Mevleviler, Ahiler ve Kalenderiler - Neler yaşandı? - 2

1262’de Kırşehir önlerinde meydana gelen savaşta başta Ahi Evren, Mevlana’nın oğlu Alaadddin Çelebi ile Bedreddin Toğan olmak birçok ileri gelen Ahi ve Türkmen’in şehit edildiğini biliyoruz. Baba İlyas-ı Horasani’nin nebiresi (torununun torunu) Elvan Çelebi’nin kaleme aldığı Menakıb-ul Kudsiyye’ye göre Hacı Bektaş-ı Horasani ile Şeyh Edebali bilinmeyen bir sebeple bu çatışmaya girmemişler ve böylelikle hayatlarını idame etmişlerdir.
Kırşehir’de şehit düşen Bedreddin Toğan hakkında çok şey bilmediğimiz bir Horasanlı sufidir. Hakkındaki tüm bilgilerimiz Sadreddin Konevi’ye yazdığı iki üç mektuptan ibarettir. Bu mektuplarında Toğan, Konevi’nin Türkistan meşayihinin zikir usulünü ve meşrepleri hakkındaki sorularına cevap verir. Bedreddin Toğan’ın da Baba İlyas-ı Horasani ile Hacı Bektaş-ı Horasani gibi Ahmed-i Yesevi’yi nakib (şeyh) kabul ettiklerini belirtir Prof. Dr. Mikail Bayram.
Ahmed Eflaki’nin Menakıbnamesi’nde de 1262’deki savaşın ardından Moğolların bir fermanla Mevlana’yı Şeyhur-Rum ilan ettiğini okuruz. Bu fermanla Anadolu’da bulunan tüm tasavvufi zümrelerin Mevlana’ya bağlanması şart koşulur. Eflaki Mevlana’ya intisap etmeyenlerin öldürüldüğüne, medrese ve işyerlerinin, tekke ve zaviyelerinin ellerinden aslındığına dair birçok anektod da zikreder.
Bu baskılar sonucu Türkmen ve Ahilerin önemli bir kısmı uç bölgelere doğru göç eder. Konya’da sözgelimi Sille taraflarındaki ünlü dağ köyleri Ulu Muhsine ile Kiçi (Küçük) Muhsine bu göçlerin bir eseridir. Kalanlar ise Mevlana’ya bağlanır. Kaynaklardan edindiğimiz kadarıyla Ahilik, Ekberilik, Bektaşilik ile Mevlevilik arasındaki çekişme yine de tamamen sona ermez. Sözgelimi Ahmed Eflaki, Hacı Bektaş-ı Horasani ile Mevlana’yı sürekli kavga halinde gösteren menkıbeler aktarır. Diğer yandan Konevi’yi “tasavvuf”la herhangi bir ilgisi olmayan bir medrese alimi gibi tanıtır.
Gerçi 1262 faciası sonrası Konevi de tasavvufi dersleri bırakmış görünür. Sadece hadis okutmaktadır talebelerine. Öğrencileri arasında Mevlana’nın müridi Emir Pervane Muineddin Süleyman da vardır. 1268’de Emir Şerefeddin Hatiroğlu’nun Moğollara isyan ettiğini görürüz. Bu isyanı Şerefeddin’in Emir Pervane ile birlikte planladıkları da besbellidir, lakin Muineddin son anda rotayı kırmış, Şerefeddin’e ihanet etmiş, Moğolların yanında yer almıştır. Savaşta yenilen Şerefeddin sığındığı kale dizdarının kendine ihaneti neticesi Moğollara yakalanır. Zindanda Memluk Sultanı Baybars’tan yardım getirmesi için Şam’a gönderdiği kardeşi Ziya’nın gelişini beklerken yazdığı bir şiirdeki şu dize Şerefeddin’in bütün ümitlerinin karanlık geceye gömüldüğünü aksettirir: “Şam’dan ziyayı beklerken sabah oldu.”
Sadreddin Konevi’nin Emir Şerefeddin ile Emir Pervane’nin Sultan Baybars’ın da destekleyeceği bir isyan girişimi planları konusunda onlara tavsiylere de bulunduğunu yine mektuplarından ediniyoruz. Emir Pervane Müineddin Süleyman’ın sonuçta çıkmaza girip açığa çıksa da çok yönlü, çok kutuplu, çok taraflı diplomasi ve kırk tilkili ayak oyunlarının 1268 sonrası da sürdüğünü görüyoruz.
Meşhur Moğol fermanı en çok Anadolu’daki Cavlaki-Haydari zümrelere yaramış göürnür. Mevlana’ya bağlılıklarını dile getirirler. Ölümünde yas tutarlar. Konya, Osmanlı yönetimine geçinceye dek de Mevlevi zümreler arasında hayat sürerler. Küçük zümreler, temsil kabiliyeti yüksek ve daha geniş anlayışlar içinde eriyip gözden kaybolur: Evhadiliğin Ahilik içinde ortadan kalkışı gibi.
Mevlevilik ve Kalenderiliğe karşı Bektaşilik-Ahilik ittifakı Osmanlı devletinin Anadolu’daki dirlik düzenliği tekrar tesis edene kadar sürer. Firdevsi-i rumi’nin Hacı Bektaş-ı Horasani’nin menkıbelerini derleyen Velayetname’sinin yazılış gerekçesi de bir nevi Osmanlı topraklarında Mevlevilik ile Bektaşilik’i barıştırma girişimidir. Osmanlı Mevlevilik, Bektaşilik ve Ahilik’i benimserken, Kalenderileri kriminalize etmeyi de ihmale etmez. Bugünkü yaygın tarih anlayışlarımızın kökeninde uzun Osmanlı asırlarının etkisi büyüktür. Şah İsmail ve Safeviliğin Anadolu’ya attığı çengele Osmanlı’nın verdiği cevabın hem Bektaşilik, hem de Mevlevilik üzerinden olması da ayrıca dikkate şayandır.

Murat Güzel

Bütün yazıları için tıklayınız.
Mevleviler, Ahiler ve Kalenderiler - Neler yaşandı? - 2 Mevleviler, Ahiler ve Kalenderiler - Neler yaşandı? - 2 Reviewed by Habersizim on 09:58:00 Rating: 5

Hiç yorum yok: