Çığlık çığlığa sanat

Afili bir giriş yaparak diyeyim ki sanat, göklerle iletişim kurmaktır. Bir yakarıştır sanat. Allah’ın varlığına dair bir yazılış, bir yakılış. Bazen etle, bazen kemikle, bazen de ruhla çıkmak kendinden ve yükselmek Allah’a. Mirac’a çıkan peygamber edasıyla bir uruç hareketidir sanat. Ve dönmek ayetlerle miraçtan. Huruçtan uruca kabul edilirse miraç, verilen hediyelerle arştan arza dönmektir sanat. Dönmek ve yeryüzünü imara kalkışmaktır. Karış karış toprağa, nefes nefes ruh üflemektir. Maddeye kan pompalamak ve maddeye mânâ, mânâya da madde kazandırmaktır. Hususiyet kazanmak ve hususiyetlerin hususiyetle dile getirilmesidir sanat. Hayatın hassa bütün önermelerine, bazen taşla, bazen aşkla, bazen vecdle, bazen renkle, bazen sesle nefes üflemektir. Hayy’dan alıp hayata vermek, hayattan alıp Hayy’a yükselmektir sanat. Zulmün sessizliğini bozan bir eylemdir sanat. Göklerden alınan ayetlerle yerlerin sessizliğini bozmak ve yerdeki ayetleri göklere kanatlandırmaktır. Sekine ve inşirah için şerha şerha çağıldamaktır. Susmamak ve susturulamamaktır sanat.
Sanatçı çığlık atan adamdır bu yüzden. Eserini çığlık atarak ortaya koyar. Çünkü gürültüyü bozmak ve sese hakkını vermek için çığlık atmak zorundadır. Gürültünün içinde kaybolmuş hakikati haykırmak için çığlığa renk vermek zorundadır. Karanlıklarına gömülmüş insanları mezarlarından kaldırmak ve onları uyandırmak için, İsrafil gibi sura üflemek zorundadır. Konuşarak ya da koklaşarak sanat yapamazsınız bu yüzden. Bir haykırışı ifade etmeyen, “durun kalabalıklar bu cadde çıkmaz sokak” demeyen ve insanları çıkmazdan düzlüğe davet etmeyen bir eser, sanat eseri olamaz. Çünkü içerde konuşlanan sanat eseri, içerden konuşmak zorundadır insana. Yani insanı kendine davet etmekle kalmaz, davetine icabet eden insana içinde bir dünya kurar ve o dünyada içine aldığı insanlarla beraber yaşamaya başlar sanat eseri. Bu yüzden bir eseri yapan kadar önemli olan, o esere bakandır, onu okuyandır. Ve bir sanat eserini okumak, o eseri kendinde tekamüle kanatlandırmaktır. Bir eseri okumak, o esere dinamizm vermek ve canlı bir organizma gibi nefes aldırmaktır. Çünkü bir eser, insanın nefes alıp vermesi gibi nefes alıp vermeye başlar okunduğu zaman.
Kendini okuyan her insanla yaşamaya başlayan eser, artık bir eser değil, eserler ve tesirler ordusudur. Çünkü kendini çoğaltırken kendini çoğaltanları da çoğaltmaya başlamıştır. Başlangıçta, müessirin dinamizmini ifade ederken sanat eseri, müesser olanların da enerjisiyle beraber artık, bir enerjiler yumağıdır. Ve bu kadar enerjiyi içinde barındıran eser, müesser olanlara tesir etmeye başlayıp küçük küçük ilhamların kapısını aralar. Bu ilhamlarla çoğalan sanat eseri, zaman içerisinde bazı kutlu doğumlara ev sahipliği yapar. Yeni doğumlar da yeni doğumlar demektir. Ve bu çoğalma sarmalının başlaması için sanat eserinin yeryüzüne armağan edilmesi gerekir. Yani sanatçının içindeki çoğalışının dudurulamayan ifadesi olan eserin, dışarıya taşıp kendine vücut bulması ve vücut vücut dolaşması gerekir. İnsanın, kendini vücut vücut dolaştırması günahların en büyüğüyken, sanat eserinin vücut vücut, göz göz, akıl akıl ve ruh ruh dolaşması tabiatı gereğidir. Çünkü sanat eseri, içerdeki insanlıktan dışardaki insanlığa sunulan bir armağandır! Sanat, insanoğluna iyilik yapmaktır. Hasenattandır yani sanat. Zengin fakir ayrımı olmadan herkesin nasibince yararlandığı iyiliktir sanat. Ve böyle bir eylemin, insanın içinde atıl olması kabul edilemez. Bundan mütevellit sanat adamı sorumlu adamdır. İnsanların sorun olarak gördüğünü sorumluluğa tahvil eden ve insani çözümler üreten adamdır. Yaralara basılan merhem olarak nefes alır ve yararlılık ilkesininin yeryüzündeki vücutlarından birine imza atar sanat adamı. Kendisine verilmiş hiçbir yeteneği zayi etmeme, hiçbir melekeyi katletmeme zorunluluğu bunu gerektirir çünkü. Bunu yapmazsa melek katleder sanatçı. Melekelerine ihanet eder. Bu ihanet de kendi karanlığına gömülmektir sanatçı için. Halbuki sanat eseri her şeyden önce müessirini aydınlatır. Yani kendini ortaya koyanın zindanından dışarıya çıkması ve nefes almasıdır sanat. Cesede hapsedilmiş olarak görülen ruhun, bir nefeslik çığlıklarıdır sanat.
Kendinden başlayarak, okuyan herkese bir güneş olarak doğmaya başlayan sanat eseri, asla karanlığın ve zulmün yardakçısı olamaz. İşbu güneş gibi parlayan ve kendisine dokunduğu herkese hayat veren sanat eseri, ancak bir çığlık olarak arzı endam edebilir. Çünkü çığlık çığlığa kendini haykırmayan sanat eseri güneşin icrasına soyunamaz. Güneş gibi aydınlatamaz ve güneş gibi hayat katamaz. Ve güneş olamayan bir eser sanat, o eserin müessiri de sanatçı olamaz.
Allah’ım bizi, yokluğumuzdan icat edilmiş değil, varlığından ithal edilmiş sanatla terbiye et. Ve bizi, yarattıklarını güzellikle koruyan kullarından eyle. Bizi, Hakk’tan ve hayattan koparılmış sanatın yaylım ateşlerinden koru. Amin.
Çığlık çığlığa sanat Çığlık çığlığa sanat Reviewed by Habersizim on 10:08:00 Rating: 5

Hiç yorum yok: