Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Can Dündar ve Erdem Gül ile alakalı Anayasa Mahkemesi kararına ilişkin beyanatı yerli yerindeydi. Hülasası: Anayasa Mahkemesi ‘Casusluk davası sanıklarının ortadan kaybolmaları veya delilleri karartmaları riski bulunmadığından, tutuklanmaları aşırı bir tedbirdir. Tutuksuz yargılanmaları gerekir’ deyip geçseydi bu kararı öpüp başımızın üstüne koyardık, fakat basın özgürlüğünden dem vurarak davanın esasına müdahale ettiği ve sürmekte olan bir mahkeme sürecini yönlendirmeye kalkıştığı için Anayasa Mahkemesi’nin kararına tepkiliyiz. Mahkemeler kararlarını verir, o kararlar Yargıtay’da değerlendirilir, gerektiğinde davalar yeniden görülür ve Anayasa Mahkemesi ancak Yargıtay’da son sözün söylenmesinden sonra bu gibi kararlar verebilir.
Davutoğlu’nun dediği yanlış mı? “Evet, yanlış” diyebilen hukukçu beri gelsin! Anayasa Mahkemesi’nin “Tutuksuz yargılanmalılar” kararına değil ama bu kararı alırken ileri sürdüğü “basın özgürlüğü” gerekçesine doğru diyebilen beri gelsin!
Aaa, Bülent Arınç geliyor.
Geliyor ve diyor ki: “12 üyenin çok doğru karar verdiğini düşünüyorum ve onları candan tebrik ediyorum. “
Keşke cümleyi öyle değil de “Can Dündar ve Erdem Gül’ü tahliye ettiren 12 üyenin çok iyi bir iş yaptığını düşünüyorum…” şeklinde kursaydı. “Çok doğru bir karar” ifadesi çok yanlış oldu. Arınç o kararı bütünüyle benimsiyorsa, bir adım daha ileri gidip, memleketteki bütün davalara Anayasa Mahkemesi’nin bakmasını, diğer bütün mahkemelerin kapatılmasını da savunmalıdır.
Dündar ve Gül’ün yargılandığı davada yargı süreci devam ederken mahkemeye ‘Kararını basın özgürlüğü çerçevesinde vermeye, yani sanıkları beraat ettirmeye mecbursun. Vermezsen ben burada gereğini yaparım’ diyen bir yargı diktatörlüğünden bahsediyoruz yahu!
Bütün bunlarla beraber şunu da belirtelim ama: Ahı gitmiş vahı kalmış Cumhuriyet gazetesini tabir cazise küllerinden dirilten ve Can Dündar’ı kahraman mertebesine yükseltip işin buralara kadar varmasına sebep olan şey, siyasi ferasetsizlikten başka bir şey değil.
Davutoğlu’nun dediği yanlış mı? “Evet, yanlış” diyebilen hukukçu beri gelsin! Anayasa Mahkemesi’nin “Tutuksuz yargılanmalılar” kararına değil ama bu kararı alırken ileri sürdüğü “basın özgürlüğü” gerekçesine doğru diyebilen beri gelsin!
Aaa, Bülent Arınç geliyor.
Geliyor ve diyor ki: “12 üyenin çok doğru karar verdiğini düşünüyorum ve onları candan tebrik ediyorum. “
Keşke cümleyi öyle değil de “Can Dündar ve Erdem Gül’ü tahliye ettiren 12 üyenin çok iyi bir iş yaptığını düşünüyorum…” şeklinde kursaydı. “Çok doğru bir karar” ifadesi çok yanlış oldu. Arınç o kararı bütünüyle benimsiyorsa, bir adım daha ileri gidip, memleketteki bütün davalara Anayasa Mahkemesi’nin bakmasını, diğer bütün mahkemelerin kapatılmasını da savunmalıdır.
Dündar ve Gül’ün yargılandığı davada yargı süreci devam ederken mahkemeye ‘Kararını basın özgürlüğü çerçevesinde vermeye, yani sanıkları beraat ettirmeye mecbursun. Vermezsen ben burada gereğini yaparım’ diyen bir yargı diktatörlüğünden bahsediyoruz yahu!
Bütün bunlarla beraber şunu da belirtelim ama: Ahı gitmiş vahı kalmış Cumhuriyet gazetesini tabir cazise küllerinden dirilten ve Can Dündar’ı kahraman mertebesine yükseltip işin buralara kadar varmasına sebep olan şey, siyasi ferasetsizlikten başka bir şey değil.
Anayasa Mahkemesi, Davutoğlu, Arınç
Reviewed by Habersizim
on
10:14:00
Rating:

Hiç yorum yok: