SURİYE’DEKİ OYUN

Rusya Suriye’de ne yapmaya çalışıyor? Suriye’de aldığı rolle, en önemli ticari partneri Türkiye’yi bir çırpıda gözden çıkaran Rusya’nın şu an oynadığı rol karşılığı, özelde Türkiye, genelde bütün Müslüman dünyada kaybettiklerinden daha fazlasını alacağına ikna edildiği görülüyor. İyi de Türkiye ile NATO’da müttefik olan, bundan daha ilerisi, Türkiye ile Bağdadi Grubuna karşı birlikte savaşmak için Türkiye’nin güney ve doğudaki havaalanlarına çöreklenen ABD, Rusya’ya şu an oynamakta olduğu rolü niçin verdi? Daha Kırım’ın ilhakı ve Ukrayna’nın doğusunun Rus milislerce işgal ve ilhakı sorununda bir ilerleme sağlanmadan, bu yüzden Rusya’ya konulmuş ambargolar yürürlükteyken ABD Rusya’yı Suriye harekât alanına neden davet etti?

Rusya Devlet Başkanı Putin’in 30 Eylül’de BM toplantıları için gittiği ABD’de başta Obama, ABD yetkilileriyle yaptığı görüşmelerde kamuoyuna açıklanmayan gizli anlaşmalar yaptığı ve bu anlaşmalara dayanarak Suriye senaryosuna katıldığı anlaşılıyor. ABD basınında Obama yönetiminin Suriye politikasını eleştiren ve ABD’nin Rusya’yı Suriye’ye davet etmesinin, masaya oturmadan önce ılımlı muhalefeti tamamen yok ederek, masada Esad mı IŞID mı denklemini kurarak, “Elbette Esad” sonucunu almayı amaçladığını iddia eden bir yığın yorum yayımlanıyor. Sahadaki gerçekler bu kadar ayan beyan olmasa, komplo teorisi kokan bu tür yorumlar umursanmayabilirdi. Oynadığı bu rolle Rusya’nın, bir yandan Türkiye’nin havaalanlarını kullanırken, bir yandan da Türkiye’ye Suriye’den uzak dur demeye çalışan mahcup müttefik ABD’nin yerine bu işi yaptığı, uçak düşürme kurgusuyla da Türkiye’yi Suriye harekât alanından tamamen uzaklaştırdığı iddia ediliyor.

Bu arada Türkiye’de devlet aklının tam da Lavrov’un Türkiye’ye gelerek, Cerablus batısında oluşturulması planlanan güvenli bölge konusunda bir mutabakata varılmasının beklendiği günlerde meydana gelen ve Rusya ile ilişkileri sabote eden uçak düşürme hadisesini derinlemesine sorgulaması beklenirken, bu konuda ciddi bir çalışma yapıldığına dair kamuoyuna yansıyan bir bilgi, ya da, bundan ders alındığına dair bir emare görünmüyor. Nitekim geçenlerde meydana gelen ikinci bir hava sahası ihlali hadisesinde gösterilen aşırı tepkiler, bu krizin kısa vadede kolay kolay çözüme kavuşturulamayacağını gösteriyor.

Öte yandan Basra Körfezindeki görev süresi dolan Fransız uçak gemisi komutanının Euronews kanalında yayımlanan röportajında, bölgeyle ilgili tecrübelerini aktarırken, ABD ile Rusya’nın yapmış olduğu Suriye harekât alanına ilişkin anlaşmaya aşırı derecede vurgu yaparak, bu anlaşma sayesinde kendilerinin de Suriye hava sahasında meydana gelebilecek çatışmalardan korunduğu ve böylece istenmeyen zayiatlardan kaçındıklarını söylemesi, akla Türkiye neden bu anlaşmaya dâhil edilmedi sorusunu getiriyor. Böylesine karmaşık ve fazla sayıda ülkenin uçaklarının operasyon yaptığı bir hava sahasının kontrol ve koordinasyonu, en azında dost unsurların birbirini vurmaması için, elzemdir. Suriye hava sahasında harekât icra eden 15’i aşkın ülkenin hava unsurlarının harekâtının kontrol ve koordine edildiği bir Hava Harekât Merkezi olması gerekir. Bu harekât merkezi nerededir? Fransız komutanın söyleminden öğrendiğimiz, ABD ile Rusya arasında en azından hava harekâtının koordinesi için yapılmış olduğu anlaşılan anlaşmaya, Türkiye havaalanlarını kullanarak, Türkiye ile birlikte Suriye hava sahasında IŞID’a karşı harekât icra eden ABD neden bu uçak düşürme hadisesinden önce (veya sonra?) Türkiye’yi de dâhil etmemiş ve Türkiye ile Rusya’nın yıllardır kurmaya çalıştıkları iyi ilişkileri bir çırpıda düşmanlığa tahvil eden bu olay meydana gelmiştir?

Öte yandan İran’ın ambargoların kalkmasıyla petrol ihracının serbest kalmasının petrol fiyatlarını daha da düşürmesi beklenen bir ortamda, petrol gelirleri iyice azalan Rusya’nın en önemli ticari partneri Türkiye ile ilişkilerinin bozulması, Rusya açısından başlı başına bir handikaptır. Suriye harekâtına katılarak, askeri harcamaları artan, petrol fiyatları sebebiyle gelirleri azalan, ambargolar ve bozulan ticari ilişkileri sebebiyle tüketim maddelerinin fiyatları artan Rusya’da işlerin iyi gitmediği anlaşılmaktadır. Rusya açısından içine sokulduğu bu durum başlı başına bir cezalandırma sürecine dönüşebilir. Öte yandan Ukrayna ve Kırım’da herhangi bir ilerleme sağlanmadan, Rusya’ya karşı uygulanan yaptırımların kaldırılabileceği sinyalini veren Kerry’nin Cenevre’de Lavrov’la görüşürken yaptığı bu açıklamanın ne anlama geldiğini anlamak için biraz zaman geçmesi gerekiyor. Eğer ABD Ukrayna ve Kırım’daki Rus işgali konusunda herhangi bir ilerleme sağlanmadan Rusya’ya uyguladığı yaptırımları kaldırırsa, bu zımni olarak Rusya’nın işgallerini tanımak ve Ukrayna’yı satmak anlamına gelecektir.

Bu arada İran’ın rolüne de dikkat çekmek gerekir. İmam’ın ölümünden sonra evrensel devrim söylemini tamamen terk ederek, katı Fars/Pers tabanlı Şia yayılmacılığına ve bir bakıma mezhepsel emperyalizme yönelen İran’ın bu açılımının Batı’dan bağımsız olduğunu düşünmemek gerekir. İki binli yılların başında, İslam Dünyasına yönelik yaptığı istihbarat değerlendirmesinde, İslamın çatlamış bir din olduğunu, temel çatlağın Sünni-Şii çatlağı olduğunu, yüzyıllardır muhalefette kalan Şiilerin dünya sistemiyle işbirliği yapmaya en mütemayil grup olduğunu, o yüzden Şiilere yatırım yapılması gerektiğini ileri süren ABD istihbaratı, o yıllardan beri İran’ı makbul müttefik yapmaya uğraşmaktadır. İran’la yürütülen nükleer müzakerelerin başarıyla sonuçlanması için göğsünü siper edercesine çabalayan Türkiye’nin bu çabası, iktidara gelen İttihatçıların, Rum ve Bulgar Kiliselerinin birleşmesini teşvik edip, neticede Balkan Harbiyle karşılaşmasını çağrıştırmaktadır. Bu bana sohbetlerde her olumsuz hareketi Şeytana hamledip ona küfreden arkadaşlarına kızıp, onlara, kendi yaptıkları olumsuzlukları Şeytana yükleyip, kendi paylarını akladıklarını söyleyen ve o gece rüyasında Şeytanı gören adamın hikâyesini hatırlattı.

Adam o gece uyuyunca rüyasında Şeytan gelir ve adama teşekkür ettikten sonra, onun gerçek dostu olduğunu, herkes ona küfrederken kendisinin Şeytanı savunduğunu, bu yüzden teşekkür etmek istediğini, kendisinden bir dileği olup olmadığı sorar. Adam aklına bir şey gelmediğini söyler. Bunun üzerine Şeytan “Bin sırtıma dolaşalım, bu arada aklına bir şey gelirse söylersin” der. Adam havada Şeytanın sırtında dolaşırken aşağıda sevmediği bir adamı görür ve Şeytana durmasını söyler. Şeytan adamın tam üstünde durur ve adam sevmediği kişinin üstüne def’i hacet eder. Sabah uyandığında altında bir fazlalık hisseder. Meğerse hacetini altına yapmıştır. Bunun üzerine “Tüküreyim senin dostluğuna ey Şeytan-ı lâin” der ve Şeytandan dost olmayacağını anlar. İşte herkes İran’a yüklenirken, kendi ilişkilerinin bozulması pahasına İran’a arka çıkan Türkiye’nin durumu bana bunu hatırlattı sevgili okurlar. Euzübillahimineşşeytanirracim.
SURİYE’DEKİ OYUN SURİYE’DEKİ OYUN Reviewed by Habersizim on 18:30:00 Rating: 5

Hiç yorum yok: