İnsanlar daha yüksek gökdelenler yaptıkça

Gökdelenler pıtırak gibi bitiyor.
Pıtırağın ne olduğunu bir çoğunuzun bilmediğine eminim.
Bir çoğunuz derken, bu yazıyı okuma zahmetinde bulunanlarınızın bir çoğu.
Doğrusu bu durumda bir çoğunuz demem de sakil.
Çünkü bir avuç bile değilsiniz.
Bir avuç diye nitelemem sizi özel kılmakla birlikte, bu yazıyı okumayan hatta haberdar olmayan çoğunluğu kıymetsiz kılmaz.
Pıtırak nedir bilmeniz yahut bilmemenizin bu yazıyla dolaylı bir alakası var.
**
Geçen gün, işyerinin muazzam terasından ufka doğru bakarken –sisli bir havada ufuk görünmüyordu- sisler içinde gökyüzüne heyula gibi yükselen, kimi gri kimisi daha koyu gökdelenlerin korkutucu ve çirkin tasarımlarıyla adeta Hollywood’un bilim kurgu filmlerinden bir kareyi izliyor gibi hissettim kendimi.
“İnsan bu kadar yüksek ve büyük bir yapıyı şekillendirmekte zorlanıyor olmalı” diye düşündüm.
Yıllar önce aynı iş ortamında bulunduğum genç mimarlara sorduğum bir soru geldi aklıma.
Bu gökdelenlerin mimarlarına da sormak isterdim aynı soruyu.
Soru şu: Mimar Sinan ve eserlerini gördükten sonra kendinize gönül rahatlığıyla mimar diyebiliyor musunuz?
Verebilecek bir cevaplarının olmadığının farkındaydılar.
Özetle kartvizitlerinde isimlerinin altına yazılmış ‘mimar’unvanının ağırlığı altında kaldılar ve utandıklarını söylediler.
Yaptıkları tasarımlar, T cetvellerinin doğru ve keskin hatlarının onlara sunduğu imkanların ötesine varmıyordu.
Karşımda sisler içinde biçimsiz, korkunç siluetleriyle şehri baskına gelen çirkin devlere benzeyen gökdelenler yanında, bir zamanlar pek sevimsiz bulduğum on – on beş katlı beton yığını apartmanların gözüme ne kadar sevimli geldiğini söylemeliyim. İnanılmaz bir şey bu.
Sanat, edebiyat, kültür, medeniyet ile irtibatı olan bir mimarın bu türlü yapılar tasarlayabileceğine dair içimde saf bir inanç taşıyorum. Böylesine büyük, büyük ne kelime korkunç büyüklükte binalar dikme yarışına girişmiş olanlar sanat, edebiyat, kültür ve medeniyet ile irtibatlı insanlar olsaydı bu yarışa katılırlar mıydı?
Devam edeyim, bu ülkenin sayınları, sanat, edebiyat, kültür ve medeniyet ile irtibatlı bir şehirleşme anlayışına sahip olsaydı bu türlü binalar şehirlerin merkezlerine kadar sokulabilir miydi?
Modern şehircilik anlayışı retoriği üzerinden, bu türlü çirkinliklerin gerekliliğine dair edilecek laflara itibar etmem mümkün değil.
Bu konuda beni ikna etmelerinin bir yolu yok.
Bazı insanların o kadar çok paraları var ki, bunu gözümüze sokmanın mutlaka bir yolunu buluyorlar.
Diyerek bitirmek yerine, henüz 13 yaşında babası gibi bu meselelere dertlenen kızım Azra’nın daha naif ve daha vicdani bir kaygıyla ettiği sözlerle bitireyim.
“İnsanlar daha yüksek gökdelenler yaptıkça, kuşlar kanatlarının baş edemeyeceği güçte rüzgarların estiği yüksekliklere çıkıyorlar. Bu onların soylarının tükenmesine neden olabilir.”
(Zeynep Azra Atmaca)
İnsanlar daha yüksek gökdelenler yaptıkça İnsanlar daha yüksek gökdelenler yaptıkça Reviewed by Habersizim on 17:45:00 Rating: 5

Hiç yorum yok: