Kamâl (vallahi nüfus cüzdanında öyle yazıyor) Atatürk 1920’den 1933’e kadar ülkemizin kaderinde söz sahibi oldu. 1933 yılında İsmet İnönü ile Celal Bayar’ın ortak kararı ile Çankaya’ya hapsedildi. 1938’de ise şüpheli bir ölümle aramızdan ayrıldı. Tarihimizde önemli bir rol oynamış bu şahsiyetin ciddi bir biyografisi dahi elimizde yok. Rıza Nur yergisi ile Falih Rıfkı dalkavukluğu arasında tercih sizin. Karanlık 28 Şubat döneminde deprem fırsat ından yararlanarak askerliğimi aradan çıkarttım. Jeoloji mühendisi bir arkadaş ile iyi bir deprem hakkında bilgilendirme kitabı hazırladık. Komutanımız Atatürk’ün deprem ile ilgili bir vecizesini kitabın başına koymamızı istedi. Biz de herkesin yaptığını yaptık ve bir vecize uydurduk. Kitabın içinden apardığım”Deprem, önce kirişleri sarsar” benim sözümdür, ama Atatürk’ün ileri görüşlülüğün veciz ifadesi olmuştur.
1938 yılında vefat ettiğinde İsmet İnönü İstanbul’daki şahsın cenaze törenine bile teşrif etmedi. Ayrıca resimlerini paralarının üzerinden kaldırttığı gibi devlet dairelerinden fotoğraflarınıindirtti. 1939 yılının gazetelerini aynen basmak bile büyük cesaret ister. Gazeteler önceki dönemin (ancientregime) yolsuzluk haberleri ile doludur, maazallah savcılıktan çağrı evinize damlayıverir.
İsmet İnönü’nün iktidar dönemi ile ilgili anlatacağı hiçbir başarı öyküsü yoktu. 27 yılık CHP iktidarı halkta tam bir hayal kırıklığı oluşturmuştu. O da her seçim konuşmasında İstiklal Harbi’nden bahsediyordu. Uyduruk kahraman Galip Hoca bu konuda Milli Şef ile baş edemiyor, Adnan Menderes’in ise yaşı bile yetmiyordu. El ele verip Milli Şef’in karşısına Ebedi Şef’i çıkarmaya karar verdiler. Makbule Atadan Hanım, dindar bir kadındı, ilk cumhurbaşkanın kız kardeşi ve bir DP milletvekilininde eşiydi.Yakınlarına, annesinin başına bir mezar taşı diktirememekten ve abisine bir kabir yaptıramamaktan yakınıyordu. Ölümün 15. yılında Halaskar Gazi, Atatürk’ü Koruma Kanunu kapsamına alındı ve sağcı bir Atatürk portresi tasarlandı.
70li yıllarda ise eldeki malzemeyle Atatürk’ten devrimci bir gerilla lideri çıkartıldı. Bursa’da gençleri kışkırtan Atatürk, emperyalizme direnişi organize eden, Lenin’in yoldaşı bir sosyalistti, ama küçücük bir kusuru vardı. Demokrasiye geçmeye vakti yetmediği gibi ülkemizi sosyalizme taşımaya da mecal bulamamıştı.
80li yıllarda Ankara Otogarında bir dükkân vardı. Tabelasında – vallahi de, billahi de - Atatürk malzemeleri bulunur diye yazıyordu. Mask, büst, resim ile Gençliğe Hitabe gibi o devirde para eden ürünler satıyordu. Dükkân sahibi, hayatta gördüğüm en samimi Atatürkçüydü, çünkü bu işten para kazanıyordu. 12 Eylül darbe dönemitam bir maskaralıktı. Çete lideri Evren’in kendi zekâ düzeyine uygun bir portre ortaya çıktı. Atatürk, Mevlana türbesinden yükselen bir nura tutunarak yeniden yeryüzüne inecekti. En son 2012 yılında Marduk gezegeni bu işe memur edilmişti. Olmadı galiba.
14 yıllık Ak Parti iktidarında dindar, Haydar Baş’ın şişirmesi ile hafızı Kuran, özel günlerde mevlit okutan bir Atatürk ile tanıştık. İçki sofrası birden irfan meclisi oluverdi.Küçük kızım Rana İnkılap tarihi derslerinden geçmek için harıl harıl ders çalışıyor, oysa bizim zamanımızda ne güzel her sorunun cevabı sorunun kerdi içinde saklı olurdu, yanlış cevabıişaretleyeni de dövüyorlardı.
Kısacası hepimiz sosyal maskelerimizle birbirimize karşı mükemmelbir tiyatro oynuyoruz. Fars veya vodvil içerikli, ama dram tarzında, çünkü esprilere gülmemiz yasak. Aynen her yıl 10 Kasım törenlerinde olduğu gibi. Sizce artık şu sosyal maskelerimizi sıyırıp ciddi bir Atatürk biyografisi yazmanın vakti gelmedi mi? Yoksa bu da mı anayasanın değiştirilemeyen ve değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen maddeleri kapsamında mı? Pekiyi, o zaman önce bunları engelleyen dördüncü maddeyi değiştirsek?
1938 yılında vefat ettiğinde İsmet İnönü İstanbul’daki şahsın cenaze törenine bile teşrif etmedi. Ayrıca resimlerini paralarının üzerinden kaldırttığı gibi devlet dairelerinden fotoğraflarınıindirtti. 1939 yılının gazetelerini aynen basmak bile büyük cesaret ister. Gazeteler önceki dönemin (ancientregime) yolsuzluk haberleri ile doludur, maazallah savcılıktan çağrı evinize damlayıverir.
İsmet İnönü’nün iktidar dönemi ile ilgili anlatacağı hiçbir başarı öyküsü yoktu. 27 yılık CHP iktidarı halkta tam bir hayal kırıklığı oluşturmuştu. O da her seçim konuşmasında İstiklal Harbi’nden bahsediyordu. Uyduruk kahraman Galip Hoca bu konuda Milli Şef ile baş edemiyor, Adnan Menderes’in ise yaşı bile yetmiyordu. El ele verip Milli Şef’in karşısına Ebedi Şef’i çıkarmaya karar verdiler. Makbule Atadan Hanım, dindar bir kadındı, ilk cumhurbaşkanın kız kardeşi ve bir DP milletvekilininde eşiydi.Yakınlarına, annesinin başına bir mezar taşı diktirememekten ve abisine bir kabir yaptıramamaktan yakınıyordu. Ölümün 15. yılında Halaskar Gazi, Atatürk’ü Koruma Kanunu kapsamına alındı ve sağcı bir Atatürk portresi tasarlandı.
70li yıllarda ise eldeki malzemeyle Atatürk’ten devrimci bir gerilla lideri çıkartıldı. Bursa’da gençleri kışkırtan Atatürk, emperyalizme direnişi organize eden, Lenin’in yoldaşı bir sosyalistti, ama küçücük bir kusuru vardı. Demokrasiye geçmeye vakti yetmediği gibi ülkemizi sosyalizme taşımaya da mecal bulamamıştı.
80li yıllarda Ankara Otogarında bir dükkân vardı. Tabelasında – vallahi de, billahi de - Atatürk malzemeleri bulunur diye yazıyordu. Mask, büst, resim ile Gençliğe Hitabe gibi o devirde para eden ürünler satıyordu. Dükkân sahibi, hayatta gördüğüm en samimi Atatürkçüydü, çünkü bu işten para kazanıyordu. 12 Eylül darbe dönemitam bir maskaralıktı. Çete lideri Evren’in kendi zekâ düzeyine uygun bir portre ortaya çıktı. Atatürk, Mevlana türbesinden yükselen bir nura tutunarak yeniden yeryüzüne inecekti. En son 2012 yılında Marduk gezegeni bu işe memur edilmişti. Olmadı galiba.
14 yıllık Ak Parti iktidarında dindar, Haydar Baş’ın şişirmesi ile hafızı Kuran, özel günlerde mevlit okutan bir Atatürk ile tanıştık. İçki sofrası birden irfan meclisi oluverdi.Küçük kızım Rana İnkılap tarihi derslerinden geçmek için harıl harıl ders çalışıyor, oysa bizim zamanımızda ne güzel her sorunun cevabı sorunun kerdi içinde saklı olurdu, yanlış cevabıişaretleyeni de dövüyorlardı.
Kısacası hepimiz sosyal maskelerimizle birbirimize karşı mükemmelbir tiyatro oynuyoruz. Fars veya vodvil içerikli, ama dram tarzında, çünkü esprilere gülmemiz yasak. Aynen her yıl 10 Kasım törenlerinde olduğu gibi. Sizce artık şu sosyal maskelerimizi sıyırıp ciddi bir Atatürk biyografisi yazmanın vakti gelmedi mi? Yoksa bu da mı anayasanın değiştirilemeyen ve değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen maddeleri kapsamında mı? Pekiyi, o zaman önce bunları engelleyen dördüncü maddeyi değiştirsek?
Kaldırın artık şu 5816’yı
Reviewed by Habersizim
on
10:15:00
Rating:

Hiç yorum yok: