Şüphesiz ben sizin Rabbinize iman ettim; gelin dinleyin beni!
Peygamberler ölümle tehdit edilmektedir. Onları canla başla savunmaya çalışan yiğit müslüman son kararını açıklıyor. Halk bu yiğit kişinin müslüman olduğunu net olarak bilmiyordu. Buraya kadar sanki tarafsız biri gibi konuşuyordu. ‘Bu elçileri anlamaya çalışalım’ gibi şeyler söylüyordu. İslam’ı kabul etmelerini arzu ettiği kavmine imanını duyuruyor. İstekli ve gönüllü olarak müslüman olduğunu artık çekinmeden açıkça söylüyor. Toplumdaki muhtemel tereddüdü gideriyor ve toplumla mücadele etmeye kararlıdır: Tıpkı Hz.Musa as. ı savunan fakat son aşamada imanını saklama gereği duymayan mü’min kişi gibi. (Mü’min Suresi 2845 ayetlere bakılabilir). Tıpkı Hz. Muhammed sav. i öldürmeye giden Ömer’e engel olan Hz. Fatıma gibi.
Sadece Allah’ın sözünü dillendirenin sözü dinlenmek zorundadır. Bunun dışındaki sözlere kulak verilmesi mecburi değildir. Hayatı belirleme yap veya yapma hak ve yetkisi yani Rabblik, Allah’ındır. Dillendirilmesi ve kulak verilip dinlenilmesi gereken Allah’ın sözüdür. Artık O o yiğt müslümandır ve Rabb’inin sözünü gündem yapıyor. ‘Dinleyin’ diyerek dikkatleri çekiyor ve herkesi şahit tutuyor.
Öncelikle saldırı tehdidi altında olan Peygamberleri şahit tutuyor. ‘Haberiniz olsun. Hem dünyada hem ahrette şahit olun ki sizi gönderen Rabbinize iman ettim. Alemlerin Rabb’inin birliğini, ortağı olmadığını tasdik ederim. İmanıma tanık olun. Tevhit ehli mü’minim.’
İkinci olarak peygamberleri tehdit eden halkına sesleniyor ve onları da şahit tutuyor: ‘Ben bütün insanların olduğu gibi sadece benim değil sizin de gerçek sahibiniz Rabb’iniz olan Allah’a iman ettim. Gelin dinleyin beni. Sözümü işitin. Siz de iman edin. Kavmini peygamberlerin yoluna çağıran yiğit müslümanın tebliğinde incelikler var. Benim iman ettiğim Rab sadece benim değil sizinde Rabb’inizdir. Ben O’na iman etmekle yanılmıyorum. Fakat siz iman etmemekle yanlışa düşüyorsunuz. Size neler oluyor böyle?’
Ve son olarak kıyamete kadar bu olayı duyan gelecek kuşaklara, insanlığa sesleniyor: ‘Şimdi beni duyan ve kıyamete kadar duyacak olanlar. Haberiniz olsun. Ben iman getirdim. Benim kavmime hitabımı, macera ve menkıbelerimi duyun. Artık benden işittiniz ve gereğini yerine getirin. İşitip unutmayın ve isyan etmeyin. İşitip itaat edin. Hayatınızı belirleme yetkisi olan Allaha iman edin ve bu imanın güvencesi altında dünya ve ahirette huzur ve esenliğe ulaşın.’
Onu dinlemediler. Söz hakkı ve hayat hakkı vermediler. Güya demokrasi, tarafsızlık, insan hakları, ifade hürriyeti adına ufak tefek konuların tartışılmasına müsaade ederler. Fakat ‘Rabbim Allah’tır’ demeye asla müsaade etmezler. Zira başlangıçta birkaç kişi olan o müslümanlar giderek milyonlarca kişi olur. İslam düşmanlarının büyük korkusu budur. Nihayet o yiğit müslümanı kavmi şehit ediyor.
Peygamberler ölümle tehdit edilmektedir. Onları canla başla savunmaya çalışan yiğit müslüman son kararını açıklıyor. Halk bu yiğit kişinin müslüman olduğunu net olarak bilmiyordu. Buraya kadar sanki tarafsız biri gibi konuşuyordu. ‘Bu elçileri anlamaya çalışalım’ gibi şeyler söylüyordu. İslam’ı kabul etmelerini arzu ettiği kavmine imanını duyuruyor. İstekli ve gönüllü olarak müslüman olduğunu artık çekinmeden açıkça söylüyor. Toplumdaki muhtemel tereddüdü gideriyor ve toplumla mücadele etmeye kararlıdır: Tıpkı Hz.Musa as. ı savunan fakat son aşamada imanını saklama gereği duymayan mü’min kişi gibi. (Mü’min Suresi 2845 ayetlere bakılabilir). Tıpkı Hz. Muhammed sav. i öldürmeye giden Ömer’e engel olan Hz. Fatıma gibi.
Sadece Allah’ın sözünü dillendirenin sözü dinlenmek zorundadır. Bunun dışındaki sözlere kulak verilmesi mecburi değildir. Hayatı belirleme yap veya yapma hak ve yetkisi yani Rabblik, Allah’ındır. Dillendirilmesi ve kulak verilip dinlenilmesi gereken Allah’ın sözüdür. Artık O o yiğt müslümandır ve Rabb’inin sözünü gündem yapıyor. ‘Dinleyin’ diyerek dikkatleri çekiyor ve herkesi şahit tutuyor.
Öncelikle saldırı tehdidi altında olan Peygamberleri şahit tutuyor. ‘Haberiniz olsun. Hem dünyada hem ahrette şahit olun ki sizi gönderen Rabbinize iman ettim. Alemlerin Rabb’inin birliğini, ortağı olmadığını tasdik ederim. İmanıma tanık olun. Tevhit ehli mü’minim.’
İkinci olarak peygamberleri tehdit eden halkına sesleniyor ve onları da şahit tutuyor: ‘Ben bütün insanların olduğu gibi sadece benim değil sizin de gerçek sahibiniz Rabb’iniz olan Allah’a iman ettim. Gelin dinleyin beni. Sözümü işitin. Siz de iman edin. Kavmini peygamberlerin yoluna çağıran yiğit müslümanın tebliğinde incelikler var. Benim iman ettiğim Rab sadece benim değil sizinde Rabb’inizdir. Ben O’na iman etmekle yanılmıyorum. Fakat siz iman etmemekle yanlışa düşüyorsunuz. Size neler oluyor böyle?’
Ve son olarak kıyamete kadar bu olayı duyan gelecek kuşaklara, insanlığa sesleniyor: ‘Şimdi beni duyan ve kıyamete kadar duyacak olanlar. Haberiniz olsun. Ben iman getirdim. Benim kavmime hitabımı, macera ve menkıbelerimi duyun. Artık benden işittiniz ve gereğini yerine getirin. İşitip unutmayın ve isyan etmeyin. İşitip itaat edin. Hayatınızı belirleme yetkisi olan Allaha iman edin ve bu imanın güvencesi altında dünya ve ahirette huzur ve esenliğe ulaşın.’
Onu dinlemediler. Söz hakkı ve hayat hakkı vermediler. Güya demokrasi, tarafsızlık, insan hakları, ifade hürriyeti adına ufak tefek konuların tartışılmasına müsaade ederler. Fakat ‘Rabbim Allah’tır’ demeye asla müsaade etmezler. Zira başlangıçta birkaç kişi olan o müslümanlar giderek milyonlarca kişi olur. İslam düşmanlarının büyük korkusu budur. Nihayet o yiğit müslümanı kavmi şehit ediyor.
Yasin Suresi Tefsiri - 22 - Dr. Mehmet Akar
Reviewed by Habersizim
on
09:22:00
Rating:

Hiç yorum yok: