Dergi bahsi - meselenin abç'si

“Bir daha asla yazı yazmam!” diye isyan edeli takriben 22 saat oldu.
Bismillah.
Bugün 2 Mart (siz bu yazıyı nasipse 3 Mart’ta okuyacaksınız tabi). Yani büyük dergilerin Mart ayı sayıları gazete bayilerine dün itibariyle dağıtıldı. Aslında epeyce bir zamandır dergi takibi yapmıyorum. Üniversiteye geçince kendimce bir süre dergi almama kararı almıştım. Elimdeki önce aylardan birikme dergilerini okuyup bitirecektim önce. Sonra da beğendiklerim arasından birkaçına yıllık abone olacaktım. Tıpkı eski günlerdeki gibi…
Küçükken bir sürü dergim vardı abone olduğum. Her ay posta kutumuzdan büyük bir heyecanla alır ve defalarca okurdum dergilerimi. Büyüdüm, liseye başladığımda ne zaman Ağaç Kitabevi’ne gitsem elimde avucumda ne varsa dergilere verdim.
Üniversite öğrencilerinin çıkardığı, 3. sayıyı görmeden kapanan fanzinleri alırdım mesela sürekli. Her cuma sabah 9’daki okulumdan önce gazete bayiine gidip 2.5 lira karşılığında aldığım Sancaktar Dergisi’ni de unutmayayım. Küçüklüğümden bu yana Sancaktar’dan başka hiçbir dergiyi bu kadar sıkı sıkıya takip etmemişimdir.
Büyük ideallerim ve haftalık harçlığım vardı. Bir de akbilim… Beni anlamadınız.
Bir süre dergi almama kararıma uymaya çalışarak elimdeki dergilerden birkaçını taradım, beğendiklerim oldu. Birkaç beğendiğim dergiye birkaç başarısızlıkla sonuçlanan abone olma girişimim de oldu hatta. Sonra baktım; beceremiyorum ve artık büyüdüğüm için de babam bu abonelik işiyle ilgilenecek değil. Vazgeçtim abonelikten. Beğendiğim dergileri o ayki konularına göre takip etmekte karar kıldım. Sanırım en sağlıklısı da bu idi.
Busabah, otobüs durağının hemen karşısındaki gazete bayiinden; bu ayki kapağını (Sevmek Zamanı-Metin Erksan) çok beğendiğim, İsmail Kılıçarslan’ın Cins Dergisi’ni, bu ayki kapak konusunu (Kütüphaneler) çok merak ettiğim, Fatma Barborosoğlu’nun Nihayet Dergisi’ni aldım. Dayanamayıp bir de köşeden mahzun mahzunbakan, her ay bir şekilde bi’ bahane bulup genelolarak her yönüyle çok sevdiğim, Meryem İlayda Atlas’ın Lacivert Dergisi’ni aldım. Hem de arkadaşımı da düşünerek hepsinden ikişer tane. Arkadaş milliyetçisiyiz dediysek boş yere konuşmuyoruz yani.
Tabi haftalık harçlığımın yarısı böylelikle eriyip gitmiş oldu. Pişman mıyım? Hayır. Para dediğin ya İHH’ya ya da dergiye-kitaba-filme verilir zaten. Ama dergilerin fiyatları çok yüksek, öğrencilere özel fiyatları olsa keşke... Sancaktar Dergisi’nin 2.5 lira olması -üstelik haftalıktı!- öğrencilerin düşünülmesinden ötürü idi. Yine Kadir Metin Akbaş’ın Katı Dergisi iki ayrı fiyat uygulaması yapıyor bildiğim kadarıyla, öğrenciye daha cüzi bir ücretle satılıyor dergi. Aslında Cins, Nihayet ve Lacivert dergileri de çok pahalı değil. Sonuçta yazarların telif ücretleri diye bir gerçek var. Yine de bir şekilde hallolabilir sanıyorum.
Twitter’da biri “askıda dergi” uygulamasını önerdi ve katkıda bulunmayı vadetti. Yine Twitter’da Mor Çocuk nickli biri de tüm dergilere sponsor olacağını söyledi. Bunlar güzel şeyler elbette. Ama ne olur hakikatte bilemem. Büyüdüm demiş miydim?
Büyüdüm ve kendi dergimi çıkardım. Vakti geldikçe çıkan hukuki bir öğrenci dergisi; Cüppe Hukuk Dergisi. Ve evet bilmeyenler, duymayanlar için bir kez daha aşk ile: Evet ‘p’ ile! Üstelik ücretsiz. Yazarlara sadece çay ısmarlıyoruz. Öğrenci olmak gibisi yok.
Diyeceğim şu ki, sevgili dergici abiler, ablalar: Ya ucuza satın dergileri ya da daha az çıkarın. Evimiz barkımız yıkıldı, ne olur
Dergi bahsi - meselenin abç'si Dergi bahsi - meselenin abç'si Reviewed by Habersizim on 08:23:00 Rating: 5

Hiç yorum yok: