Amortisörler ve Selçuk Azmanoğlu

Hakan Albayrak Müstakil Gazete ile ilgili iki farklı yazı yazdı. Gazete çok küçük olduğu için yazılar sığmıyor her şeyi ikiye üçe bölüyorlar. Devamı nasipse yarın diyorlar. Yer yok oolum. Hepi topu 8 sayfa.
Hatta geçen gün görsel yönetmen Emrah Koca, Selçuk Azmanoğlu’nun yatay fotoğrafını ikiye bölüp, devamı nasipse yarın yazmış altına. Demiş yarısını da yarın basarız ne olacak. Her şeyi öyle yapıyorlar. Allah’tan Ayşe Beyza görmüş de müdahale etmiş, “topyekun sanattan yanayız, sanat bölünemez, bölünürse sanat olmaz” diye. Mevzunun başı neydi unuttum ama sondan başlarsak Ayşe Beyza avukat namzeti olduğu için gazeteyi sağda solda en fazla müdafaa eden kişi. Aklı Diriliş Postası’nda mı kalmış nedir, sürekli Erem Şentürk’ün konferanslarına gidiyor. Erem Şentürk attığı twit sayısından daha fazla konferans veren biri. Adamın Suriye devrimini anlattığı bir konuşmasına rast geldim, konferans bittiğinde “Allahuekber” diye bağırarak Azez’e otobüs bileti almak için davranmıştım. “Allahuekber” deyince o aşamada ve aslında bütün aşamalarda ekleyecek bir şey kalmadı ve ben Azez’e otobüs bulamadım. Hakan Albayrak gitmeden seni de götüreyim filan dedi, aman abi dedim seninle yan yana görünürsem mazaallah “kripto paralel” sanarlar beni, sen git ben sonra gelirim. İkna oldu. Öyle yırttım. Neyse.
Konferans dedim de aklıma geldi. Geçen gün bir öğrenci topluluğu beni konferansa çağırdı. Dedim kardeş ben gerçekte olmayan bir insanım. Müstearım ben müstear. Nasıl yapacağız onu, dedim. Dedi abi böyle bi perde yaparız, sen arkadan konuşursun.
Eskiden erkek hafızlar, kadınlara perde arkasından mevlüt okurdu. Onun gibi mi dedim. Anlamadı tabi. Felsefe kulübü müydü neydi? Bizim Ertuğrul Fındık parçacı ya. Ona yönlendirdim arkadaşları. Balataları filan iyice bi yenileyin dedim. Selçuk Azmanoğlu’nun fotoğraflarındaki estetik derinliği de henüz kimsenin anladığı kanaatinde değilim.
Geçen gün gazeteden kesip çerçevelettiğim bir fotoğrafı Ara Güler reprodüksiyonu diye okutuyordum az kalsın bir turiste. Turist çerçeveden çıkarıp fotoğrafın arkasında Albayrak’ın hülasa yazısını görünce almaktan vazgeçti. “Hülasa’ya mı karşısın sen? Sen de mi karşısın Hakan Albayrak’a” filan diye üste çıkıp sıvıştım turistin yanından. Sanattan anlamıyorlar. Çok yazık. Selçuk Azmanoğlu deyip geçiyorsunuz ama adamın çektiği fotoğrafları ben bile anlamakta güçlük çekiyorum. Bildiğin sanat.
geçen gün yere oturmuş adam fotosu vardı bi tane. Adam ağlıyor muydu, gülüyor muydu belli değildi. Sanat işte. Gökhan Özcan’ın müstearı mıdır nedir, ilginç ilginç fotoğraflar yayınlıyor utanmadan. Neyse.
Ben asıl meseleyi hatırladım şimdi. Hakan Albayrak geçen gün iki tane yazı yazdı Müstakil’le ilgili. Zerre miktarı bir şey anlamadım yazılardan. Ne oluyor şimdi çıkmaya devam mı ediyor, 1500 mümtaz şahsiyetten bahsetmiş. Karar demiş bir şeyler demiş, yok troller şöyle yok troller böyle. Ya hu adam akıllı söyler misin şunu bu gazete çıkmaya devam edecek mi?
Bu hususta ne Albayrak Efendi ne de onun replikası Fındık Efendi bir cevap vermiyor bana.
Hayır içeride alacağım var o bakımdan diyorum. Eğer meseleyi böyle muallakta bırakıp benim 140 liramın üstüne yatmaksa amacınız onu açıkça diyin de bilelim.
Ha tabi ben bırakır mıyım o parayı orada. Bırakmam. Yedek parçacı, gazete karışımı dükkana gelir en fazla sağ sol amortisörlerden birini götürür giderim alacağıma mahsuben.
Evet! Yaparım bunu.
Amortisörler ve Selçuk Azmanoğlu Amortisörler ve Selçuk Azmanoğlu Reviewed by Habersizim on 09:16:00 Rating: 5

Hiç yorum yok: