz. Böylelikle o sevginizi arttırır, kullarına sizi daha çok sevdi rir. Kur’ân’ı dinleyen kimse üzerinden dünya belasını defeder. Kur’ân’ı oku yan kimseden de âhiret belasını defeder. Allah’ın Kitabından bir âyet-i ke rime dinleyen bir kimseye Arşın altından itibaren yere kadar olan herşeyden daha faziletli şeyler verilir. Şüphesiz Allah’ın Kitabında kıyamet gününde el-Azize, sahibi de şerif diye anılan bir sûre vardır. Bu sûre kendisini bellemiş olan kimse için Rabia ve Mudar’dan daha fazla kimseye şefaat eder. İşte bu Yâsîn Sûresi’dir.
Devamı nasipse yarın
Mehmet Akar
Yasin suresinin özel ismi Yasin suresidir. Bununla beraber surenin özelliklerinden hareketle birçok adlandırmalar da yapılmıştır. Sureyi okuyup, gereğince amel edene şeref katmasından dolayı ‘azime’, dünya ve ahretin sıkıntılarını yok etmesinden dolayı ‘muamimme’, kişiyi canlandırmasıyla ve imanın kalbi mesabesindeki haşri, neşri anlatmasıyla ‘Kur’an’ın kalbi’, islamı müdafaa etmesiyle ‘dafia’, gafiller hakkında hükmü bildirmesiyle ve isteklerin hasıl olması nedeniyle ‘el kadiye’ gibi çeşitli adlandırmaları sayabiliriz.
Sureye, tarihten verilen bir örnekte şehrin kenar semtlerinden Peygamberleri ve İslamı savunmak için koşup gelen mücahitin hatırasına Habibi Neccar suresi diyenler de olmuştur. Yasin suresinin kitabımızda bulunmakta olduğu konumu değerlendirmeliyiz. Kitabımızda Fatır suresi Yasin suresinden hemen önce yer alır. Her iki sure arasındaki münasebetlerin bir kısmı şunlardır:
Yasin suresi 83 ayet, Fatır suresi 45 ayet olmasına rağmen neredeyse her iki sure de aynı uzunluktadır. Fatır suresi ‘Allah kullarını görüyor’ diye biterken, Yasin suresi 3. ayette ‘sen gönderilen peygamberlerdensin.’ Diyerek Hz. Peygamber (sav)’i görmesi ile başlamaktadır. Fatır suresi 18. Ayette ‘seni görmedikleri halde halde rabblerinden korkanları ve namaz kılanları uyarırsın’ denilmekte Yasin suresi 11. Ayette ‘Sen ancak zikre (Kur’an’a) uyan ve görmeden Rahmân’dan korkan kimseyi uyarabilirsin.’ buyurulmaktadır.
Her iki surede de ilahi kudretin kainattaki delilleri anlatılmaktadır;
Fatır suresi 13. Ayette ‘Allah, geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar; güneş ve ayı emri altına almıştır. Her biri belirtilmiş bir süreye kadar akıp gider.’ Denirken benzer şekilde Yasin suresi 37-39 ayetlerde ‘Gece de onlar için bir ibret alâmetidir. Biz ondan gündüzü sıyırıp çekeriz de onlar karanlıklara gömülürler. Güneş, kendisi için belirlenen yerde akar (döner). İşte bu, azîz ve alîm olan Allah’ın takdiridir. Ay için de birtakım menziller (yörüngeler) tayin ettik. Nihayet o, eğri hurma dalı gibi (hilâl) olur da geri döner.’ buyurulmaktadır. Fatır suresi 12. Ayette ‘Allah’ın lütfundan (nasibinizi) arayıp da şükretmeniz için gemilerin, denizi yarıp gittiğini görürsün.’ Denirken Yasin suresi 41. Ayette ‘41Onların zürriyetlerini dopdolu bir gemide taşımam ız da onlar için büyük bir ibrettir.’ buyurulmaktadır.
Her iki surede de Rasulullah (sav)’e şair denilmektedir. Her iki surede de Hz. Peygamber (sav)’e azap ne zaman diye soruluyor. Yasin suresinin, kitabımızda kendisinden hemen önce yer alan Fatır suresi ile olduğu gibi kendisinden hemen sonra yer alan Saffat suresi ile bağlantısından söz etmeliyiz. İtikat konuları her iki surede yer alır.
Yasin suresinde ahrette inkarcıların halleri genel olarak anlatılırken Saffat suresinde ayrıntılı anlatılır. Yasin suresinde hesap, kıyamet ne zaman diye sorarlarken Saffat suresinde azap ne zaman diye sorarlar. Her iki surede de haşr, neşr, sura üfürülmesi anlatılırken Saffat suresinde ilaveten cehennem manzarası anlatılır. Müşriklerin Peygamber (as) için şair, Kur’an-ı Kerim’e şiir iddiası her iki surede de yer alır. Yasin suresinde nutfe ifadesi yer alırken Saffat suresinde yapışkan çamur tasviri yer alır. Örnekler çoğaltılabilir. Kitabımızda arka arkaya yer alan surelerin aralarında anlam ve ilgi bağı olduğu, mevcut sıralamanın tesadüfi olmadığı bilinmelidir. Yasin suresi Peygamber (sav) in Mekke döneminin ortalarında gelmiştir.
12. ve 27. ayetlerin Medine’de geldiğini öne sürenler olmuşsa da Yasin suresi Peygamber (sav) in Mekke döneminin ortalarında gelmiştir. Müslümanlarla alay etmenin, hakaretin, işkencenin yoğunlaştığı toplumda, dine sahip çıkanların da olduğu dönemlerdir. Cahiliye Mekke’sinin önde gelen müşriklerinden As bin Vail, tıpkı Yasin suresi 78. Ayetinde yer aldığı gibi; Kendi yaratılışını unutarak bize karşı misal getirmeye kalkışıyor ve: “Şu çürümüş kemikleri kim diriltecek?”
diyor
Eline aldığı kemik parçalarını ufalayıp, Peygamberimize (sav) bu toz toprak olmuş kemikler mi diriltilecek diye alay etmişti. Rasulullah (sav) cevaben: ‘Allah seni öldürür sonra diriltir ve cehennemine kor’ demiştir. O her şeye gücü yeten, muktedir bir ilahtır. Sure temel itikadi ve ahlaki konuları esas alır. Ana tema tevhid, ahret ve risaletdir. Ölüm ve yeniden diriliş Yasin suresinde tekrar tekrar gündeme gelmektedir. Yeniden diriliş, hesaba çekilmenin tartışılmazlığı ve bunun sonucu olarak insanın ahlaki sorumluluğu ön plandadır.
Surenin konularını kısaca gözden geçirelim:
Toplumu uyarmak için gelmiş olan Hz. Peygamber (sav) hak elçidir. Getirmiş olduğu Kur’an-ı Kerim hak kitaptır. Kitap ve peygamber gönderen Allah’ın birliği, kudreti, ilmi hakkında bilgi verilir. Sadece Yasin suresinin değil, Kur’an-ı Kerim’in tamamının en esaslı konusu Allah’tır ve O’nu tanıtmak için gelmiştir diyebiliriz. Rahman, rahim, alim, habir, kahhar, cabbar vb. oluşunu anlatır. Bu şekilde rabbimizin ‘nasıl bir Allah’ olduğunu öğreniriz. Bizden neler isteyen bir Allah olduğunu da öğreniriz. Namaz, oruç, zekat, sabır, şükür vb. ister. Neler istemeyen bir Allah olduğunu da öğreniriz. İsyan, günah vb. istemeyen bir Allah’tır. Bunları ‘neden’ ister? İşlerin sonuuc olan, ahreti var eden bir Allah’tır. Yani Kitabımız her ayetinde kime kul olalım, nasıl kul olalım, neden kul olalım sorusuna cevap verir. Bütün bu konular Yasin suresinde özet halindedir. Yasin suresinde Allah’ın birliğini yani tevhidi anlatmak için kainatdan örnekler verilir. Kainattaki ayetlere, işaretlere bakıp rabbimizi öğrenmeye başlarız. Kuru toprak canlanmakta ve nice meyveler, sebzeler çıkmakta, gece ve gündüz deveran edip durmakta, ay halden hale geçmekte, güneş bir yönde akıp gitmekte, suyun kaldırma kuvveti ile gemiler yüzmekte, yeşil bir ağaca yanma kabiliyeti verilmekte, etiyle, sütüyle ve binek olarak hayvanlardan yararlanılmakta, insan bir nutfeden yürüyen, koşan, konuşan bir varlık olmaktadır. Ve daha sayısız şeyler. Kainata boş boş değil ibret nazarı ile bakılmalıdır. Bütün bunları yaratan, öldüren, ölenleri tekrar dirilten Allah azze ve celledir. Yaratıcı O’dur. Birdir. Ortağı yoktur. Her şeyi yaratan O’dur. Hükümranlık da O’nundur, idare de O’nundur. Herkes ve her şey O’na dönecektir. Kulluk ve şükür her şeyi veren Allah’a olmalıdır. Yasin suresinin ahret konusu yanında öne çıkan bir diğer konusu risalettir, peygamberlik ve peygamberlerin getirmiş oldukları vahiydir.
Peygamberler insanları belirli hedeflere yönlendirir. İnsanların yapmaları ve yapmamaları gerekenlere dikkat çekerler. Hesap gününü hatırlatır. Muhalefet edenleri uyarır ve ahreti inkar edenlerin nasıl pişman olduğunu anlatır. Risalet her işin başıdır ve kalbidir. Risaletin özü vahiye muhatap olmaktır ve bu bütün hakikatlerin kalbidir.
Hz. Peygamber (sav) Tırmızi’de yeralan şerefli bir sözlerinde şöyle demektedir: “Her şeyin bir kalbi (özü) vardır. Kuran’ın kalbi de Yasin dir. Kalp hayati heyecanın kaynağıdır. Bedenin sıhhatine bedel olan kalbe benzeyen bir suredir Yasin suresi. Kur’an’a işaret ederek başlayan Yasin suresi Kur’an’ın kalbidir. Peygamberler göndererek, kitaplarindirerek, ahrete hazırlayarak kişilerin desteklenmesi, yükseltilmesi böylece olgunlaşmalarını sağlamak, doğru yola girmelerini sağlamak demektir. Tevhid, risalet, ahret, haşr, neşr kalbin amelleridir. Haşre iman eden ateşten korkar. Cenneti ister. Günahlar insanın hastalıkları gibidir ve kalbe düşen lekelerdir. Haşre iman eden günahtan kaçar, taatlere koşar. Kalbe bunlar yerleşmelidir. Gafletten ve nice şeytanlıklardan insanın kurtuluşu kalbinin ıslah ı ile mümkündür. İnancın merkezi olan kalp, Kur’an’ın kalbi olan Yasin suresi ile dirilir. Kur’an’dan nasibini alan kalbinin de payını alacaktır. Bu kişinin haline tavrına yansıyacak demektir. Yasin suresi bu anlamda da Kur’an’ın kalbidir. Suremiz, dinin odak noktası diye nitelenebilecek konuları içeren Kur’an’ın çarpan kalbidir. İnsan kalbini etkileyen, vicdanı güçlü şekilde uyaran sahneler ard ardına yer alır. Mesajları hızlı ve tempoludur. Duyguları harekete geçiren, katılaşan gönüllere incelikler serpiştiren etkileyici uslüp nedeniyle de Kur’an’ın kalbi denilmiştir.
Surenin en çok öne çıkan konusu olarak ahrete iman, imanın kalbi mesabesindedir. Yasin suresi ahret hakkında düşünmeye teşvik ediyor. İnsanın ‘neden’ sorusunu sorması isteniyor. Neden oluyor bütün bu herşey ama herşey diye sorması bekleniyor. İnsan bu soruya ‘hiç’ yanıtı verirse ahrete inanmasına gerek kalmayacaktır. İnsanlık şimdiden uyarılıyor. Cehennemle korkutuluyor. Cennetin çekiciliği tasvir ediliyor. Ahrete inanmayanlara şu sürekli canlanan ve ölen tabiat örnek veriliyor. Bütün yaratıkların O’nun ol demesiyle oluyor. Öl demesiyle ölüyor. Allah azze ve cellenin huzuruna çıkılması, nihai adaletin sağlanması ve ahretteki ceza veya ödülün makul ve mümkün olması büyük önem taşıyor. Bu insan ın aşırı arzularını dizginler, gafletini giderir. Sorumluluk ortamı oluşur. Hesabı verilecek bir hayat yaşanır. Ahreti inkar eden, sorumluluğu da inkar etmektedir. Fakat inkar etmek hesap günü gerçeğini ortadan kaldırmaz
Hz. Peygamber’in (sav) konumu yücedir. Şirk hakim bir topluma tevhidi ve merhameti yerleştirmek için geldi. Kur’an’a şiir diyen, sahte ilahlara hem tapan hem de taptıkları ilahları korumak zorunda olan müşriklerin delillerini geçeriz kılmak ve şüphelerini ortadan kaldırmak için sabır ile mücadele etti. Surede hak yola çağıran elçilere bir örnek verilir. Vahyi benimsemeyen, ona inanmayan, uğursuz diye yaftalayan, karşı gelen, hatta ortadan kaldırmak isteyen toplumlara örnek olmak üzere tarihten bir kıssa yer alır. Önyargılı, kibirli, inatçı bir toplum. İşte bu toplumda her zorluğa karşı tebliğ eden ve bunun için ücret talep etmeyen, Allah yolunda şehit olmanın mağfiret olduğunu bilen tevhidi soylu bir hareket vardır. Elçileri tanımayan, ayetlere kulak vermeyen, nimetlere şükretmeyen, merhametsiz, ahreti tanımayan toplum bir çığlıkla helak olup gider, ve onlara cehennem yolu görünmüştür. Öyle bir azabın inmesine gerek kalmadan bir çığlık yetmiştir haklarından gelmeye. İnkarcı milletlerin yokoluş sahneleri bir ibret vesikasıdır artık. Çıkarından başka düşüncesi olmayan gafillerin sonu budur. Pişmanlık artık faydasız.
Bu kıssa vesilesiyle sabır ve sebat eğitimi verilmiş olur. İnancı sağlam, müslüman şahsiyetine sahip nesiller yetiştirirken Yasin suresinin göz önüne alınması gerektiği hatırlatılmış olur. Tarihe ibret nazarı ile bakılmalıdır. Kafirler islama karşı inatçılık sergiler. Anormal kibirleri gerçeği görmelerini engeller.
Allah azze ve celle Rasülünü Kur’an’la desteklemekte ve yükseltmektedir. Kur’an’ın kalbi olan Yasin suresi kitabımızın tüm surelerine sanki canlılık göndermektedir. Sanki diğer sureler Yasin suresinin bir uzantısıdır. Yasin suresi hakkındaki bilgi arttıkça diğer sureleri daha güzel anlamak mümkün olmakta, aynı şekilde diğer surelerle yakınlık arttıkça Yasin suresine daha çok nufuz edilmektedir. Bu noktada birde ölenler için ve ölmekte olanlara Yasin suresi okunmasını değerlendirmeliyiz.
Rasullulah (sav): “Ölüleriniz için Yasin-i Şerif’i okuyun.” (ebu davud) “Ölmek üzere olanlarınıza Yasin okuyunuz.”(ebu davud) buyurmaktadır.
Ölmek üzere iken okunması rahmet ve bereketin inmesi canının kolay çıkması içindir. Ölüm döşeğinde kişi ahretle yüzleşmektedir ve ahrete hazırlık oluşturur. Kur’an-ı Kerim’i okumak için yeterli zamanın, imkan ın olmadığı durumda Yasin suresi ile kitabın özeti süratle muhataba ulaştırılmaktadır. Önceden sureyi bilip uygulayana Yasin okunmasının ölüm esnasında faydalı ve hatırlatıcı olacağı aşikardır. Ömründe Kur’an’la iç içe olanlar o sıkıntılı dar zamanda okunanları daha kolay hatırlayacaktır. Daha önce sureyle tanışmamış olan ne kadar güzel tilavet edilirse edilsin duyduklarından yeterince yararlanamayacak ve zor durumda kalacaktır. İnsanlarölüm yaklaşmadan Kur’an’ı ve Yasin suresini bilmeli, tabir caizse telkin öncelikle sağlıklı günlerde verilmelidir. Surenin ne anlattığını, konusunu, anlamını bilmek gerekir. Yasin suresi metin olarak, anlam olarak ve kavrayış olarak kişinin ezberinde olsa ne güzel olur. İnsanın ezberinde olan kalbine daha kolay yerleşecektir.
Sureyi ezberlemenin bir teyp gibi ezberlemekten ötede olduğu izah bile gerektirmez. Bir şeyi iyi kullanmak demek onu iyi öğrenmek demektir. Hakkında malumat sahibi olmaktan ileri bir şeydir. Öğrenilen şeyin muhtevasına göre hayat yaşanır. Artık öğrenilenler ete kemiğe karışmış, tabiri caizse ezberlenmiş, kişinin şahsiyetinde yer etmiştir. Bu çerçevede müslümanlar birbirlerine Yasin okusalar, anlatsalar ne de güzel olacaktır. Birbirlerine Kur’an’ın hak olduğunu gündem yapmalı, Allah, risalet, kıyamet anlatmalı, salih amellere sahip olmayı teşvik etmelidirler. Her yerde Yasin suresi okunabilmelidir. Çarşıda, pazarda, okulda, evde vs. her yerde okunmalıdır. Herkese sürekli Yasin suresi okunmalı, telkin edilmelidir. Çünkü ölüm herkese çok ama çok yakındır. Herkes ölmektedir.
Sadece ölenlere değil ölümcül dertlere düçar olanlara da okumalıdır. Yasin suresini anlayarak, emir ve yasaklarına uygun hareket eden diriliyor demektir. Sureler okuyanından değişiklikler ister. İnanışları, anlayışları, ortamları, hal ve gidişlerini gözden geçirmeleri beklenir. Yasin okumak hayatımıza nice güzellikler, sevinçler katar. Bu mübarek surenin etkisinde değişimler, ve sonuçta Allah’tan bağışlanma umulur. Tirmizi’de yer alan Rasullullah (sav)’in bir şerefli sözü ile Yasin suresine giriş kısmını tamamlayalım:
“Kur’ân yüce Allah dışında her-şeyden faziletlidir. Kur’ân’ın diğer sözlere üstünlüğü Allah’ın yarattıklarına üstünlüğü gibidir. Kur’ân’a gereken saygıyı gösteren bir kimse yüce Allah’a saygı göstermiş olur. Kur’ân’a gereken saygıyı göstermeyen bir kimse Allah’a da saygı göstermez. Allah’ın nezdinde Kur’ân-ı Kerîm’in saygınlığı tıpkı ba banın çocuğuna karşı saygınlığı gibidir. Kur’ân şefaatçidir ve şefaati kabul olu nan bir kitabtır. Kur’ân tasdik edilen bir tartışmacıdır. Kur’ân kime şefaat eder se, onun şefaati kabul edilir. Kur’ân ile tartışan bir kimsenin o tartışması tas dik edilir. Kur’ân’ı önüne koyan bir kimseyi Kur’ân cennete götürür. Kur’ân’ı arkasına atan kimseyi ise cehennem ateşine sürükler. Kur’ân hamelesi (ez berleyerek ve amel ederek taşıyıcıları) Allah’ın rahmeti ile kuşatılmış, Allah’ın nuru giydirilmiş, Allah’ın kelamı kendilerine öğretilmiş kimselerdir. Bunları dost belleyen kimse Allah’ı dost bilmiş, bunlara düşmanlık eden kimse de Allah’a düşmanlık etmiş olur. Yüce Allah şöyle buyurur: “Ey Kur’ân taşıyıcı ları, O’nun kitabına gereken saygıyı göstermek suretiyle Rabbinizin çağrısı nı kabul ediniz. Böylelikle o sevginizi arttırır, kullarına sizi daha çok sevdi rir. Kur’ân’ı dinleyen kimse üzerinden dünya belasını defeder. Kur’ân’ı oku yan kimseden de âhiret belasını defeder. Allah’ın Kitabından bir âyet-i ke rime dinleyen bir kimseye Arşın altından itibaren yere kadar olan herşeyden daha faziletli şeyler verilir. Şüphesiz Allah’ın Kitabında kıyamet gününde el-Azize, sahibi de şerif diye anılan bir sûre vardır. Bu sûre kendisini bellemiş olan kimse için Rabia ve Mudar’dan daha fazla kimseye şefaat eder. İşte bu Yâsîn Sûresi’dir.
Devamı nasipse yarın
Mehmet Akar
Yasin Suresi Tefsiri- 1
Reviewed by Habersizim
on
09:04:00
Rating:

Hiç yorum yok: