19- Elçiler: “Uğursuzluğunuz kendinizdendir. Bu uğursuzluk size öğüt verildiği için mi? Hayır; gerçekte siz, sınırı aşan bir toplumsunuz” demişlerdi.
Toplum, peygamberleri kendilerine uğursuzluk getirdiler diye suçladı ve tehdit etti. Peygamberler toplumun suçlamalarına ve şantajına korkmadan, sinmeden, boyun eğmeden kararlılıkla cevap verdiler. ‘Uğursuzluğunuz, kendinizdendir. Taş gördüm, kuş gördüm, kedi gördüm demeniz içi boş hurafelerdir. Her yaratılmışın bir hikmeti vardır. Herhangi bir şeyin uğursuz olduğunu söylemek cahiliye safsatasıdır ve cahiliye adetidir. Uçuklandığınız şeyler kendi yanınızdadır. Uğursuzluk, sıkıntı, bunalım kendinizden kaynaklanıyor. Başınıza gelen kendi düşünce ve davranışlarınızın eseridir. Şirkiniz ve küfrünüzün doğal sonucudur. İnsanlar kendi bedbahtlıklarını kendileri taşır. Bunu biz getirmedik. Sadece hatırlattık. Sizin sapıklığınızı size haber vermeyelim mi? Size ayna tuttuk, sonra da öğüt verdik diye bizi ortadan mı kaldıracaksınız? Kendinize yazık ediyorsunuz’ dediler. Suçlamaları topluma iade ettiler. Böyle topluluklar şehvetlerine uygun olanı uğurlu sayar. İsterse o şeyler kötülüklere kapı açmış olsun. Şehvetlerine uygun görmediklerini uğursuz sayarlar. İsterse o şeyler onlar için hayırlı olsun. Hiç kimse başkası için uğursuz değildir.
Her insanın amelini halka yapıp boynuna takarız. İsra 13
Bir kimse başkasına uğursuzluk getirmez. Doğru yoldan sapan, başını belalara sokan insanın kendisidir. İnsanlar yaptıkları kötülüklerin kaybolup gittiğini düşünmek isterler. O suç ona aittir. Suçu başkasına atamaz. Yaptığı yanına kar kalacak değildir.
Kim doğru yoldan saparsa kendi zararına sapıtmış olur. Hiç kimse bir başkasının günah yükünü taşımaz. İsra 15
Toplumun peygamberlere uğursuzluk İddia ve suçlamaları kesinlikle doğru değildir. Uğursuzluk denilen şeyler aslında kişinin ve toplumun imtihan edilmesidir. İnsanlar deneniyorlar fakat bu gerçeği görmek istemiyorlar.
İslam’da uğursuz sayma yoktur, fakat iyiye yorma vardır. Buhari
Ülkelerde bir darlık, sıkıntı, bunalım olunca aynı peygamberlere olduğu gibi müslümanları düzeni bozmakla suçlarlar.
İslam’dan rahatsız olanlar tarih boyunca hep aynı davranışı sergiler:
‘İnsanların hepsi aynı fikirdeydi. İslam gündeme gelince ayrıştılar. Hep Müslümanların uğursuzluğu yüzünden. İslam yüzünden, Kur’an ve Sünnet yüzünden geri kaldık, çağdaş ve medeni olamadık’ derler. Bu uğurda gerekirse sadece Kur’an’ı değil Kur’an harflerini yani Arap harflerini bile yasaklamak isterler.
Batıl ve hak arasında batılı tercihlerinin sonucu sıkıntıyla karşılaşmışlarsa peygamberlerin burada nasıl bir suçu olabilir? Uğursuzluk kafir olmaktan ve yararlanılacak öğütlere kulak vermemekten kaynaklanır.
Niye bu adamlar kendilerine söylenen sözü anlamaya yanaşmıyorlar? Nisa 78
Peygamberlere uğursuz diyenlere esasen peygamberler öğüt veriyorlar. Öğüt vermek insanları sıkıntıya mı düşürüyor?
Peygamberler: ‘Size ne yaptık? Allah’ı hatırlattık, tevhidi ve ihlasla ibadeti anlattık diye mi bize uğursuz dediniz? Size doğruyu güzeli hatırlattık diye mi? Mutluluğunuz için verilen öğütler mi sebep? Peşin fikirlerinizden vazgeçip bizi açık yüreklilikle dinlemenizi istemek mi sizi dertlendirdi? Sınır tanımadan günaha dalışınızı, gidişatınızın pisliğini ve başınıza gelecekleri hatırlattık diye sizi uğursuzluk yakaladı, öyle mi? Size ayna tuttuk diye öyle mi? Sizin için hayırlı olacak ihtarları felaketlerin sebebi mi sayıyorsunuz? Bu yüzden mi teşekkür etmeniz gereken, size hakkı hatırlatan peygamberleri tehdit ediyor, gözdağı veriyorsunuz? Hak yola çağıranlara işkence ediyor, taşa tutuyorsunuz. Bu nasıl bir nankörlük? Yoksa siz batılı hak, günahı iyilik olarak mı görüyorsunuz? Algınız bu kadar mı bozuldu? Siz düşüncede, olayları değerlendirmede ölçüyü kaçırıyorsunuz. Siz öğütten kaçıyor, hidayetten değil dalaletten hoşlanıyorsunuz. Hak ve batıl hakkındaki düşünceleriniz bir delile değil evham ve hurafelere dayanmıyor’ dediler.
‘Bizden uğursuzluk kaptığınızı söyleyecek kadar tuhaf bir durumdasınız. Uğursuzluk bizden değil, sizin itikadınızdan ve çirkin işlerinizden kaynaklanıyor. Allah’ın emrettiği yaşamı bırakıp, aynı sizin gibi insan olanların uydurduğu ideolojilerini benimsemekten vazgeçmediğiniz sürece hastalıklarınızla yüzleşemeyeceksiniz. Peygamberlik ve peygamberlerin getirdiği mesaj üzerinde üzerinde sağlıklı düşünmelisiniz. Kör taklitten uzaklaşmanız gerekir. Aklınızı kiraya vermemelisiniz. Uğursuzluk ve zillet bu yüzden sizin yakanızı bırakmıyor’ dediler.
Başınıza gelen herhangi bir musibet kendi ellerinizin yaptığı işler yüzündendir. Şura 30
İnsanlar hata yapabilir. Doğru zannettiği bir şey yanlış olabilir. Eğer gerçek hatırlatılırsa aynı şeyleri yine yapmaya devam ederse artık hatadan söz edilemez.
Peygamberler: Her tür ahlaki sınırı aşan bir toplum olduğunuz için bunca felaketlere uğruyorsunuz. İsyan etmede, suç işlemede, zulüm ve düşmanlıkta aşırı giden bir toplumsunuz. İsraf haddi aşmaktır, müşrik de haddi aşan kimsedir. Haksızlıkta, küfürde ısrar haddi aşmaktır. Size akli delil getirenlere yalancı diyorsunuz. Doğruları ortaya koyanları öldürmeye çalışıyorsunuz. Yanlışlarınızın gündeme getirilmesini nefretle karşılıyorsunuz. İkram etmeniz gereken kimselere elem vermeye, suçsuz Müslümanlara saldırmaya çalışıyorsunuz. Siz kendini boşa harcayan, israf eden, Allah’ın emirlerini tanımayıp haddi aşan, aşırılık ve her tür israf adeti olmuş ve bütün bunların neticesinde zillete düşen taşkın kimselersiniz. Maddi ve manevi her alanda müsriflik, inkarcı toplumları helak eden bir hastalıktır.
Çünkü müsrifler; harcamalarında ölçü gözetmeyenler, şeytanın kardeşleridir ve şeytan da Rabbine karşı son derece nankördür. İsra 27
İsraf içerisinde olanlar, Allah azze ve celle, Peygamber as. ve Kur’an-ı Kerim hakkında derin kuşkular beslerler. İnatçı ve kibirli bir kalbe sahiptirler. Gerek fertler gerek toplumlar kendilerine böylece yazık ederler.
Her insanın amelini halka yapıp boynuna takarız. İsra 13
Bir kimse başkasına uğursuzluk getirmez. Doğru yoldan sapan, başını belalara sokan insanın kendisidir. İnsanlar yaptıkları kötülüklerin kaybolup gittiğini düşünmek isterler. O suç ona aittir. Suçu başkasına atamaz. Yaptığı yanına kar kalacak değildir.
Kim doğru yoldan saparsa kendi zararına sapıtmış olur. Hiç kimse bir başkasının günah yükünü taşımaz. İsra 15
Toplumun peygamberlere uğursuzluk İddia ve suçlamaları kesinlikle doğru değildir. Uğursuzluk denilen şeyler aslında kişinin ve toplumun imtihan edilmesidir. İnsanlar deneniyorlar fakat bu gerçeği görmek istemiyorlar.
İslam’da uğursuz sayma yoktur, fakat iyiye yorma vardır. Buhari
Ülkelerde bir darlık, sıkıntı, bunalım olunca aynı peygamberlere olduğu gibi müslümanları düzeni bozmakla suçlarlar.
İslam’dan rahatsız olanlar tarih boyunca hep aynı davranışı sergiler:
‘İnsanların hepsi aynı fikirdeydi. İslam gündeme gelince ayrıştılar. Hep Müslümanların uğursuzluğu yüzünden. İslam yüzünden, Kur’an ve Sünnet yüzünden geri kaldık, çağdaş ve medeni olamadık’ derler. Bu uğurda gerekirse sadece Kur’an’ı değil Kur’an harflerini yani Arap harflerini bile yasaklamak isterler.
Batıl ve hak arasında batılı tercihlerinin sonucu sıkıntıyla karşılaşmışlarsa peygamberlerin burada nasıl bir suçu olabilir? Uğursuzluk kafir olmaktan ve yararlanılacak öğütlere kulak vermemekten kaynaklanır.
Niye bu adamlar kendilerine söylenen sözü anlamaya yanaşmıyorlar? Nisa 78
Peygamberlere uğursuz diyenlere esasen peygamberler öğüt veriyorlar. Öğüt vermek insanları sıkıntıya mı düşürüyor?
Peygamberler: ‘Size ne yaptık? Allah’ı hatırlattık, tevhidi ve ihlasla ibadeti anlattık diye mi bize uğursuz dediniz? Size doğruyu güzeli hatırlattık diye mi? Mutluluğunuz için verilen öğütler mi sebep? Peşin fikirlerinizden vazgeçip bizi açık yüreklilikle dinlemenizi istemek mi sizi dertlendirdi? Sınır tanımadan günaha dalışınızı, gidişatınızın pisliğini ve başınıza gelecekleri hatırlattık diye sizi uğursuzluk yakaladı, öyle mi? Size ayna tuttuk diye öyle mi? Sizin için hayırlı olacak ihtarları felaketlerin sebebi mi sayıyorsunuz? Bu yüzden mi teşekkür etmeniz gereken, size hakkı hatırlatan peygamberleri tehdit ediyor, gözdağı veriyorsunuz? Hak yola çağıranlara işkence ediyor, taşa tutuyorsunuz. Bu nasıl bir nankörlük? Yoksa siz batılı hak, günahı iyilik olarak mı görüyorsunuz? Algınız bu kadar mı bozuldu? Siz düşüncede, olayları değerlendirmede ölçüyü kaçırıyorsunuz. Siz öğütten kaçıyor, hidayetten değil dalaletten hoşlanıyorsunuz. Hak ve batıl hakkındaki düşünceleriniz bir delile değil evham ve hurafelere dayanmıyor’ dediler.
‘Bizden uğursuzluk kaptığınızı söyleyecek kadar tuhaf bir durumdasınız. Uğursuzluk bizden değil, sizin itikadınızdan ve çirkin işlerinizden kaynaklanıyor. Allah’ın emrettiği yaşamı bırakıp, aynı sizin gibi insan olanların uydurduğu ideolojilerini benimsemekten vazgeçmediğiniz sürece hastalıklarınızla yüzleşemeyeceksiniz. Peygamberlik ve peygamberlerin getirdiği mesaj üzerinde üzerinde sağlıklı düşünmelisiniz. Kör taklitten uzaklaşmanız gerekir. Aklınızı kiraya vermemelisiniz. Uğursuzluk ve zillet bu yüzden sizin yakanızı bırakmıyor’ dediler.
Başınıza gelen herhangi bir musibet kendi ellerinizin yaptığı işler yüzündendir. Şura 30
İnsanlar hata yapabilir. Doğru zannettiği bir şey yanlış olabilir. Eğer gerçek hatırlatılırsa aynı şeyleri yine yapmaya devam ederse artık hatadan söz edilemez.
Peygamberler: Her tür ahlaki sınırı aşan bir toplum olduğunuz için bunca felaketlere uğruyorsunuz. İsyan etmede, suç işlemede, zulüm ve düşmanlıkta aşırı giden bir toplumsunuz. İsraf haddi aşmaktır, müşrik de haddi aşan kimsedir. Haksızlıkta, küfürde ısrar haddi aşmaktır. Size akli delil getirenlere yalancı diyorsunuz. Doğruları ortaya koyanları öldürmeye çalışıyorsunuz. Yanlışlarınızın gündeme getirilmesini nefretle karşılıyorsunuz. İkram etmeniz gereken kimselere elem vermeye, suçsuz Müslümanlara saldırmaya çalışıyorsunuz. Siz kendini boşa harcayan, israf eden, Allah’ın emirlerini tanımayıp haddi aşan, aşırılık ve her tür israf adeti olmuş ve bütün bunların neticesinde zillete düşen taşkın kimselersiniz. Maddi ve manevi her alanda müsriflik, inkarcı toplumları helak eden bir hastalıktır.
Çünkü müsrifler; harcamalarında ölçü gözetmeyenler, şeytanın kardeşleridir ve şeytan da Rabbine karşı son derece nankördür. İsra 27
İsraf içerisinde olanlar, Allah azze ve celle, Peygamber as. ve Kur’an-ı Kerim hakkında derin kuşkular beslerler. İnatçı ve kibirli bir kalbe sahiptirler. Gerek fertler gerek toplumlar kendilerine böylece yazık ederler.
Yasin Suresi Tefsiri - 17 - Dr. Mehmet Akar
Reviewed by Habersizim
on
16:39:00
Rating:
Reviewed by Habersizim
on
16:39:00
Rating:


Hiç yorum yok: