İnternet bilginin yatay olarak yayılmasını sağladı. Derin fikirlerin üzerinden silindir gibi geçti internet ve bilgiyi herkesin kolayca ulaşabildiği bir şeye dönüştürdü ve fakat sığlaştırarak. İncelterek. Artık bir mevzuyu derinlemesine bilmeye ihtiyaç yok. Okuduğunuz 140 karakterlik bir twit üzerine dış politika uzmanı olabilirsiniz. Şu an Facebook’ta binlerce Mevlana uzmanı cirit atıyor mesela. Kısa kısa metinlerin kol gezdiği zihinler, hiçbir konuyu tam olarak bilmeden her konu hakkında fikir sahibi oldular.
En fazla on yıldan beri süregelen bu zihinsel macera, yan yana gelmiş bir dolu kelimeyi sürekli takip eden ama aslında hiçbir şey okumayan bir kütleye dönüştürdü bizi. Bu süreç, Amerika’da yüzyılın ortalarından beri var olan ama tarafımızdan fevkalade yanlış anlaşılan bir yazma biçimini de beraberinde getirdi. Adını tam olarak koyamadığım bu anlayış, “yazım kurallarını önemsemeden yazma” anlayışı olarak tarif edilebilir. Amerikan menşeli Beat kuşağının yazar/şairleri dil bilgisi kurallarını hiçe saymayı bir başkaldırı gösterisi olarak sundular mesela.
Cümleye büyük harfle başlayıp başlamamayı hiç önemsemedi Bukowski. Bu tarz yazı üreten yazarlarla, kendini sosyal mecralarda ifade eden ve dil bilgisi kurallarını takmayan yeni nesil arasındaki fark şu. İnternette ki’leri de’leri ayırmadan yazan yeni nesil başka türlüsünü beceremediği için bu şekilde yazıyor. Yani bu bir tercih değil. Bu bir cehalet göstergesi. Üstelik, anlamı bütünüyle değiştiren kimi kuralları uygulamamak ile cümleye büyük harfle başlamamak arasında derin farklar var.
Doğruyu eğri yapan kalabalık ve homojen internet ortamı, çok ileriye gidip “dahi anlamındaki de’lerin ayrı yazılmasına kafayı takmış olanlarla” dalga geçmeye bile başladı. Ama aslında bazı dil bilgisi kuralları aynı zamanda turnusol kağıdı gibi koskoca yazarı, siyaset uzmanını, şairi onu takip edenlerin gözünde yerin dibine soktu. Kendi hesabıma soru ekiolan “mi”, dahi anlamındaki “de” ve yapım eki olan “ki”lerin kullanımıyla ilgili hata yapılmış bir metin gördüğümde bütün şevkim kırılıyor. İçeriğe odaklanamıyorum. Anlamıyorum çünkü. “Odada ki güzel de bulmuş ne bulduysa.” gibi bir cümleyi nasıl anlamalıyım mesela.
Özellikle mobil paylaşımlarla şişen internet içeriğini üretirken bu vahim hataları yapanların kısa yoldan savunması, “sokak ağzıyla yazıyoruz, de’ye da’ya mı dikkat edeceğiz” oluyor. Oysa sokak ağzıyla yazılmaz. Sokak ağzıyla konuşulur ve biri bu konuşulanı yazıya çevirir. Yazı dediğimiz şeyin de kendi içinde bir disiplini vardır. Bu disiplini arada sırada sabote etmek ve buna üslup havası katmak mümkün tabi. Noktadan sonra büyük harfle başlamayabilir bir yazan, ya da özel isimleri eklerinden kesme işaretiyle ayırmayabilir.
Bunu anlayabiliriz. Kafayı taktığımız şey içeriğin ağırlığını un ufak eden yazım kuralı ihlalleri. Yazanın kalibresi hakkında bizi derin endişelere sevk eden dil hataları. Yazarının başka türlüsünü bilmediğini bize düşündüren dil hataları.
Dahi anlamındaki de’leri yanlış kullandığı için kınanan ve yazdıkları değer kaybeden kimi internet sosyal medyacılarının bu hatalarını örtmek için giriştiği daha vahim bir durum daha var. Dahi anlamında olsun olmasın tüm de ve da’ları kesme işaretiyle ayırıp yazmak. “O’da bunu biliyordu.” yazmak mesela. Yani “Şimdi bu ‘da’ ayrı mı yazılır, bitişik mi yazılır çözemedim. En iyisi bir kesme işareti koyayım ki kaçışım olsun” düşüncesi.
Burada tashih gerektiren metinlerden bahsetmiyorum tabii ki. Sehven yapılan yazım hatası kınanamaz. O başka bir şey. Oysa yazım kuralını bilmeden, bir hatayı yazım kuralı haline getirmek sözün değerini kaybettirir. Dil bilgisi kurallarına körü körüne bağlı biri değilim ama yazmak, sözü kelimelere dökmek ise, bunun bilinen en basit kurallarına uymak icap ediyor. Noktadan sonra büyük harfle başlamayarak kurallara isyan edebiliriz belki ama “oda geliyor, buda geliyor” yazarsak hiçbir şeye isyan etmiş olmayız. Cahilliğimiz ortaya çıkar, kitap okumadığımız anlaşılır, üstelik karşımızdaki “Buda kim?” diye sorarsa haksız olmaz.
En fazla on yıldan beri süregelen bu zihinsel macera, yan yana gelmiş bir dolu kelimeyi sürekli takip eden ama aslında hiçbir şey okumayan bir kütleye dönüştürdü bizi. Bu süreç, Amerika’da yüzyılın ortalarından beri var olan ama tarafımızdan fevkalade yanlış anlaşılan bir yazma biçimini de beraberinde getirdi. Adını tam olarak koyamadığım bu anlayış, “yazım kurallarını önemsemeden yazma” anlayışı olarak tarif edilebilir. Amerikan menşeli Beat kuşağının yazar/şairleri dil bilgisi kurallarını hiçe saymayı bir başkaldırı gösterisi olarak sundular mesela.
Cümleye büyük harfle başlayıp başlamamayı hiç önemsemedi Bukowski. Bu tarz yazı üreten yazarlarla, kendini sosyal mecralarda ifade eden ve dil bilgisi kurallarını takmayan yeni nesil arasındaki fark şu. İnternette ki’leri de’leri ayırmadan yazan yeni nesil başka türlüsünü beceremediği için bu şekilde yazıyor. Yani bu bir tercih değil. Bu bir cehalet göstergesi. Üstelik, anlamı bütünüyle değiştiren kimi kuralları uygulamamak ile cümleye büyük harfle başlamamak arasında derin farklar var.
Doğruyu eğri yapan kalabalık ve homojen internet ortamı, çok ileriye gidip “dahi anlamındaki de’lerin ayrı yazılmasına kafayı takmış olanlarla” dalga geçmeye bile başladı. Ama aslında bazı dil bilgisi kuralları aynı zamanda turnusol kağıdı gibi koskoca yazarı, siyaset uzmanını, şairi onu takip edenlerin gözünde yerin dibine soktu. Kendi hesabıma soru ekiolan “mi”, dahi anlamındaki “de” ve yapım eki olan “ki”lerin kullanımıyla ilgili hata yapılmış bir metin gördüğümde bütün şevkim kırılıyor. İçeriğe odaklanamıyorum. Anlamıyorum çünkü. “Odada ki güzel de bulmuş ne bulduysa.” gibi bir cümleyi nasıl anlamalıyım mesela.
Özellikle mobil paylaşımlarla şişen internet içeriğini üretirken bu vahim hataları yapanların kısa yoldan savunması, “sokak ağzıyla yazıyoruz, de’ye da’ya mı dikkat edeceğiz” oluyor. Oysa sokak ağzıyla yazılmaz. Sokak ağzıyla konuşulur ve biri bu konuşulanı yazıya çevirir. Yazı dediğimiz şeyin de kendi içinde bir disiplini vardır. Bu disiplini arada sırada sabote etmek ve buna üslup havası katmak mümkün tabi. Noktadan sonra büyük harfle başlamayabilir bir yazan, ya da özel isimleri eklerinden kesme işaretiyle ayırmayabilir.
Bunu anlayabiliriz. Kafayı taktığımız şey içeriğin ağırlığını un ufak eden yazım kuralı ihlalleri. Yazanın kalibresi hakkında bizi derin endişelere sevk eden dil hataları. Yazarının başka türlüsünü bilmediğini bize düşündüren dil hataları.
Dahi anlamındaki de’leri yanlış kullandığı için kınanan ve yazdıkları değer kaybeden kimi internet sosyal medyacılarının bu hatalarını örtmek için giriştiği daha vahim bir durum daha var. Dahi anlamında olsun olmasın tüm de ve da’ları kesme işaretiyle ayırıp yazmak. “O’da bunu biliyordu.” yazmak mesela. Yani “Şimdi bu ‘da’ ayrı mı yazılır, bitişik mi yazılır çözemedim. En iyisi bir kesme işareti koyayım ki kaçışım olsun” düşüncesi.
Burada tashih gerektiren metinlerden bahsetmiyorum tabii ki. Sehven yapılan yazım hatası kınanamaz. O başka bir şey. Oysa yazım kuralını bilmeden, bir hatayı yazım kuralı haline getirmek sözün değerini kaybettirir. Dil bilgisi kurallarına körü körüne bağlı biri değilim ama yazmak, sözü kelimelere dökmek ise, bunun bilinen en basit kurallarına uymak icap ediyor. Noktadan sonra büyük harfle başlamayarak kurallara isyan edebiliriz belki ama “oda geliyor, buda geliyor” yazarsak hiçbir şeye isyan etmiş olmayız. Cahilliğimiz ortaya çıkar, kitap okumadığımız anlaşılır, üstelik karşımızdaki “Buda kim?” diye sorarsa haksız olmaz.
Yapıbozum
Dil bilgisi ve yazım kurallarını yanlış kullanma ile dile hakimiyetin zirvesi sayılabilecek “yapıbozum” u birbirinden ayırmak gerekir. İnternette cümleler ve kelimelere sirayet etmiş eşsiz örneklerine şahit olduğumuz yapıbozum, esasında üretilen metin ile derin kavgalara giren ve onun kimyasını bozarak anlamı farklılaştıran Fransız filozof Jacques Derrida’nın öncülük ettiği bir yaklaşım. Denilebilir ki yapıbozum yapabilen kişinin dile hakimiyeti ve dili kullanma becerisi, yazım hatalarında saplanmış kalmış biriyle kıyaslanamaz bile. Biri, dili dönüştürecek kadar dile hakimdir diğeri basit bir kuralı bile uygulayamayacak kadar zayıf.Televizyonlar sıradanlaştırdı, internet yaygınlaştırdı.
Geniş kitleler karşısında ilk pervasızca yazım hatası yapanlar, özel televizyonlardı. Alt yazı operatörlerinin dil bilgisi seviyesiyle açıklanabilecek bu durum internette kontrolsüz etkileşim araçlarıyla yaygınlaştı. Yüksek okul mezunu arkadaşımızın Facebook’taki “Oda bi şeymi? Ali amcası oğlum dondurmada yiyoo” şeklindeki mesajlarına artık alıştık. Bu özensiz yazı dili internette bu kadar yaygınsa bunda biraz da “Alişanda evin de stüdyo kuran ünlüleremi eklendi” diye alt yazı geçen özel televizyonların payı var.
Oda olur, buda olur
Reviewed by Habersizim
on
08:45:00
Rating:

Hiç yorum yok: