Kapanış konuşması - Ayşe Beyza Çiçek

Evvela, dikkat! Bu birazcık hüzünlü bir yazıdır. Önceki neşeli yazılarımıza benzemez. Küçük çocuklardan ve yaşlı ninelerin ulaşmayacağı yerlerde okuyunuz.
Bugün 10 Mart 2016, Perşembe. Müstakil’in bir süre için de olsa son kez matbu olarak çıktığı gün yani… Açıkçası ben biraz üzgünüm. Zaten başlarken biteceğini bilerek başlamıştık; ama yine de kaç gündür hüzünlüyüm işte. 59 sayı çıktık şu ana kadar, 32. yazımı okuyorsunuz şimdi. Böyle vatanımdan, evimden ayrı düşüyormuşum gibi hissediyorum sanki. Ne tuhaf. PDF olarak devam edeceğiz elbette, külliyen gitmiyoruz. Fakat yine de, ne bileyim işte. PDF dediğimiz şey ekranın berisinde kalıyor, matbunun tadını vermiyor.
Müstakil Gazete’yi neredeyse her elime alışımda sarışın evliyamız Gökhan Özcan’ın çok sevdiğim şu satırları geldi hatırıma: "İçimizden bir grup adam, iflah olmaz bir yüreklilikle ömürleri boyunca bir "dergi çıkarma" ideali peşinde koşturup dururlar. Bu gayretlerinin ekonominin realiteleri nezdinde kıymet-i harbiyesi yoktur. Kafasında mürekkep kokulu dergi sayfaları uçuşmayan kahir ekseriyet ise, bir ömrü kaplayan bu didinmenin ne için olduğunu kavrayamaz. Yolu sık sık bir derginin sararmış yaprakları arasında geçen kalem erbabı ile göz ucuyla satır satır dergi seyahatlerine çıkan okuma sevdalıları dışında hiç kimse, kafayı dergi çıkarma idealine takmış bu gönlü geniş "koca adamlar"ı anlayamaz. Onların gönüllerini çıkarıp fasikül fasikül dört bir yana dağıttığının ayırdına varamaz. İşte bir derginin sayfalarına sinen bereket, bu soylu yalnızlığın buğusundadır.
İçimizden bir grup adam, beyinlerini çatlatarak o dergilere yazılar yazarlar. İçimizden bir grup adam, sevdalarla bağlanırlar o dergilere. Bu üçgen, bütün köşelerden menfaat uman günümüz geometrisinin çözebileceği bir şey değildir. Bu bütün diline "tiraj" "rating" "popülerlik" gibi sürü takıntılarını dolayan ağızlar ve kulaklarca söylenebilir ve duyulabilir bir bağ değildir.
Bu bir aşktır; dergilerin dergiliğinden çok, gönüllerin gönüllüğüyle ilgilidir."
Ben bir seneyi aşkındır bu gazete işlerinin içerisindeyim. Dergi filan çok zorlasak üç dört senedir yazı çizi işleriyle bir gönül bağım var. Ömrümün geri kalanında ne olurum bilmiyorum. Ama Hakan abi, Ertuğrul abi bu işe ömürlerini vermişler gözüküyor ve bunun rasyonel bir izahı yok elbette. Zaten rasyonalite denen şeyi çok sevmiyorum. Ne varsa gönülde var. Neyse, konu bu değildi.
Herkes bizi okusun, herkes bizi sevsin, herkes bizimle yola devam etsin gibi bir derdimiz yoktu. Olsa bile herkesi yakalayamazdık. Amatör ruh iyidir. Profesyonellik dediğimiz karın ağrısı, hakikaten ağrıdan öte değildir. Kurumsallaşmaya inanmıyorum. “1500 kişilik mümtaz bir topluluk” olduğumuz için mutluyum. Gazeteyi de toplam bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda kişiyle çıkardık zaten. Şahsım adına diyebilirim ki elimden geleni yapmaya çalıştım. Şahsi Fikrim adına diyebilirim ki… Tamam, tamam bu komik bir yazı değildi. Espri filan yok.
Şimdi artık matbaaya sayfa yetiştirme derdi yok. İstediğimiz vakit başlarmışız çalışmaya. Muhtemelen istenilen vakit akşam vakitleri olur. Ben o saatte evde olurum. Yazıhane günlükleri diye bir şey de kalmaz. Kim bilir, sanmıyorum ya,okula gider düzgün bir öğrenci olurum ben de artık. İyi olur.
İnşallah en kısa zamanda matbuat âlemine geri döneriz. Bunu gerçekten istiyorum. Hoşça kal kağıttan Müstakil.
Kapanış konuşması - Ayşe Beyza Çiçek Kapanış konuşması - Ayşe Beyza Çiçek Reviewed by Habersizim on 09:35:00 Rating: 5

Hiç yorum yok: