Sizi arkadan vuracak çocuklarınız olduğunu bilmek ne kötü...

Karadeniz’e gittiğimde önce yeşilin bin bir tonu ile büyülenmiş, sonra günlerce kapalı olan havalardan dolayı sıkılmıştım. Karadeniz insanının birden parlamasının bundan olduğunu düşünüyorum. Havanın hep kapalı olması, günlerce güneş yüzü görememek insana acayip bir kasvet ve gerginlik veriyor. Buna panzehir olarak esprili bir hayat tarzı seçmişler. Bir çok şeyi “ti”ye alıyorlar.

Aynı gerekçeyle “Sözcü” gazetesi okuyanlardan korkuyorum. Mümkün olduğunca uzak duruyorum. Havanın değil, ruhun ve aklın nasıl karartıldığını görüyorum. Her gün karanlık haberler okuyorlar. Ülkesinin çok kötü durumda olduğu, hatta kötü insanlarca işgal edildiği yapılan her şeyin yanlış olduğu hatta bunca soruna rağmen hiçbir şey yapılmadığını okuyorlar. Dahası bu tarz gazeteler devleti, iktidara indirgediği için iktidar düşmanlığı zamanla devletle olan aidiyetlerine zarar veriyor. Benzer propagandalar sürekli nefret söylemi yayıyor. Bizleri ise işgalci olarak görüyorlar. Bu pisikotik bir ruh halidir. Diyeceksiniz bize ne? Evet! Bizler yani okuyanlar veya feraseti olanlar bu gazetelerdeki kirli propagandaya güler geçeriz. Ciddiye bile almayız. Ancak toplum sağlığı diye bir şey var, toplumun sağlığı bizim için önemlidir. Onun için “ti” ye alınacak bir durum değildir.

Böyle bir yazıya neden gerek duydum diye merak edebilirsiniz. “her şey bir şeyle, bir şey her şeyle ilgilidir.”Objektifinin kadrajını biraz geniş tutanlar rahatça görebilecektir ki ülke dört bir tarafından saldırı altındadır. Asgari müşterek olan milli meselelerde bir arada olmamız sımsıkı kenetlenmemiz gerekiyor. Bu kenetlenme için algı operasyonlarına ve bilgi kirliliğine karşı “akıl” direncimizin yüksek olması gerekiyor.“ Akıl” ve “irade” direnci vücut direncinden daha önemlidir.

Ben binlerce kişinin ülkesini sevmediğini, bilerek ve kasıtlı ihanetlere onay verdiğine inanmıyorum. Yalnızca yanlış bilgilendirilip aynı zamanda sosyal yada asosyal medya tarafından kışkırtıldıklarını düşünüyorum. Bu kitlelere ulaşmanın bir yolu olmalı diye düşünüyorum. Yoksa bu ülkede TERÖR adına yapılan her şey ayan beyan ortadayken, hiçbir izan sahibi, vicdan sahibi şu 1200 lisans üstü eğitimlerini tamamlamış adamların “tek taraflı bildirgesine”düşünce özgürlüğü demezdi.İçlerinde tanıdığım bir çok kişi var. Akılları kendilerinde kalabilse asla Esed’i, Sisi’yi, Hamaney’isırf iktidar karşıtı olabilmek adına tasvip etmezdi. Peki neden ediyorlar? Bilgilendikleri kaynakların onlara dikte ettirdiği, ezberlettiği, haini saklamak için masumu hain ilan ettiği görsel algılar, siyasi duruşlarıyla örtüşünce inanmak talebi üretiyor. Kısacası rakiplerinin kötü şeyler yapmış olması gerekiyor.

Bunun nedeni daha da acıklı bir durumdur. Geçmişteki ideolojik eğitim sistemi 6 yaşından itibaren aldığı çocukların beynine kendi klişelerini yerleştirdi. Kendi ideolojik öğretisi dışındaki bütün davranış ve öğretilerin kötü olduğunu kabul ettirdi. Empatiye kapattı. Ötekini okumak, anlamak, dinlemek gereği bile duymayan bir toplum yarattı. Bu durum 2 yaşında daha yürümeye yeni başlayan çocuk ayağını sehpaya çarpınca pis sehpa diye sehpayı döven annelerce de pekiştirildi. Hala bu ülkede 50 yaşına gelmiş sehpa arayan adamların çokluğu bu iki nedenledir. Asıl risk “Sözcü” tarzı medyanın olması, küfür ve hakaret üzerinden siyasi muhalefet yapılması değildir. Bunun bahsettiğim altyapıyla buluştuğunda ortaya çıkardığı semptomlardadır.

Şunu unutmamız gerekiyor. Bir kişi bilerek ve kasıtlı olarak kötülük yapıyorsa bunun çözümü vardır. Konuşarak, göstererek, kavga ederek, cezalandırarak, ödüllendirerek, bilgilendirerek velhasıl bir şekilde onu bundan caydıra bilirsiniz. Ancak o kişi kendi yaptığının doğru olduğuna kalben de inanıyorsa ne yaparsan ız yapın değiştiremezsiniz. Onunla gireceğiniz her iletişim tarzı çatışmayla son bulacaktır. fikri olarak kabullerini dayatamazsa hakarete, küfre başvuracaktır. Sonra da bunun adına kutuplaşma diyecek, buna senin sebep olduğunu iddia edecektir. Çünkü bilinç altında kendisinin doğru ve iyi olduğu yatmaktadır. Ben bu duruma “Okuya okuya cahilleşme” diyorum. Şimdi bir daha düşünün. Asıl tehlikenin farkında mısınız?Bir kutlu yola çıktığınızda, ülkeniz için bir kavgaya tutuştuğunuzda, sizi arkadan vuracak çocuklarınız olduğunu bilmek ne kötü...
Sizi arkadan vuracak çocuklarınız olduğunu bilmek ne kötü... Sizi arkadan vuracak çocuklarınız olduğunu bilmek ne kötü... Reviewed by Habersizim on 02:11:00 Rating: 5

Hiç yorum yok: