30- Yazıklar olsun şu kullara ki, kendilerine ne zaman bir peygamber gelse, onu alaya alırlar.
Eyvahlar olsun! Yazıklar olsun! Ne büyük hasrettir şu kullara ki, kendilerine ne zaman bir Peygamber gelse, mutlaka onu alaya alırlar. Hakka küstahça baş kaldırırlar. Hakkı ısrarla inkar ederler. Kafirlerin adeti budur. Tevhide, hakka çağıran hangi peygamber gelse onu alaya alıyorlar.
Onlara bir peygamber gelmeyedursun, hemen onunla alay ederlerdi. Hicr 11
Peygamberleri gönderen Allah azze ve celle ile de alay etmiş oluyorlar.
‘Allah bula bula senimi buldu peygamber olarak? Şairsin, delisin, sihirbazsın, para pul, kadın peşindesin. İktidar hırsın var’. Böyle ithamlarla peygamberleri değersizleştirmeye, alay etmeye ve sonuçta gündem dışına itmeye çalışırlar. Nübüvvet ve risalet karşısında yalanlamak ve alaycılık alışkanlıkları haline gelmiştir. Hakikatin sesine sağır ve ruhen kör haldeler. Peygamberlerin etkilemediği, söz söylemediği bir hayat peşindeler. Kibirlerinden ve yaptıklarından dolayı onlara yazıklar olsun.
Kul kelimesi Kuran-ı Kerim’de kimi zaman müminler için kullanılırken;
Şüphesiz kullarım üzerinde senin bir hakimiyetin yoktur. Ancak azgınlardan sana uyanlar müstesna. Hicr 42
kimi zaman tefsirini yapmakta olduğumuz ayet Veya Zümer Suresi 53. ayette olduğu gibi ‘bütün insanlar’ anlamında kullanılır;
De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir. Zümer 53
Kıyamet günü azabı görünce Allah’ın emrini ve peygamberlerini yalanlamalarıyla, peygamberlerle alay etmeleriyle yüzleşecekler. Dünyada peygamberlerin üzerlerinde maddi bir büyüklük yoktu. Peygamberlerden hem yüz çevirdiler, hem alay ettiler. Yetmedi işkence ettiler. Bütün alaycılara Allah yetecektir. Kıyamet günü peygamberlerin büyüklüklerini görünce pişmanlık ve hasret onları bekliyor. Yüce Allah hakkında kusur etmelerine, Allah’ın emrini zayi etmelerine hasret halindeler.
Kuşkusuz bu Kur’ân kafirler için bir hasret (pişmanlık) vesilesidir. Hakka 50
Hasret bir şeyin elden çıkmasından dolayı aşırı hüzün ve kederdir. Kulların üzerine yönelen hasret, felaket ve pişmanlığın tam zamanıdır. Pişmanlıktan, üzülüp yakınmaktan başka elden bir şey gelmemektedir. Zira dünya ve ahiretin mutluluğunu kaçırmışlar, ebedi azapla baş başadırlar. Durum çok şiddetlidir. Hayıflanacak bir durumda olduklarını yüce Allah bildiriyor. Hem kendi kendilerine üzülsünler. Hem başkaları, müminler ve melekler onlara üzülsün. Kendi nefislerine karşı büyük bir cinayet işlemişlerdir. Kayıpları büyüktür. İmanı küfürle, ebedi saadeti bedbahtlıkla değiştirmişlerdir. Kendisine gelen hidayet ve selamete eriştirecek peygamberleri inkar edenin, alay edenin, düşmanlık güdenin derin bir hasret, bitmeyecek pişmanlık yaşaması normaldir. Peygamberleri alaya aldıkları için ne çok üzüleceklerdir.
Aslında acınacak durumda olanlar iki cihan mutluluğuna vesile olan peygamberlerle alay edenlerdir. Azap sözü onlara hak olmuştur. Bu nitelikteki toplumları bekleyen acı gerçek budur. Eyvahlar olsun, yazıklar olsun denilecek durumdalar. Kıyamet ve hesap günü onlara hasret günüdür.
Sen onları pişmanlık ve üzüntü günü hakkında uyar. Çünkü onlar bir gafletin içine dalmış oldukları halde ve henüz iman etmemişken (bakarsın) iş olup bitmiştir. Meryem 39
‘Azabı görünce bunu elçiler haber vermişti. Keşke bizi kurtarmak için gelmiş olan elçilere iman etmiş olsaydık’ diyorlar. Cennet özlemiyle ebediyen yanıp tutuşuyorlar.
Peygamberlere küstahça karşı geliyorlar. Alaycı sözlerle, umursamaz tavırlarla onlardan yüz çeviriyorlar. Alay etmeleri ya şahsen alay etmek suretiyle gerçekleşiyor. Veya peygamberlerin getirdiği dinin kurallara ilgisiz davranmakla, yok saymakla, hayata uygulamaktan kasıtlı olarak kaçınmakla, ne olursa olsun kendi istediği gibi yaşamakla gerçekleşiyor.
Onlara bir peygamber gelmeyedursun, hemen onunla alay ederlerdi. Hicr 11
Peygamberleri gönderen Allah azze ve celle ile de alay etmiş oluyorlar.
‘Allah bula bula senimi buldu peygamber olarak? Şairsin, delisin, sihirbazsın, para pul, kadın peşindesin. İktidar hırsın var’. Böyle ithamlarla peygamberleri değersizleştirmeye, alay etmeye ve sonuçta gündem dışına itmeye çalışırlar. Nübüvvet ve risalet karşısında yalanlamak ve alaycılık alışkanlıkları haline gelmiştir. Hakikatin sesine sağır ve ruhen kör haldeler. Peygamberlerin etkilemediği, söz söylemediği bir hayat peşindeler. Kibirlerinden ve yaptıklarından dolayı onlara yazıklar olsun.
Kul kelimesi Kuran-ı Kerim’de kimi zaman müminler için kullanılırken;
Şüphesiz kullarım üzerinde senin bir hakimiyetin yoktur. Ancak azgınlardan sana uyanlar müstesna. Hicr 42
kimi zaman tefsirini yapmakta olduğumuz ayet Veya Zümer Suresi 53. ayette olduğu gibi ‘bütün insanlar’ anlamında kullanılır;
De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir. Zümer 53
Kıyamet günü azabı görünce Allah’ın emrini ve peygamberlerini yalanlamalarıyla, peygamberlerle alay etmeleriyle yüzleşecekler. Dünyada peygamberlerin üzerlerinde maddi bir büyüklük yoktu. Peygamberlerden hem yüz çevirdiler, hem alay ettiler. Yetmedi işkence ettiler. Bütün alaycılara Allah yetecektir. Kıyamet günü peygamberlerin büyüklüklerini görünce pişmanlık ve hasret onları bekliyor. Yüce Allah hakkında kusur etmelerine, Allah’ın emrini zayi etmelerine hasret halindeler.
Kuşkusuz bu Kur’ân kafirler için bir hasret (pişmanlık) vesilesidir. Hakka 50
Hasret bir şeyin elden çıkmasından dolayı aşırı hüzün ve kederdir. Kulların üzerine yönelen hasret, felaket ve pişmanlığın tam zamanıdır. Pişmanlıktan, üzülüp yakınmaktan başka elden bir şey gelmemektedir. Zira dünya ve ahiretin mutluluğunu kaçırmışlar, ebedi azapla baş başadırlar. Durum çok şiddetlidir. Hayıflanacak bir durumda olduklarını yüce Allah bildiriyor. Hem kendi kendilerine üzülsünler. Hem başkaları, müminler ve melekler onlara üzülsün. Kendi nefislerine karşı büyük bir cinayet işlemişlerdir. Kayıpları büyüktür. İmanı küfürle, ebedi saadeti bedbahtlıkla değiştirmişlerdir. Kendisine gelen hidayet ve selamete eriştirecek peygamberleri inkar edenin, alay edenin, düşmanlık güdenin derin bir hasret, bitmeyecek pişmanlık yaşaması normaldir. Peygamberleri alaya aldıkları için ne çok üzüleceklerdir.
Aslında acınacak durumda olanlar iki cihan mutluluğuna vesile olan peygamberlerle alay edenlerdir. Azap sözü onlara hak olmuştur. Bu nitelikteki toplumları bekleyen acı gerçek budur. Eyvahlar olsun, yazıklar olsun denilecek durumdalar. Kıyamet ve hesap günü onlara hasret günüdür.
Sen onları pişmanlık ve üzüntü günü hakkında uyar. Çünkü onlar bir gafletin içine dalmış oldukları halde ve henüz iman etmemişken (bakarsın) iş olup bitmiştir. Meryem 39
‘Azabı görünce bunu elçiler haber vermişti. Keşke bizi kurtarmak için gelmiş olan elçilere iman etmiş olsaydık’ diyorlar. Cennet özlemiyle ebediyen yanıp tutuşuyorlar.
Peygamberlere küstahça karşı geliyorlar. Alaycı sözlerle, umursamaz tavırlarla onlardan yüz çeviriyorlar. Alay etmeleri ya şahsen alay etmek suretiyle gerçekleşiyor. Veya peygamberlerin getirdiği dinin kurallara ilgisiz davranmakla, yok saymakla, hayata uygulamaktan kasıtlı olarak kaçınmakla, ne olursa olsun kendi istediği gibi yaşamakla gerçekleşiyor.
Yasin Suresi Tefsiri - 27 - Dr. Mehmet Akar
Reviewed by Habersizim
on
09:08:00
Rating:

Hiç yorum yok: