Üniversitelerimizde ilahiyat bölümleri vardır. Burada ilgilenen öğrencilere İslam dini ile ilgili teorik bilgiler aktarılır, ama isterseniz bir dilbilimci olarak isim ile uygulama arasındaki çelişkiye dikkat çekelim.
La ilahe illallah. Allah’tan başka ilah yoktur, ama daha dikkatli bir ifade Allah vardır, ilah yoktur şeklinde ifade edilmelidir. Aradaki farkın yeri burası değil.
Bazı kavramlar cins isim olarak kullanılır, ama herkes onların ne anlama geldiğini bilir. Örneğin Türk futbolu ile ilgilenen herkes, şerefli ikincilik ile Beşiktaş ve Süleyman Seba arasındaki ilişkiyi kurar, gene de şerefsiz şampiyonu telaffuz dahi etmez.
Sıradan bir dünya vatandaşı ilahiyatın özelde ne anlama geldiğini bilir. İlahiyat, Arapça kurallarına göre sonradan türetilmiş uyduruk bir kelimedir ve bizim geçmişteki İslami iteratürümüzde bugünkü hali ile kesinlikle yer almaz.
Hristiyan kaynaklarında İsa Aleyhisselam peygamber değil, Tanrı’nın oğludur, ama aynı zaman da Tanrıdır. Baba, Hazreti Adem’in günahlarının bedeli olarak çarmıha gerilmesine izin vermiştir, O’nu feda etmiştir. Bu konu çok karmaşıktır. Girersem çıkamayız. Birinci Papa Paulus tarafından kurgulanan bu yapının papaz adaylarına açıklanması gerekir. Birkaç yüz öncesine kadar buna İsa Bilimi (Almancası Christenlehre) denirdi ve Hıristiyanlara özgü bir alandı. 19. yüzyılda gelişen laiklik akımı ile dinden bağımsız bir isim bulunması gerekti ve teoloji dendi, çünkü beyaz adama göre beyaz olmayan adamların her şeyi beyazların henüz gelişememiş alt versiyonlarıdır.
Pekiyi gelelim, İslam ilahiyatına. Bu da sağ olsan gri efendilerimiz, laikçilerin bir icadı. Laiklik, bizde dinin devlet işlerine karışmaması olarak algılanır. Olabilir, ama mütekabiliyet esastır, esas olmalıdır, ama nedense olmaz. Devlet ve onu yönetmeyi kendisinde bir hak olarak gören laikçi kafa, dinin alanına girmeye kendisinde doğal bir hak olarak görür. Din adına neler öğretileceğini o belirler.
Fazilet Partisi’nin nasıl kapatıldığını en iyi bir hukukçu gözü ile Şeref Malkoç bilir. Bu parti mevcut hukuki yapı tamamen değiştirilerek ve üstelik yapılan bu değişiklik geriye doğru işletilerek kapatılmıştır. Tam bir maskaralıktır. Futbol oynamak üzere sahaya çıkıyorsunuz. Bir anda hakem kuralları değiştiriyor ve size topa ayakla vurduğunuz için ceza veriyor.
İşte ilahiyat terimi de laikçi kafanın bu tür bir dayatmasıdır ve Hz. İsa’nın uluhiyetinin kanıtlanması ile ilgili bir bilimin adı iken fıkıh, kelam, tefsir ve haris gibi ilimlerin genel ismine dönüştürülmüştür.
Bir zamanlar her şeyin başına İslam lafzını getirmek bu kavrama gusül abdesti aldırmak çok modaydı, İslam sosyalizmi bu tür bir icattır, daha sonra belki İslam kapitalizmi diyemediler, ama abdestli kapitalizm ile tanıştık. Barbie bebek, beyaz olmayan kölelere yutturulan bir zokadır. Onu bir kez yuttunuz mu, beyaz veya zenci olmasının, hele de tesettürlü olmasının hiçbir anlamı kalmaz.
Avusturya’da iken bir market oranın diyanetine şu soruyu sormuştu. İslami kesim için İslami kurallara uygun hayvan kesimi yapmak istiyorlardı. Burası güzel, ama Müslüman bir kasap bulamadıklarında besmeleyi kasetten okumalarına izin verebilir miydik? Çok esprili bir cevap verdik. Konu çok uzadı, bir başka sefere borcum olsun.
La ilahe illallah. Allah’tan başka ilah yoktur, ama daha dikkatli bir ifade Allah vardır, ilah yoktur şeklinde ifade edilmelidir. Aradaki farkın yeri burası değil.
Bazı kavramlar cins isim olarak kullanılır, ama herkes onların ne anlama geldiğini bilir. Örneğin Türk futbolu ile ilgilenen herkes, şerefli ikincilik ile Beşiktaş ve Süleyman Seba arasındaki ilişkiyi kurar, gene de şerefsiz şampiyonu telaffuz dahi etmez.
Sıradan bir dünya vatandaşı ilahiyatın özelde ne anlama geldiğini bilir. İlahiyat, Arapça kurallarına göre sonradan türetilmiş uyduruk bir kelimedir ve bizim geçmişteki İslami iteratürümüzde bugünkü hali ile kesinlikle yer almaz.
Hristiyan kaynaklarında İsa Aleyhisselam peygamber değil, Tanrı’nın oğludur, ama aynı zaman da Tanrıdır. Baba, Hazreti Adem’in günahlarının bedeli olarak çarmıha gerilmesine izin vermiştir, O’nu feda etmiştir. Bu konu çok karmaşıktır. Girersem çıkamayız. Birinci Papa Paulus tarafından kurgulanan bu yapının papaz adaylarına açıklanması gerekir. Birkaç yüz öncesine kadar buna İsa Bilimi (Almancası Christenlehre) denirdi ve Hıristiyanlara özgü bir alandı. 19. yüzyılda gelişen laiklik akımı ile dinden bağımsız bir isim bulunması gerekti ve teoloji dendi, çünkü beyaz adama göre beyaz olmayan adamların her şeyi beyazların henüz gelişememiş alt versiyonlarıdır.
Pekiyi gelelim, İslam ilahiyatına. Bu da sağ olsan gri efendilerimiz, laikçilerin bir icadı. Laiklik, bizde dinin devlet işlerine karışmaması olarak algılanır. Olabilir, ama mütekabiliyet esastır, esas olmalıdır, ama nedense olmaz. Devlet ve onu yönetmeyi kendisinde bir hak olarak gören laikçi kafa, dinin alanına girmeye kendisinde doğal bir hak olarak görür. Din adına neler öğretileceğini o belirler.
Fazilet Partisi’nin nasıl kapatıldığını en iyi bir hukukçu gözü ile Şeref Malkoç bilir. Bu parti mevcut hukuki yapı tamamen değiştirilerek ve üstelik yapılan bu değişiklik geriye doğru işletilerek kapatılmıştır. Tam bir maskaralıktır. Futbol oynamak üzere sahaya çıkıyorsunuz. Bir anda hakem kuralları değiştiriyor ve size topa ayakla vurduğunuz için ceza veriyor.
İşte ilahiyat terimi de laikçi kafanın bu tür bir dayatmasıdır ve Hz. İsa’nın uluhiyetinin kanıtlanması ile ilgili bir bilimin adı iken fıkıh, kelam, tefsir ve haris gibi ilimlerin genel ismine dönüştürülmüştür.
Bir zamanlar her şeyin başına İslam lafzını getirmek bu kavrama gusül abdesti aldırmak çok modaydı, İslam sosyalizmi bu tür bir icattır, daha sonra belki İslam kapitalizmi diyemediler, ama abdestli kapitalizm ile tanıştık. Barbie bebek, beyaz olmayan kölelere yutturulan bir zokadır. Onu bir kez yuttunuz mu, beyaz veya zenci olmasının, hele de tesettürlü olmasının hiçbir anlamı kalmaz.
Avusturya’da iken bir market oranın diyanetine şu soruyu sormuştu. İslami kesim için İslami kurallara uygun hayvan kesimi yapmak istiyorlardı. Burası güzel, ama Müslüman bir kasap bulamadıklarında besmeleyi kasetten okumalarına izin verebilir miydik? Çok esprili bir cevap verdik. Konu çok uzadı, bir başka sefere borcum olsun.
İslam İlahiyatı
Reviewed by Habersizim
on
01:49:00
Rating:

Hiç yorum yok: