İnadına iyi haber: Yazarlarımızdan Ayşe Beyza Çiçek hobi olarak da olsa ara sıra gittiği hukuk fakültesindeki en önemli derslerinden biri olan Medeni Hukuk dersinden itinayla kaldı. Hem de bizim yüzümüzden! Yok, yahu bildiğiniz tembelliğinden işte. Zeki ama çalışmıyor bu kız. Dün sabah saat 09.30’da yaklaşık 70 başka kişiyle girdiği bütünleme sınavında sorulara yazdığı yarım yamalak cevaplarla sınavın açıklanmasına bile gerek duymadan dersten kaldığına hükmetti. Başka türlü bir sonuç bekleyemezdik zaten. Esefle kınıyoruz. Ne de olsa başımıza gelmeyecek, hepimiz lise terk adamlarız.
Eğer 3. sayfamız eskisi gibi ‘İnadına iyi haber’ ilkesiyle çıkmaya devam etseydi hiç şüphesiz bugünkü inadına iyi haberimiz yukarıda okuduğunuz satırlar olurdu. Bunun neresi iyi haber diyecek olursanız inanın ben de bilmiyorum. Tek bildiğim dersten kaldığım ve bunun pek de iyi sonuçlar doğurmayacak olması. Umarım evden kovulmam. Oysa her sabah Türk Medeni Kanunu akşamları ise Kur’an-ı Kerim meali okuyarak laiklikle hakikat arasındaki uçuruma düşmemek için dengemi korumaya gayret ediyordum. Tam da bu noktada bir zamanlar “Dengeler adına şair yaptılar bizi.” diyen genç şairi ve yine bir zamanlar Ankara’da çıkan Dengesiz dergisini anmak lazım. Dengesiz dergisi “Müslümana denge sırat köprüsünde lazım!” diyerek dengelere rağmen tüm dengeleri reddediyordu. İlk kez bir yazım da orada çıkmıştı sanırım. Selam olsun.
Ben yani abç yani öğrenci yani hukuk vizeleriyle-finalleriyle-bütünlemeleriyle bedbaht, yenilgileriyle meşhur kişi (tüzel değil) şu ana kadar 2 defa vize öncesi 2 defa final sonrası olmak üzere toplam 4 tane “Medeni’den nasıl kaldım?” başlıklı ironik, lirik ve biraz da isyankâr şiirler yazdım. İşin üzücü kısmı notlar açıklandığından beri hiç ironik, lirik ve biraz da isyankâr şiirler yazasım gelmiyor. Welcome to reality show. Şov değil bildiğimiz hayatın mahkeme duvarı bu bölüm. Biraz sıkıcı. Buna rağmen oldukça da sahici. Bu sebepten hayat var işin içinde sanırım. Zaten hala irtifak ve intifa hakları arasındaki farkı anlamadım. Bir de madde 584’ü. Anlasam böyle olmazdı. Bazan anlamıyorum.
Sayın yargıç! Sessiz kalma hakkımı kullanmak istiyorum. Sayın dekan, okullar hiç bana göre yerler olmadı, o notu sizin için anlamlandırmaya çalışıyorum. Bırakın da geçeyim finalde demiştim, bırakmadınız. Bırakmadığınız gibi bütünleme sınavında da cümle amfi eşrafını üzdünüz. Bunun Türk Medeni Kanunu’nda bir karşılığı var mı bilmiyorum, belki de örf âdete bakmak icap eder. Dürüstlük kuralı gereği hiçbir sınavınızda kopya çekmedim. Aslında kuraldan bihaberim, kimden çekeceğimi bilemedim. Bilinçli bir şekilde yanıltıyorum şu an, ben hiç kopyaya yeltenmedim. En azından üniversitede…
Ne diyorduk? Gazete işi iyi de işte yarını yok bu işin. Tirajlar filan da düşüyor sık sık, biliyorsunuz. En iyisi memurluk, yol+yemek+sigorta da cabası. Şimdilik acemi bir hukuk öğrencisiyim ben. İflah olmaz mıyım? İşte onu göreceğiz.
Eğer 3. sayfamız eskisi gibi ‘İnadına iyi haber’ ilkesiyle çıkmaya devam etseydi hiç şüphesiz bugünkü inadına iyi haberimiz yukarıda okuduğunuz satırlar olurdu. Bunun neresi iyi haber diyecek olursanız inanın ben de bilmiyorum. Tek bildiğim dersten kaldığım ve bunun pek de iyi sonuçlar doğurmayacak olması. Umarım evden kovulmam. Oysa her sabah Türk Medeni Kanunu akşamları ise Kur’an-ı Kerim meali okuyarak laiklikle hakikat arasındaki uçuruma düşmemek için dengemi korumaya gayret ediyordum. Tam da bu noktada bir zamanlar “Dengeler adına şair yaptılar bizi.” diyen genç şairi ve yine bir zamanlar Ankara’da çıkan Dengesiz dergisini anmak lazım. Dengesiz dergisi “Müslümana denge sırat köprüsünde lazım!” diyerek dengelere rağmen tüm dengeleri reddediyordu. İlk kez bir yazım da orada çıkmıştı sanırım. Selam olsun.
Ben yani abç yani öğrenci yani hukuk vizeleriyle-finalleriyle-bütünlemeleriyle bedbaht, yenilgileriyle meşhur kişi (tüzel değil) şu ana kadar 2 defa vize öncesi 2 defa final sonrası olmak üzere toplam 4 tane “Medeni’den nasıl kaldım?” başlıklı ironik, lirik ve biraz da isyankâr şiirler yazdım. İşin üzücü kısmı notlar açıklandığından beri hiç ironik, lirik ve biraz da isyankâr şiirler yazasım gelmiyor. Welcome to reality show. Şov değil bildiğimiz hayatın mahkeme duvarı bu bölüm. Biraz sıkıcı. Buna rağmen oldukça da sahici. Bu sebepten hayat var işin içinde sanırım. Zaten hala irtifak ve intifa hakları arasındaki farkı anlamadım. Bir de madde 584’ü. Anlasam böyle olmazdı. Bazan anlamıyorum.
Sayın yargıç! Sessiz kalma hakkımı kullanmak istiyorum. Sayın dekan, okullar hiç bana göre yerler olmadı, o notu sizin için anlamlandırmaya çalışıyorum. Bırakın da geçeyim finalde demiştim, bırakmadınız. Bırakmadığınız gibi bütünleme sınavında da cümle amfi eşrafını üzdünüz. Bunun Türk Medeni Kanunu’nda bir karşılığı var mı bilmiyorum, belki de örf âdete bakmak icap eder. Dürüstlük kuralı gereği hiçbir sınavınızda kopya çekmedim. Aslında kuraldan bihaberim, kimden çekeceğimi bilemedim. Bilinçli bir şekilde yanıltıyorum şu an, ben hiç kopyaya yeltenmedim. En azından üniversitede…
Ne diyorduk? Gazete işi iyi de işte yarını yok bu işin. Tirajlar filan da düşüyor sık sık, biliyorsunuz. En iyisi memurluk, yol+yemek+sigorta da cabası. Şimdilik acemi bir hukuk öğrencisiyim ben. İflah olmaz mıyım? İşte onu göreceğiz.
Medeni’den nasıl kaldım?
Reviewed by Habersizim
on
14:58:00
Rating:

Hiç yorum yok: