“Çöl aslanı”, “seyyid” ,”şeyhüşşüheda “ namlarıyla müsemma ve destansı bir direnişin sembolü olan Ömer Muhtar, 1862 senesinde Libya’da dünyaya geldi.Üzerine titrediği evladının eğitimini babası, bizzat üstlenmek istedi ancak bu görevi tamamlamaya ömrü vefa etmedi. Mübarek topraklarda Hac vazifesini eda ederken Hakk’ın rahmetine kavuştu. Genç Ömer ise henüz 16 yaşındayken peygamber mirası yetimlikle tanışmış oldu. Neyse ki aile dostlarıSeyyid El Giryani, bu vazifeyi memnuniyetle üstlendi ve böylece Ömer Muhtar, İslami Bilimler Akademisi’nde yetişti.
Üniversiteden mezun olmasının akabindeKasur imamlığına getirildi.Tüm dünyada kaynayan savaş kazanı taşıp ülkesini de boğmamış olsa muhtemelen ömrünü “muallimliğe” adayarak geçirecek olan Ömer Muhtar, o tarihte İtalya’nın, Osmanlı hâkimiyetinde bulunan Libya’ya saldırması üzerine, Senusi tarikatı şeyhi olan Ahmed Şerif es-Senusi’nin önderliğinde başlayandireniş hareketlerine katıldı. Aynı vakitlerde Osmanlı İmparatorluğunda patlak veren Balkan Savaşı’nın da tesiriyle Osmanlı’nın müdahalelerive direniş çabaları İtalyanları püskürtmeyeyse maalesef yetmedi. Osmanlı İmparatorluğu ve İtalya arasında imzalanan Uşiantlaşması sonucunda, 18 Ekim 1912 tarihinde Trablusgarp Savaşı, İtalya’nın galibiyeti ile sona erdi. İtalya hükümetinin yerel yönetimleri tasfiye ederek 1922 yılında faşist yönetimi Libya’ya getirmesiyle beraber tedirgin olmaya başlayan Ömer Muhtar, 1923 yılında Berka civarında etrafına topladığı yerli halkla beraber direniş faaliyetlerine başladı. Eğitimi Kur’an öğretimi üzerine olsa da ne kadar iyi bir çöl stratejisti olduğunu tüm dünyayakanıtladı. İtalyan valisi ErnostoBombelli, bilindik savaş taktikleriyle Muhtar ve direnişçilerini alt edemeyeceklerini fark edince 1924 yılında kendisine ait özel gerilla kuvvetleri oluşturarak taarruzlarını şiddetlendirdi. Fakat bunca uğraş ve çabası Muhtar’ın zekice kurgulanmış stratejileriyle baş etmeye yetmedi. Mısır ve Sudan’dan gelen yardımlar da kesildiği hâlde Muhtar, İtalyanlar tarafından baskı altında tutulan yerel bedevi güçlerini de kendi yanına çekmeyi başardı. 20 yıla yakın çetin ve bir o kadar da destansı bir savaş yürüten Muhtar, tüm dünyada efsanevi bir kişilik olarak nam saldı. Düşmanları bile kendisinden “Sıra dışı bir karizması ve üstün bir iradesi olan kişi” diye bahsediyordu.
Müslüman halktan sağlanan vergi, öşür, bağış gibi gelirlerle, düşmandan alınan ganimetlerle ve en önemlisi de korkusuz ve yürekten bağlı mücahitlerle girişilen savaş, kora kor devam ediyordu. Buna daha fazla tahammül edemeyen İtalyan güçleri zulüm, zorbalık, tehdit gibi her türlü çirkin fiile başvurarak bu muhteşem direnişi bastırmanın peşindeydi. Bunun için de İtalyan hükümeti bir türlü bertaraf edemedikleri direnişi kırmak için o güne kadar atanan valilerin en acımasızı olarak bilinen RodolfoGraziani’yi görevlendirdi. Halkın hayvanlarını, mahsullerini, telef eden, ormanları yakan ve Müslümanlar arasına nifak tohumları ekmeyi başaranGraziani önderliğindeki askerler, görevlerini layıkıyla(!) yerine getiriyorlardı. Her başı dik, mağrur komutanın sınandığı”içerideki hain” imtihanından maalesef Muhtar da payına düşeni aldı.İtalyanlar, çocukluk arkadaşı olan Şerif El-Giryani’yi yanlarına çekmişlerdi. Senusi hareketinin önde gelenlerinden Muhammed Rıza aracılığı ile Ömer Muhtar ve mücahitlere teslim olmaları için çağrılaryapıyorlar ancak istedikleri sonuca bir türlü ulaşamıyorlardı. Kurguladıkları bütün taktikleringeri tepmesi üzerine çileden çıkan İtalyanlar, savaşın bile bir onuru olduğu gerçeğini yok sayıp, ayaklar altında çiğneyerek sefer mukavemeti destekleyen halkı toplama kamplarına hapsetti. Çeşitli işkencelere maruz kalanon binlerce Libyalı Müslüman açlıktan, hastalıktan vefat etti.Birçoğu da idam edildi. Direnişe Mısır’dan gelen en kuvvetli desteği kesmek için de Akdeniz sahilindeki Sellum yakınında deniz kıyısından güneydeki Cağbub’a kadar uzanan yaklaşık 270 kilometrelik bir mesafeyi 2 metre yüksekliğinde ve 3 metre genişliğinde dikenli tellerle kapatıyorlardı. Mücahitlerin yardım temin edebildikleri tek kaynağın yok edilmesi üzerine direnişin adeta hayat damarlarından biri kesilmiş oldu. Çok çekmeden art arda gelen saldırılarda şehit olan silah arkadaşları ve Kufra’nın düşmesiyle de mücadele oldukça darboğaza girdi.
Tüm bu sıkıntıları sabırla göğüsleyen ve bir an olsun ümitsizliğe kapılmayarak cihattan vazgeçmeyen Muhtar,11 Eylül 1931 tarihinde adamlarıyla birlikte sahabeden Seyyid Rafi‘nin kabrini ziyaret ettiği sırada yakalanarak 74 yaşında esir düştü. İtalyanlar tarafından kurulan mahkeme tiyatrosunda “İtalyan tebaası bir isyankâr” olarak yargılandı ve idama mahkûm edildi. Kendisine, tüm mücahitlerin teslim olması karşılığında hürriyetini vadettiler. Muhtar’ın bu teklife verdiği yanıt ise başlı başına bir manifesto niteliğindeydi: “Hüküm ve karar yalnız Allah’ındır. Sizin bu sahte ve uydurma hükmünüzün hiçbir geçerliliği yoktur. İnnalillah ve innaileyhiraciun (Biz Allah’ın kullarıyız ve sonunda ona döneceğiz.)” Çöl aslanı Ömer Muhtar,üç günlük bir dava sürecinin sonucunda, 16 Eylül 1931 tarihinde Suluk kampında tutulan 20.000 civarındaki halkın gözleri önünde asılarak şehit edildi.
Üniversiteden mezun olmasının akabindeKasur imamlığına getirildi.Tüm dünyada kaynayan savaş kazanı taşıp ülkesini de boğmamış olsa muhtemelen ömrünü “muallimliğe” adayarak geçirecek olan Ömer Muhtar, o tarihte İtalya’nın, Osmanlı hâkimiyetinde bulunan Libya’ya saldırması üzerine, Senusi tarikatı şeyhi olan Ahmed Şerif es-Senusi’nin önderliğinde başlayandireniş hareketlerine katıldı. Aynı vakitlerde Osmanlı İmparatorluğunda patlak veren Balkan Savaşı’nın da tesiriyle Osmanlı’nın müdahalelerive direniş çabaları İtalyanları püskürtmeyeyse maalesef yetmedi. Osmanlı İmparatorluğu ve İtalya arasında imzalanan Uşiantlaşması sonucunda, 18 Ekim 1912 tarihinde Trablusgarp Savaşı, İtalya’nın galibiyeti ile sona erdi. İtalya hükümetinin yerel yönetimleri tasfiye ederek 1922 yılında faşist yönetimi Libya’ya getirmesiyle beraber tedirgin olmaya başlayan Ömer Muhtar, 1923 yılında Berka civarında etrafına topladığı yerli halkla beraber direniş faaliyetlerine başladı. Eğitimi Kur’an öğretimi üzerine olsa da ne kadar iyi bir çöl stratejisti olduğunu tüm dünyayakanıtladı. İtalyan valisi ErnostoBombelli, bilindik savaş taktikleriyle Muhtar ve direnişçilerini alt edemeyeceklerini fark edince 1924 yılında kendisine ait özel gerilla kuvvetleri oluşturarak taarruzlarını şiddetlendirdi. Fakat bunca uğraş ve çabası Muhtar’ın zekice kurgulanmış stratejileriyle baş etmeye yetmedi. Mısır ve Sudan’dan gelen yardımlar da kesildiği hâlde Muhtar, İtalyanlar tarafından baskı altında tutulan yerel bedevi güçlerini de kendi yanına çekmeyi başardı. 20 yıla yakın çetin ve bir o kadar da destansı bir savaş yürüten Muhtar, tüm dünyada efsanevi bir kişilik olarak nam saldı. Düşmanları bile kendisinden “Sıra dışı bir karizması ve üstün bir iradesi olan kişi” diye bahsediyordu.
Müslüman halktan sağlanan vergi, öşür, bağış gibi gelirlerle, düşmandan alınan ganimetlerle ve en önemlisi de korkusuz ve yürekten bağlı mücahitlerle girişilen savaş, kora kor devam ediyordu. Buna daha fazla tahammül edemeyen İtalyan güçleri zulüm, zorbalık, tehdit gibi her türlü çirkin fiile başvurarak bu muhteşem direnişi bastırmanın peşindeydi. Bunun için de İtalyan hükümeti bir türlü bertaraf edemedikleri direnişi kırmak için o güne kadar atanan valilerin en acımasızı olarak bilinen RodolfoGraziani’yi görevlendirdi. Halkın hayvanlarını, mahsullerini, telef eden, ormanları yakan ve Müslümanlar arasına nifak tohumları ekmeyi başaranGraziani önderliğindeki askerler, görevlerini layıkıyla(!) yerine getiriyorlardı. Her başı dik, mağrur komutanın sınandığı”içerideki hain” imtihanından maalesef Muhtar da payına düşeni aldı.İtalyanlar, çocukluk arkadaşı olan Şerif El-Giryani’yi yanlarına çekmişlerdi. Senusi hareketinin önde gelenlerinden Muhammed Rıza aracılığı ile Ömer Muhtar ve mücahitlere teslim olmaları için çağrılaryapıyorlar ancak istedikleri sonuca bir türlü ulaşamıyorlardı. Kurguladıkları bütün taktikleringeri tepmesi üzerine çileden çıkan İtalyanlar, savaşın bile bir onuru olduğu gerçeğini yok sayıp, ayaklar altında çiğneyerek sefer mukavemeti destekleyen halkı toplama kamplarına hapsetti. Çeşitli işkencelere maruz kalanon binlerce Libyalı Müslüman açlıktan, hastalıktan vefat etti.Birçoğu da idam edildi. Direnişe Mısır’dan gelen en kuvvetli desteği kesmek için de Akdeniz sahilindeki Sellum yakınında deniz kıyısından güneydeki Cağbub’a kadar uzanan yaklaşık 270 kilometrelik bir mesafeyi 2 metre yüksekliğinde ve 3 metre genişliğinde dikenli tellerle kapatıyorlardı. Mücahitlerin yardım temin edebildikleri tek kaynağın yok edilmesi üzerine direnişin adeta hayat damarlarından biri kesilmiş oldu. Çok çekmeden art arda gelen saldırılarda şehit olan silah arkadaşları ve Kufra’nın düşmesiyle de mücadele oldukça darboğaza girdi.
Tüm bu sıkıntıları sabırla göğüsleyen ve bir an olsun ümitsizliğe kapılmayarak cihattan vazgeçmeyen Muhtar,11 Eylül 1931 tarihinde adamlarıyla birlikte sahabeden Seyyid Rafi‘nin kabrini ziyaret ettiği sırada yakalanarak 74 yaşında esir düştü. İtalyanlar tarafından kurulan mahkeme tiyatrosunda “İtalyan tebaası bir isyankâr” olarak yargılandı ve idama mahkûm edildi. Kendisine, tüm mücahitlerin teslim olması karşılığında hürriyetini vadettiler. Muhtar’ın bu teklife verdiği yanıt ise başlı başına bir manifesto niteliğindeydi: “Hüküm ve karar yalnız Allah’ındır. Sizin bu sahte ve uydurma hükmünüzün hiçbir geçerliliği yoktur. İnnalillah ve innaileyhiraciun (Biz Allah’ın kullarıyız ve sonunda ona döneceğiz.)” Çöl aslanı Ömer Muhtar,üç günlük bir dava sürecinin sonucunda, 16 Eylül 1931 tarihinde Suluk kampında tutulan 20.000 civarındaki halkın gözleri önünde asılarak şehit edildi.
Merve NASIR
Libya’dan esen bir sam yeli - Ömer Muhtar
Reviewed by Habersizim
on
14:45:00
Rating:

Hiç yorum yok: