Bilge kral: Aliya

1925  yılında,   Bosna-Hersek’te,  İslami  geleneklere bağlı mütedeyyin bir ailede dünyaya gelen Aliyaİzzetbegoviç, çocukluk yıllarından itibaren üstün yetenekleriyle dikkatleri üzerine çekti. Bilime önem veren ve disiplinli bir öğrencilik çağı geçiren İzzetbegoviç, lisede, on altı yaşındaykenbazı arkadaşlarıyla dinî konuları tartışmak maksatlı  MladiMuslimani(Müslüman Gençler Kulübü) adlı bir kulüp kurdu. Kulübün düşünsel faaliyetleri o kadar kuvvetliydi ki bir süre sonra kulüp, bir düşünce kulübü olmaktan  çıkıp  aktivite  kulübüne dönüştü. Çeşitli eğitim ve hayır faaliyetlerine öncülük etmeye başladı.Bu zaman zarfında  Bosna-Hersek  çalkantılı ve bir o kadar da sancılı bir süreçten geçiyordu. 2. Dünya  Savaşı’nda  Almanların Yugoslavya’yı işgal etmesiyle Bosna’da 100.000 Müslüman öldürüldü. Yugoslavya’nın yeniden bağımsızlığını kazanması ise sorunları çözmedi. Çünkü bu bağımsızlık hareketinde Komünist Parti yanlıları yönetimi ele geçirdi. Dinlerin toplumsal hayattaki tesirini tasfiye etmeye çalışan yönetim,politik İslam’ı savunan ve ateizme karşı çıkan İzzetbegoviç’i hedef tahtasına oturttu. Nitekim İslamcılık suçlamasıyla da 5 yıl hapiscezası verildi. Eğitime kıymet vermesiyle tanınan İzzetbegoviç, hapisten çıkmasının akabinde önce hukuk sonra ise ziraat fakültelerini bitirdi. İlerleyen zamanlarda ortamın bir nebze yumuşamasıyla Aliya’nın oğlu Bakir İzzetbegoviç, babasının makalelerini bir kitapta toplayarak "İslamî Manifesto" adıyla yayımladı. Ancak hâkim sistem buna da tahammül edemeyerek İzzetbegoviç'i Avrupa'nın ortasında radikal İslamî bir cumhuriyet kurmaya çalışmakla suçladı ve tutuklattı.İzzetbegoviç’e yine medrese-i yusufiyenin yolu gözüktü. Bu kez cezası 14 yıldı. Ancak zalimler, kurdukları tuzağa kendileri düştüler. Çünkü bu mahkûmiyet, kitabın tüm Bosna’da duyulmasına ve herkesçe temin edilmesine sebep oldu. Daha sonra Yargıtay kararıyla cezası 11 yıla düşürüldü 5 yıl hapis yattıktan sonra ise İzzetbegoviç, afla serbest bırakıldı. Bu 5 yıllık hapis süresi İzzetbegoviç’in düşünsel dünyasında çok büyük gelişmelere sebep oldu. Hapisten çıktığında dünyada Komünist rejimler çöküş dönemine girmişti. Yugoslavya’da da bağımsızlık yanlısı fikirler yükselişteydi. İzeztbegoviç hemen kolları sıvayarak Bosna-Hersek Özerk  Cumhuriyeti’nde  Demokratik Eylem Partisi (SDA) adlı bir siyasi parti kurdu. Bu parti 5 Aralık 1990'da yapılan genel seçimleri kazandı ve Aliyaİzzetbegoviç,Bosna-Hersek’in ilk cumhurbaşkanı oldu. 1 Mart 1992’de yapılan referandum neticesinde ise Bosna-Hersek bağımsızlığını ilan etti. Ancak bunun hemen akabinde Sırplar Bosna-Hersek yönetiminde söz sahibi olan Müslümanlara karşı korkunç bir katliamın fitilini ateşlediler. Avrupa’nın göbeğinde gerçekleşen bu katliama, tüm dünya gözlerini ve kulaklarını kapadı. İşgalci Sırplar tarafından milyonlarca Müslüman göçe zorlandı, binlercesi hunharca katledildi, işkenceye ve tecavüze maruz bırakıldı. Şehirlerin dört bir yanı yıkılıp viran edildi. İşte tam bu korkunç hadiselerin cereyan ettiği vakitte, bir askerin, “Onlar bizim kadınlarımıza tecavüz ediyorlar, onlar bizim kadınlarımızı, yaşlılarımızı ve çocuklarımızı öldürüyorlar. Buna bigâne kalmamalıyız” demesi üzerine Bilge Kral,“Sırplar bizim öğretmenimiz değiller.”cevabıyla Müslüman’ca savaşmanın onurunu tüm dünyanın yüzüne bir tokat gibi çarptı.
İzzetbegoviç, her türlü askeri destek ve imkâna sahip olan Sırplarla hiçbir imkânı ve desteği olmayan halkını karşı karşıya getirmemek için oldukça temkinli bir politika izledi. İslam dünyasının muhtelif yerlerinden gelen tek tük seslerin haricinde bütün dünya, gözler önünde işlenen bu savaş suçlarına ve soykırıma kayıtsız kaldı. Katliamın son aşamasındaSırplar isteklerini kabul ettirmek için Müslümanlara ağır baskı yaptılar. Bu siyasi baskılar ve eşitsiz savaş koşulları karşısında İzzetbegoviç, “Bu adil bir barış olmayabilir fakat süren bir savaştan daha iyidir.” diyerek önüne konulan anlaşmayı imzalamak zorunda kaldı. Anlaşma Bosna-Hersek topraklarının % 51'ini Müslümanlara ve Hristiyan Hırvatlara, % 49'unu da Bosna-Hersek Sırplarına (veya bu ülkeye yerleşmiş Sırplara) veriyordu. Daha sonra bu anlaşmayı imzalama süreci içinİzzetbegoviç, şunları söyleyecekti: “Uzun hayatım boyunca pek çok iş yaptım. Ancak bugüne kadar ki en zor işim Dayton’daki anlaşma masasına oturmak oldu. Benim derdim muzaffer bir komutan olarak anılmak değil, ülkeme koltuğumun altında makul bir barış anlaşması ile dönmekti. Sırplar sadece benim önerilerime ters düşen önerilerle değil, aynı zamanda tüm adalet ve insanlık duygularına ters düşen önerilerle çıkıyorlardı karşıma. Böyle bir barışı kabul etmek çok zordu. Ancak çok zor olan başka bir şey vardı; eve ‘Savaşa devam ediyoruz’ cümlesi ile dönmek. Bu yapılması neredeyse imkânsız bir tercihti ve ben kendimi çarmıha gerilmiş gibi hissediyorum.”
19 Ekim 2003’te kronik kalp hastalığı nedeniyle vefat eden Aliyaİzzetbegoviç’in"İktidara gelirseniz, hâl ve hareketlerinize dikkat edin. Kibirli olmayın, kendini beğenmişlik etmeyin. Size ait olmayan şeyleri almayın, güçsüzlere yardım edin ve ahlâk kurallarına uyun. Unutmayın ki sonsuz iktidar yoktur. Her iktidar geçicidir ve herkes, er veya geç, önce milletin ve nihayet Allah'ın önünde hesap verecektir.” sözleriisekuşkusuz onuntüm dünyada “Bilge Kral” namıyla anılmasını anlatmak için yeterli.
Bilge kral: Aliya Bilge kral: Aliya Reviewed by Habersizim on 11:29:00 Rating: 5

Hiç yorum yok: