Yasin Suresi Tefsiri- 2

1-Ya sin. Surenin adı olan ayettir. Hurufu mukatta (kesik harfler) diye adlandırılan, ya ve sin harfleri olmak üzere bağımsız iki harften oluşur. Kaf, ta ha, ha mim, elif lam mim, yasin vb. hurufu mukatta ile başlayan 29 sure mevcuttur. Söz konusu 29 surenin 27 tanesinde hurufu mukattayı müteakiben Kur’an-ı Kerim’in bir özellliği yer almaktadır. Örnek olarak Kaf Suresi; Kaf şerefli Kur’ân’a andolsun ki...

şeklinde başlamakta, Bakara suresi; Elif lam mim. Bu kendisinde şüphe olmayan kitaptır. şeklinde başlamaktadır. Sure başlarında yer alan bu kesik harflerin anlamını tam olarak ortaya koymak mümkün olmamaktadır. Ne var ki bunlar hikmetsiz şeyler değildir. Asıl manasını ilmi ilahiye havale etmekle beraber bu ayetlerin bizi çeşitli kavrayışlara yönlendirmesinden, amelllerimiz üzerine etkisinden bahsedebiliriz. Sırat köprüsünün kıldan ince kılıçtan keskin olduğuna bütün kalbimizle inanıyoruz fakat mahiyetini bilmiyoruz.Cennetin ırmaklarını biliyoruz, inanıyoruz fakat ırmaklar nasıldır, eni boyu vasfı, mahiyeti hakkında neredeyse hiç bir şey bilmiyoruz. Amelleri ölçen ilahi teraziyi, sırat köprüsünü, cennetin ırmaklarını, cehennemin yakıtlarını vs. tam anlamıyla bilmesek bile anlayışımız, hayatımız üzerine etkisi olduğu ortadadır.

Yüce Allah’ın katından geldiğinin delili olan bu harflerin bir meydan okuma olduğu da söylenebilir. Ey insanlar; siz de bu harfleri kullanıyorsunuz. Bu harflerden örülmüş Kur’an-ı Kerim’in düşünce ve ifade üstünlüğü sizin yapabileceklerinizden çok çok üstündür. Yapabiliyorsanız buyrun siz de böyle bir kitap ortaya koyun!

Ya sin harfleri için şunları söylemek mümkündür.
Ebced hesabı ile bir rakamı ifade ediyor olabilir. Veya, Allah’ın isimlerinden bir isim olabilir. Veya, Nida harfi olabilir. Ey kişi, ey adam, ey efendi, ey insan demek olabilir. Bu insandan murat ilkin Rasullulah sav. dir.Zira Hz. Ali’den nakil bir rivayette Hz. Peygamber sav. şöyle buyurmaktadır: Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de beni yedi ismimle anmıştır. Muhammed, Ahmed, Taha, Yasin, Müddessir, Müzzemmil, Abdullah.

Bu durumda Allah’tan peygamberine bir mesajdır. Rasullulah sav. Şahsında hepimize seslenildiği ortadadır. Ey kitabın muhatabı dinle,Ey insanoğlu dinle. Bu kitaba kayıtsız kalamazsın. Bu kitabı Allah’ın sözü olarak dinlemelisin. Bu kitap başka sözlere benzemez. Benzeri olmayan eşsiz bir kitap olduğunun şuuru ile kulak vermelisin. Bazıları bu sözü bu şekilde dinlemiyor olabilir. Kur’an’ı diğer bilgilerin, sözlerin arasına karıştırıverirler. Ey insanoğlu, bu kitabın Rabbinden sana hitap olduğunu kavramalısın. Rasulullah’ın şahsında insana hitap edilirken, buyur buradayım Ya Rabbi, emirlerine hazırım diyerek Kitabın ayetlerine dikkatle yaklaşmalısın.

2- Hikmetli Kur’an’a andolsun. Kur’an’a yapılan yemindir. O günün Arap toplumunda yalan yere yapılan yemin dünyanın mahvına yol açacak kadar ağır bir kötülük olarak kabul edilir. Bu ifade bir de meydan okumadır aynı zamanda. ‘Haydi bakalım; açık bir mucize olan bu kitabın benzerini getirin’ denmiş gibidir. Dikkatler Kur’an’a çekilmiştir. Kur’an, kelime olarak okuma kökünden gelir. Özel isimler bir başka dile tercüme edilseydi Kur’an ‘okunak’ olarak Türkçeleştirebilirdi. Kur’an okunması gereken mesaj demek olur. Ya da bir mesajın Kur’an olması için okunması gerekir. Okunmayana Kur’an denmesi bir çelişki olmaktadır.

Okumak göz, dil, akıl ve kalp ile yani dört aza ile yapılan bir iştir. Göz görür, dil telafuz eder, akıl tercüme eder ve kalp ona göre tavır alır. Okumak duyuları, algıları bir şeylere sevk eder. Kişiye bir şey yükler, kişi etkilenir. Okumak dikkat ister. Girmek yasak yazan yere giren kişi yazıyı görse, diliyle tekrar etse bile okumuş değildir. Okumak her zaman yazıyı okumak değil bazen de bir şekli, bir mesajı, bir durumu okumaktır. Susayan birini gören kişi elindeki sudan paylaşmıyorsa durumu okuyabilmiş değildir. Kur’an’ın emirlerini ve yasaklarını okumak da böyledir. Her yerde okunuyor, seslendiriliyor olsa bile işe yaramıyorsa okunmuş kabul edilmesi beklenmemelidir.

Kur’an-ı Kerim’in gündemde kalmasının sağlanmasının yanında hayatı belirleyecek güce de sahip olması için çaba sarfedilmelidir. “Hikmetli Kur’an’a andolsun”; yani, hikmetli, hikmet dolu, hikmet sahibi, hikmeti konuşan Kur’an’a yemin ederim ki, Kur’an şahittir ki. Hikmet nedir?

Hikmet ilim ve anlayış ile iş yapmaktır. Hikmet Kur’an’ı kavramaktır. Hikmet vahiyden hüküm çıkarabilmektir. Hikmet İslam ahlakıyla ahlaklanmaktır. Hikmet öğüttür, ince anlayıştır. Hikmet doğru ve güzel işlere yönelmektir. Kime dilerse hilkmeti ona verir; şüphesiz hikmet verilene sonsuz ve bereketli bir hayır da verilmiştir. Bakara 269 Hz. Peygamber sav. şöyle buyurmaktadır: Yalnız iki kişiye gıpta edilebilir. Bir adam ki Allah (cc) kendisine hikmet vermiştir, o adam bu hikmet gereğince hareket ediyor ve onu başkalarına öğretiyor ve bir adam ki Allah kendisine mal vermiştir oda malı hak yolunda harcamaya koyulmuştur. Buhari Allah yoluna davette en etkili sunum hikmetle yapılır..’Sen rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle çağır. Nahl 125

Hikmet akıl sahibi kimsede olur. Kur’an-ı Kerim’e hikmetli oluşuyla canlılık, hayat, amaç ve irade özellikleri kazandırılıyor. Kur’an’ın ruhu vardır. Ona karşı kalbi saf olan, ruhu ona kulak vermeye müsait olan kişiler onunla duygu alışverişinde bulunabilirler. Etkilenirler. Onda nice hazineler, sırlar, güzellikler görürler. Bir arkadaşı özler gibi Kur’an’ı özlerler. Kur’an akıllı, hikmetli bir dosta benzer. Söyleyeceğini tam yerinde söyler.

Eşsiz hikmet ihtiva eder. Allah boş sözden münezzehtir. Kur’an O’nun hikmetinin tecellisidir.

Kur’an hakimdir, hüküm sahibidir. Yap veya yapma deme hakkına sahiptir. İmanı, küfrü, helali, haramı, hayrı, iyiyi, kötüyü, sevabı, günahı, cenneti, cehennemi beyan eder. Helali haram, haramı da helal yapılmaz. Neyi ortaya koymuşsa o değişmez. Ne derse yanılmaz. Ne derse anlamsız ve uygunsuz değildir. Muhkemdir. Yerinde ve kuvvetli kanun ve hüküm koyar. Çok sağlam söz ve manaya sahiptir. Herhangibir bozukluk gelemeyecek şekilde nazmı ve manası sağlamlaştırılmıştır. Belagatin zirvesindedir.

Değişiklik ve batıl içermez. Çelişki barındırmaz. Kur’an-ı Kerim hikmetle doludur ve kıyamete kadar hakim olacaktır. Zulüm ve fesadı engellemek için konulmuş kanun ve ilkeler de bu hikmetlerin bir kısmıdır. Hikmetli Kitab insanı hikmetle eğitir. İnsanı hem özgür bırakır hem de sınırlarını belirler. Yasin Suresi 2. ayeti ‘Hikmetli Kur’an’a andolsun.’ şeklinde tercüme edildiği gibi ‘Hakim Kur’an’a andolsun’ diye de açıklanmalıdır. O halde; Kur’an’ın Hakim olması ne demektir?

Hikmetli Kur’an aynı zaman hakim Kur’an’dır. Hakim Allahın güzel isimlerindendir. Her yaptığı hikmetli ve tutarlı, hükmünü yürüten, hakim olan Allah hakim olan nebiye, hikmetli bir nesil için hakim Kur’an’ı peyderpey göndermiştir. Zira; Hüküm sadece Allah’a aittir. Yusuf 40 İnsanlar arasında hüküm verene hakim denir. Kur’an bu anlamıyla da hüküm veren bir hakimdir. Böylelikle İslam ın yolu hakimdir, üstündür, azizdir, şereflidir. Allah’a kul olmakla, Muhammed as. ın yolunda yürümekle ve Kur’an’a muhatap olmakla şerefli olunur. Kişi kendi aklıyla, tecrübesiyle ulaşamadığı nice bilgilere ilahi bilgiyle ulaşır. Kur’an kişiyi hikmetli kılar ve Kur’an’ın hükmüyle kişi üstün ve şerefli olur.

Hakim bir de muhkem anlamına gelir. Kur’an-ı Hakim ayetleri sağlamlaştırılmış, öğüt ve yasakları yerli yerince olan yani muhkem bir kitaptır. Harfleri, kelimeleri, ayetleri ve sureleri sağlamdır. Her çağın ve her mekanın ihtiyacına cevap verecek şekilde muhkemdir. Kesin anlamlı muhkem ayetlerinin yanında çok anlamlı yani müteşabih ayetlerde Kur’an-ı Kerim’de mevcuttur. Kur’an; hakim, hikmetli, kudretli, bozulması imkansız yani muhkem bir kitaptır. Ayetleri tartışılmayacak ilmi yasalar getirir. Tartışmasız tek doğrudur. Kur’an-ı Hakim; Allah ile kul, din ile ilim, bedenle ruh, dünya ile ahret, ölüm ile ahiret, ölüm ile dirim, nefs ile akıl arasında sağlam köprü kurar. Bunlar arasında uyum sağlar. Böylece insanın hayatını düzene sokar. Her şeyini amacını, hikmetini açıklayarak, en doğru bilgiyi vererek insanı aydınlatır.

Kur’an-ı Hakim’in nazmı ve manası sağlamlaştırılmıştır. Kelimeler ve mana arasındaki kabuk ve öz ilişkisi birbirinden ayrılamaz şekildedir. Öyle sağlamdır ki önünden ve ardından batıl yaklaşamaz. İçinde tutarsızlık bulunmaz. Uslubu, muhtevası muhkemdir. Hikmetlerle dolu Kur’an herkesin anlıyacağı dilden hitap eder. Muhatabın ruhuna, gönlüne etki eder. Fıtrata uygun akli ve psikolojik metotlar barındırır. Muhatabını böylelikle inşa ve terbiye eder. Kişiyi doğru ve faydalı olana yönlendirir. Böylelikle Kur’an insana hakim olur. Bize ve hayatımıza Kur’an-ı Hakim’in ne ölçüde hakim, egemen olduğuna cevap aramak durumundayız. Sevilecekler ve sevilmeyecekler, yapılacaklar ve yapılmayacaklar listesinin Kur’an kaynaklı olup olmadığını kontrol etmeliyiz. Kur’an hayatımıza hükmetmelidir. Can kulağı ile kendini Kur’an’a verenin kalbi hidayet aklı doğruluk, hayatı hikmetle dolar.

Kur’an okumak farz değil fakat içindekilerle amel etmek farzdır. Kur’an iyiyi gösteren, kötüye engel olan hükümleri içeren, en güzel şekilde muhakeme eden dinlenilmediği takdirde hesabı sorulan bir kitaptır. Kıyamet günü Kur’an-ı Kerim’den hesaba çekileceğiz.

Hz. Peygamber sav. den Kur’an dinleyenler onu tekzip ettiler. Her peygamberin farklı mucizeleri olabilir. Hz. Muhammed sav. ispat için mucizesi ise hikmetlerle dolu Kur’an-ı Hakim’dir. Doğru delil davanın doğruluğunu ortaya koyar. Kur’an risalet davasının doğru delilidir. Allah azze ve celle tarafından Hz. Peygamber sav. e tam bir hidayet kaynağı olarak gönderilmiş ve O’nun peygamberliğine tanıklık eden bir mucizedir. Bu kitaba ekleme çıkarma yapmamıştır. Bu Kur’an en büyük mucizedir ve aynı zamanda bu mucize kıyamete kadar devam edecektir. Kur’an’daki bariz hikmet Hz. Muhammed sav. in Allah’ın elçisi olduğunun kanıtıdır. Zira böylesine sözleri ancak bir peygamber tebliğ edebilir. Bu sözler insan gücünün çok üzerindedir.

Kâfir olanlar: Sen resûl olarak gönderilmiş bir kimse değilsin, derler. De ki: Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah ve yanında Kitab’ın bilgisi olan (Peygamber) yeter. Rad 43

3- Elbette sen peygamberlerdensin.
Allah azze ve celle Hz. Peygamber sav. e hitap ediyor. Aracısız haber vererek peygamberliğini tartışma ve polemik konusu yapmaktan uzak tutuyor. Kafirler, müşrikler peygamberliğin gerçekliği için ispat istiyorlar. İspat yemin ile değil delil ile olur. Hz. Peygamber sav. e işte bu Kur’an senin peygamberliğnin delilidir denilmektedir. Hz. Muhammed as. ın peygamberliği gerçektir ve haktır. O, Allah azze ve celle tarafından ekleme ve çıkarmadan korunmuş, tam bir hidayet kaynağı olan Kitap’la gönderilmiştir. İşe bu Kitap yani Kur’an buna şahitlik eder.

Kur’an-ı Kerim’deki bariz hikmet peygamberliğinin kanıtıdır. Allah azze ve celle ‘Ey Peygamberim; seni yalanlamak Kur’an-ı Kerim’i yalanlamaktır’ demektedir. Ama Allah sana indirdiği bu Kur’an ayetleri ile şahitlik eder ki onu doğrudan doğruya kendi ilmiyle indirmiştir. Ve melekler de buna şahittir. Zaten şahit olarak Allah yeter. Nisa 166

Kur’an’ın mucize oluşu karşısında acze düşmüşlerdi. İnsanların meydana getireceği bir kitap olmadığını kabullendiler. Kur’an’dan sonra şimdi de Hz. Peygamber sav. hakkında ilahi destek ile baş başayız. Yeminle beraber şahitlik dikkate değer önem taşımaktadır.

Hz. Peygamber sav. in peygamberliğinden bir tereddüdü mü vardı diye sorulabilir. Hayır. Bu ayette muhataplarına karşı Muhammed as. ın gerçek bir peygamber olmasına Yüce Allah’ın şahitliği söz konusudur. Peygamberleri yalanlamak müşriklerin yaygın adetidir. Yasin suresi 15 ayet: Siz de bizim gibi insansınız. Zaten rahman bir şey göndermiş değildir. Siz ancak yalan söylüyorsunuz dediler.

Peygamberlere şair, yalancı, büyücü diyorlar. Bu şekilde vahyi, risaleti inkar ediyorlar. Bu kadar şiddetli karşı çıkmaları yüzünden güçlü vurgularla cevap veriliyor. Sen peygamber değilsin diyenlere Peygamberin yanında olunduğu gösteriliyor. Peygamber hakkında şüphe geliştirmek isteyenlerin karşısına dikiliniyor.

İnkar edenler: ‘Sen peygamber değilsin’ derler. Deki: benimle sizin aranızda şahit ola rak Allah ve Kitabı bilenler yeter. Rad Suresi 43. ayet O’nun peygamberliğine Allah-u Teala şahittir. Allah’tan daha büyük şahit olur mu? Yanı sıra ilahi vahye dayalı bilgiye sahip olanlar da şahittir. Peygamberlik Allah’ın hayat müdahelesi demektir. İnsanların risaleti inkarına alışageldikleri hayat ve bu hayat tarzını değiştirmek korkusu da sebep olabilir. Allah azze ve cellenin hayatlar ına karışmadığına inanıyorlar ve bu inanış giderek kuvvetleniyor.

Peygamberin kendileri gibi hevesine, keyfine göre konuşan ve yaşayan herhangi bir insan olduğunu söyleyerek de peygamberi inkar yolunu seçmektedirler:
İnmekte olan yıldıza yemin olsun ki. Arkadaşınız (Muhammed) ne sapmış ne de aldanmıştır. Ve kendi arzusundan hevesinden konuşmuyor. Kendisine gönderilen vahiyden başka bir şet değildir. Necm Suresi 1-4

Hz. Peygamber sadece kendi kavmine değil bütün insanlığa gönderilmiş bir elçidir. De ki; ey insanlar, ben Allah’ın hepinize gönderdiği bir elçiyim. Araf Suresi 158

Önceki peygamberler sadece kavmine gönderildi. Ben ise bütün insanlara gönderildim. Buhari Peygamberler Allah’tan haber alır. Bu onların nebi oluşudur. Allah azze ve celle den aldıklarını insanlara ulaştırırlar. Bu özellikleri onların rasul oluşudur. Hz. Muhammed sav. de alemlerin rabbi olan Allah tarafından hem nebi hem rasul olarak gönderilen peygamberlerdendir.

Şiddetli küfür ve inkar karşısında hz. Peygamber sav. e güvence verilmektedir. Adeta; ‘Sen emin ol ki ey peygamberim, Allah’ın emanetini taşıyorsun. Sözü dinlenilmediği takdirde hesabı sorulması kesinleşmiş peygamberlerdensin. Gerçektende sen görevli olarak gönderilensin. Allah’ın haberlerini ulaştıran bir elçisin’ denilmektedir. Peygamber sav. in gönderiliş amacı; Allah’ın apaçık ayetlerini size okuyan bir peygamber ki iman edip güzel işler yapanları karanlıklardan aydınlığa ulaştırır. Talak Suresi 11

Bu açıdan bakıldığında risalet hayatın kalbidir. Risaleti yalanlayan kişi, risalet sayesinde öğrenme fırsatı bulduğumuz tevhid ve ahireti de yalanlamış olmaktadır. Peygamberler dünyada nasıl yaşanacağını, ahirete nasıl hazırlanılacağını öğretirler. İnsanoğlunun ‘nasıl yaşanacak’ sorusunun cevabını peygamberler verir. Allah cc. Peygmberleri vasıtasıyla hayata etki eder. İnsanlar pegamberlere bakarak nasıl yaşayacaklarını öğrenirler. Bu anlamda peygamberler bir postacıdan ibaret değildir. Peygamberlerin ükmüne razı olunur. Onlara muhalefet edilmez. Onlar emin, dürüst ahlaklı kimselerdir. İnsanların kendi isteği olan değer yargılarının karşısında bir de Allah’ın koyduğu değer yargıları vardır. Peygamberler Allah’ın koyduğu değer yargılarının ifadesidir. Bu değer yargılarının son kitabı Kur’an-ı Kerim olduğu gibi son elçisi de Hz. Muhammed sav. dir.

Elbette sen peygamberlerdensin. Yasin 3
Ey Peygamber, Elbette sen tevhid sancağını taşıyanlardan birisisin, Emin ol ki sen vahiy bilgisi ulaştıracaksın, insanlığı İslam dininden haberdar etmekle, onlara hidayet yolunu tarif etmekle emir olundun. İnsanlara peygamber göndermek Allah’ın yasasıdır. Bunu daha önce de örnekleri vardır. Sen peygamberlerin devamı ve peygamberlik zincirinin son halkasısın. Senden önce gelip geçmiş peygamberlerin takip ettiği yol olan, kendisinde hiçbir eksiklik ve eğrilik bulunmayan İslam dini üzerinde olan bir resulsun.

Devamı nasipse yazılınca

Mehmet Akar
Yasin Suresi Tefsiri- 2 Yasin Suresi Tefsiri- 2 Reviewed by Habersizim on 09:10:00 Rating: 5

Hiç yorum yok: