Ezan, evrensel dil

Lingua universalis. Dilbilimcilerin hayalini kurduğu, herkesin anladığı, ortak bir insanlık dili. Kendisinden uzun süredir haber alınamayan Düccane Cündioğlu televizyonda anlatmıştı. Karadenizli vatandaş hacca gitmiş. Dönüşünde kahvede döktürüyor. Şu Arabistan’daki Türkler (çünkü Türk olmak ile Müslüman olmak onun için aynı şeydir) çok acayip diye dert yanmış: Ezanı Türkçe okuyorlar, namazı Türkçe kılıyorlar, ama konuşmaya gelirce beceremiyorlar.

Orijinali dışında ezan konusu açıldığında bir dilbilimci olarak ezan ın zaten her daim Türkçe olduğunu savunurum. Ezanın herbir kelimesi, her bir söylemi, her bir lafzı sıradan bir Türkçe sözlükte yer alır, almak zorundadır, çünkü bu modern dilbilimin en büyük parametresi olan kullanım sıklığının bir türevi ve gereğidir.

Viyana’da, Arapça dersi aldığımız hoca ateistti, ama bir gramer kuralı olarak bize Arapçada gelecek zaman ifadesinde “inşallah” lafzı kullanımının dilbilimsel bir zorunluluk olduğunu öğretmişti. Ateistler için bile geçerli bir kural. Allahuekber Türkçe kurallarına uygun bir ünlemdir. Sıradan bir Türk her gün onlarca kez bu lafzı kullanır. Şaşırır, hoşlanır, beğenir, takımı gol atar, üzülür, sevinir, yani her vesile ile bu ünlemkendidoğallığı içerisinde ağzından çıkar.

Eşhedü bir cins isimdir. Çocuklar birbirlerine yemeğe başlarken “eşhedüyü çektin me?” diye hatırlatırlar. “La ilahe illallah” aynı şekilde özellikle Karadeniz şivesinde bir ünlemdir, her vesile ile tekrar edilir. Birlikte yürüyen merdivene biniyoruz. Cezayirli hanımın elini elektrik çarptı. Gayri ihtiyarı la ilahe illallah dedi. Ben de tamamladım: Muhammedur Resulallah! En evrensel iletişim. Gönülden gönüle.

Hayalassalah ve Hayyalelfalah’ı ise en güzel Firuzan’ın 47liller romanında işgal altındaki İstanbul’da açıklanır. Salah ve felah çağrısı hayatın her anında yanımızdadır.

Sonuna geldik. Şu ana kadar ezanın lafzında Türkçe olmayan. Türkçenin standart bir sözlüğünde mecburi olarak bulunması gerekmeyen hiçbir sözcüğe rastlamadık. Tamamı Türkçe kavramlar.

Evet, bu her şeyi ile tamamen Türkçe ezan ülkemizde 1932 ila 1950 yılları arasında minarelerden okunmadı, okutturulmadı, okunmasına izin verilmedi. Kavramı yerine oturmak açısından baktığımızda Türkçenin esasına işlemiş olan ezan susturuldu. Onun yerine camilerden “Tanrı uludur, memurlar İsmet’in kuludur” diye bir gak-gukterennüm edildi. Caminin içerisinde benzeri sözlerle kamet getirildi.

Ezan oldu mu, kamet oldu mu? Hani Bektaşi’nin abdestsiz namaz kıldığı gibi, onun namazı oldu ise sizin ezanınızda oldu. Kametiniz de oldu. Vilayete veya notere girip orijinali bulunmayan bir belgeyi, bir fotokopiyi onaylatmaya kalkın, isterseniz. Olup olmadığını görevli memurdan öğrenirsiniz. Tabii aşağılanarak. CHP, ben yaptım oldu mantığı ile bu şarkıyı, 1000 yıllık ezanın yerine okutmaya kalktı. Ellerinden gelse camilere sıra da sokacaklardı, org da yerleştireceklerdi. Çok şükür beceremediler. İhale ellerinde patladı. PKK, şimdilik 32 ilçede ezanı susturmuş.

Fazla kızmayalım, birkaç gün sonra Fetih tilavetleri ile arkalanan askerlerimiz huzuru sağlar, ama bu ülkede 18 yıl boyunca ezana ambargo uygulayan, onu susturan zihniyete öfkemiz çok daha büyük. Ve üstelik bu çok da haklı ve de sindirilemez bir öfke, çünkü haklılıktan kaynaklanıyor.
Ezan, evrensel dil Ezan, evrensel dil Reviewed by Habersizim on 07:10:00 Rating: 5

Hiç yorum yok: