28 Şubat sürecinde “avukatsız ve işkence” altında polis zoruyla, “1’i hiç yaşanmamış 5 suçtan yıllarca hapse mahkûm edildiğini” söyleyen gazeteci-yazar Tayyar Tercan, tıpkı Mirzabeyoğlu gibi kendisine de “yeniden ve adil yargılama” hakkının tanınmasını istiyor
28 Şubat sürecinde 20 yaşında evlendiğinin ertesi günü polis tarafından arandığını öğrenince nedenini sormak için gittiği Emniyette, “eşine tecavüz tehdidi ve Filistin askılı işkence” nedeniyle önüne konulan suçlamaları yapmış gibi kabul etmek zorunda bırakıldığını öne süren gazeteci-yazar Tayyar Tercan, kendisinin dönemin tüm toplum kesimlerine sirayet eden hukuksuzluğun kurbanı olduğunu belirterek, yıllar önce yaşadığı kabusun artık bitmesini istedi.
1996 yılında Ankara Emniyet Müdürlüğü’nden teslim edildiği İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’ne adım atar atmaz gözlerinin bağlanarak yanında avukatı olmadan sorguya alındığını, cinsel organına elektrik şoku verilerek tehdit ve psikolojik baskılar altında kaldığını anlatan Tercan, “eşine gözleri önünde tecavüz edileceği” tehdidi karşısında önüne konulan suçlamaları imzalamak zorunda bırakıldığını söyledi. Tercan, poliste işkence gördüğünü, daha sonra götürüldüğü Adli Tıp Kurumu doktor raporuyla ispatladığını dile getirdi.
Gazeteci Tercan, savcı tarafından, 9 gün poliste işkence gördüğüne dair rapor ile bu şartlarda ve avukatsız ifade vermek zorunda bırakılmasının ve suçlamaları reddetmesinin dikkate alınmadığını, tutuklanması talebiyle sevk edildiği İstanbul 5 No’lu DGM’de 1999 yılında 12.5 yıl hapse mahkum edildiğini, kararı temyize gittiği Yargıtay 9. Daire’nin cezayı daha da hafif bularak yerel mahkeme kararını 29.5 yıla çıkararak aleyhinde bozduğunu öne sürdü.
Tayyar Tercan, 2005’te çıkan uyum yasalarından bir umut doğmasına rağmen 9 yıl hapis yattığını, başvurduğu İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nce önceki hafta yeniden ve adil yargılama talebinin “Yargılamanın yenilenmesini gerektirecek hiçbir neden gösterilmemiş” denilerek geri çevrildiğini söyledi.
“O darbecilerin hepsi dışarıda, ben ise tekrar ceza aldım. Hakkımda açılan uyarlama davası tekrar aleyhime neticelendi, son 3 yıldır evimden, çocuklarımdan uzaklaşmak zorunda kaldım” diyen Tercan, “hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin, delil yerine geçmediğini vurguladı.
Tercan, “İBDA-C yöneticiliği” suçlamasıyla 16 yıl hapis yatan, 28 Şubat dönemi dikkate alınarak, yeniden yargılama hakkı tanındığında “beraat” kararı verilen Salih Mirzabeyoğlu davasını da örnek gösterdi. Tercan, önceki yargılamalarda “avukatı olmadan”, “Adli Tabiplik raporuyla belgelediği işkence altında ifade” alınmasının da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına aykırı olduğunun altını çizerek, Türkiye’nin tazminata mahkûm edildiği benzer davaları hatırlattı.
28 Şubat sürecinde hakkında delil olmamasına rağmen “kanaatten örgüt üyeliği” suçlamasıyla hapis cezası verildiğini yineleyen Tercan, “Önce 9 eylemdi, sonra 7, son 5’e düştüler. Dönemin ‘İslami terörist’ avlama konjonktürü gereği emniyet faslı bu şekilde geçti. Yargıtay Daire Başkanı Sabih Kanadoğlu ve diğer üyeler ise Batı Çalışma Grubu bürosu gibi çalışarak karar verdiler” dedi. Tercan, yeniden yargılanmak için itiraz dilekçesi verdiğini kaydetti.
Bugün 40 yaşında olan Tayyar Tercan, yıllarca eşinden ve iki çocuğundan uzak bir yaşam sürdüğünü belirterek, hukuksuzluğun giderilmesini istiyor.
Tayyar Tercan, 25 Mayıs 2012 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na Sabih Kanadoğlu ile bazı Yargıtay üyeleri hakkında da suç duyurusunda bulunmuştu.
1996 yılında Ankara Emniyet Müdürlüğü’nden teslim edildiği İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’ne adım atar atmaz gözlerinin bağlanarak yanında avukatı olmadan sorguya alındığını, cinsel organına elektrik şoku verilerek tehdit ve psikolojik baskılar altında kaldığını anlatan Tercan, “eşine gözleri önünde tecavüz edileceği” tehdidi karşısında önüne konulan suçlamaları imzalamak zorunda bırakıldığını söyledi. Tercan, poliste işkence gördüğünü, daha sonra götürüldüğü Adli Tıp Kurumu doktor raporuyla ispatladığını dile getirdi.
Gazeteci Tercan, savcı tarafından, 9 gün poliste işkence gördüğüne dair rapor ile bu şartlarda ve avukatsız ifade vermek zorunda bırakılmasının ve suçlamaları reddetmesinin dikkate alınmadığını, tutuklanması talebiyle sevk edildiği İstanbul 5 No’lu DGM’de 1999 yılında 12.5 yıl hapse mahkum edildiğini, kararı temyize gittiği Yargıtay 9. Daire’nin cezayı daha da hafif bularak yerel mahkeme kararını 29.5 yıla çıkararak aleyhinde bozduğunu öne sürdü.
Tayyar Tercan, 2005’te çıkan uyum yasalarından bir umut doğmasına rağmen 9 yıl hapis yattığını, başvurduğu İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nce önceki hafta yeniden ve adil yargılama talebinin “Yargılamanın yenilenmesini gerektirecek hiçbir neden gösterilmemiş” denilerek geri çevrildiğini söyledi.
“O darbecilerin hepsi dışarıda, ben ise tekrar ceza aldım. Hakkımda açılan uyarlama davası tekrar aleyhime neticelendi, son 3 yıldır evimden, çocuklarımdan uzaklaşmak zorunda kaldım” diyen Tercan, “hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin, delil yerine geçmediğini vurguladı.
Tercan, “İBDA-C yöneticiliği” suçlamasıyla 16 yıl hapis yatan, 28 Şubat dönemi dikkate alınarak, yeniden yargılama hakkı tanındığında “beraat” kararı verilen Salih Mirzabeyoğlu davasını da örnek gösterdi. Tercan, önceki yargılamalarda “avukatı olmadan”, “Adli Tabiplik raporuyla belgelediği işkence altında ifade” alınmasının da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına aykırı olduğunun altını çizerek, Türkiye’nin tazminata mahkûm edildiği benzer davaları hatırlattı.
28 Şubat sürecinde hakkında delil olmamasına rağmen “kanaatten örgüt üyeliği” suçlamasıyla hapis cezası verildiğini yineleyen Tercan, “Önce 9 eylemdi, sonra 7, son 5’e düştüler. Dönemin ‘İslami terörist’ avlama konjonktürü gereği emniyet faslı bu şekilde geçti. Yargıtay Daire Başkanı Sabih Kanadoğlu ve diğer üyeler ise Batı Çalışma Grubu bürosu gibi çalışarak karar verdiler” dedi. Tercan, yeniden yargılanmak için itiraz dilekçesi verdiğini kaydetti.
Bugün 40 yaşında olan Tayyar Tercan, yıllarca eşinden ve iki çocuğundan uzak bir yaşam sürdüğünü belirterek, hukuksuzluğun giderilmesini istiyor.
Tayyar Tercan, 25 Mayıs 2012 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na Sabih Kanadoğlu ile bazı Yargıtay üyeleri hakkında da suç duyurusunda bulunmuştu.
“Beni, Mirzabeyoğlu gibi, yeniden ama âdil yargılayın”
Reviewed by Habersizim
on
12:05:00
Rating:

Hiç yorum yok: