Kapıları Açmak

"Mustafa Kutlu'nun aynı adlı hikaye kitabından, 'Oyunbozan Atölye' tarafından tiyatroya uyarlanan 'Kapıları Açmak' oyunu prömiyerini yaptı." Bu dili sevmiyorum, yani habercilik dilini. Bana biraz ruhsuz, neşesiz geliyor. Prömiyer ne Allah aşkına? 'İlk gösterim' deseniz bari de hepimiz anlasak gönül rahatlığıyla. 5N1K da olsun can da olsun yazılar da diyorum. Okuyanlar insan; ama haberler robot gibi makine gibi... Can sıkıcı şeyler. Neyse, ben kendi meseleme döneyim.

Kapıları Açmak (2007) sahil kasabasının birinde geçen bir Mustafa Kutlu öyküsü. Zehra ismindeki kasaba güzelinin başına gelen talihsiz olayları anlatıyor. Sevdiği var Cihan, kendi deyimiyle 'işsiz marangoz, fahri müezzin', bir türlü kavuşamıyorlar. Bir de Kemal var, kasabalının deyimiyle 'İpsiz Kemal', Haramzadelerin Kemal'i, zengin, züppe adı üstünde ipsiz takımının kralı bir adam bu Kemal. Kaçırıyor Zehra'yı günün birinde İstanbul'a. Orada türlü belaya bulaşıyor ve Zehra'yı beride bırakarak Almanya'ya kaçıyor. Zehra bir başına, mahzun, tutunmaya çalışıyor hayata bir köşesinden.Daha sonra dayanamayıp köyüne dönüyor. Evine, şarkısına, kalbine dönüyor... Dönüp de kendini kabullendirmeye çalışıyor oralara. Devamı da var elbette. O kadar ını ben söylemeyeyim. Böyle bir hikâye. Tiyatroya gitmeden kitabı okuyup da gideyim dedim. Bende yoktu, arkadaşıma aldırdım ve 182 sayfalık kitabın 142. sayfasına geldiğimde kitabı daha önce okuduğumu fark ettim. Hayatın cilveleri işte... Kitabı ayrı tiyatrosu ayrı güzel, kitabın kapağı ise apayrı güzel. Mustafa Kutlu bizzat kendisi çizmiş.

İşte geçen cumartesi akşamı Bahçelievler'e mevzu bahis kitabın tiyatrosuna gittim. Salon yarı yarıya dolu idi. Daha önce de bu sayfadan duyurmuştuk; Sivas'tan İstanbul'a daha büyük oyunlar çevirmek üzere Yaşar Elmas kaptanlığında gelen Oyunbozan Sanat Atölyesi şu günlerde Mustafa Kutlu'nun Kapıları Açmak isimli hikâyesini sergiliyor sahnede. İlk gösterimini 15 Ocak'ta yapan ekip, ikinci ve maalesef şimdilik son gösterimini 30 Ocak'ta Bahçelievler Necip Fazıl Kısakürek Kültür Merkezi'nde yaptı. Gayet de güzeldi, ben sevdim.

Son diyorum; çünkü başka hiçbir belediye bu oyunu kültür sanat etkinlikleri kapsamında bünyesine almaya razı olmamış. Bu çok kötü. Hem her fırsatta tiyatromuz olsun, sinemamız olsun, sanatı parlatalım-sanatla parlayalım diyoruz. Hem de yapılan işlere omuz çıkmıyoruz. Oysa biz biliyoruz ki bir millet varsa sanatla vardır. Terakki için sanat olmazsa olmazdır. Üstad Sezai Karakoç her konuşmasında dirilişin sanatla olacağını vurgular mutlaka. Zaten ne zaman elimizi sanattan, bilimden geri çekmişiz işte o zaman tüm devrilişlerimiz gerçekleşmiş. Bu sebepten nerede bir tiyatromuz nerede bir sinema varsa hemen hemen hepsine gitmeye çalışırım. Şu ana kadar kaç sağlam oyunumuz oldu ki zaten? Ben bi' Hekimoğlu İsmail'in Menan Cinleri'ni bi' de yenilerden Mevlana İdris'in süpervizörlüğünü yaptığı Amak-ı Hayal oyunlarını hatırlıyorum. Ne diyelim umarız belediyelerimizin fikri değişir ve Kapıları Açak oyunu daha çok yerde sahnelenir.
Kapıları Açmak Kapıları Açmak Reviewed by Habersizim on 10:46:00 Rating: 5

Hiç yorum yok: