ABD’nin baş müzakerecisi bayan Sherman’ın da, İran’ın baş müzakerecisinin de torunları olmuş, nükleer anlaşma görüşmeleri sürecinde
66 yaşındaki ABD’li diplomat (büyükelçi) bayan Sherman, anlaşmayı olgunlaştırmak için iki yıl boyunca gece gündüz çalışmış. Kerry’nin siyasi işler müsteşarı olan Sherman, Eylül 2015’te ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan emekli olduktan sonra, Harvard’da Siyaset Enstitüsü’nde bir gruba “diplomasi ve müzakere” dersi vermeye başladı. “Esasında görüşmelerin dört yıl önce Ahmedi Nejad zamanında başladığını, fakat bir ilerleme kaydedilmediği”ni belirten, Sherman, “Ümitli miydiniz” sorusuna: “Çok da değil. Fakat Başkan Obama’nın, “İran’ın nükleer silaha sahip olmaması” konusundaki kararlı tutumu, bizi cesaretlendirdi. Kerry de kararlı idi. Ve böylece diplomasi ile bu işi çözmek için, yorucu da olsa uğraşımızı sürdürdük. Elbette diplomasi şayet kendi rotasında başarılı olamazsa, başka seçenekler de vardı. “Bu anlaşma İran’la güvene dayalı bir anlaşma mı?” sorusuna ise, Sherman: “Güvene dayalı değil. Gerçi güven sağlamak için jestler yap k. Mesela müzakereler süresince, bir ara İranlı baş müzakerecinin bir torunu oldu. Kısa süre sonra da benim torunum oldu. İkimiz torunların fotoğraflarını birbirimize gösterdik. Ama anlaşma tamamen İran’ın nükleer hareketini ve uranyum zenginleştirme programını ve plutonyum programını sıkı bir takip ve gözleme alma esası üzerine kuruldu”
“Peki İran’ın bunca direnmeden sonra, (aniden) böyle bir anlaşmaya yanaşmasının sebebi sadece ekonomik mi?” sorusuna ise, Sherman: “Ben kesinlikle ekonomik olduğunu zannediyorum. Uluslararası tecriti (yalnızlığı) kırmak istediler.
ZATEN SATILIYORDU İRAN’DA, SIEMENS DE, BMW, NIKE, UNITED COLOURS OF BENETTON DA
Yaptırımlar uygulanıyor olmasına rağmen, market raflarında İran’ın yıllardır, Nutella da vardı, Colgate de. Yahut 135 ülkede satış yapan mağazaları bulunan U.S. Polo Assn’nin, İran’da da mağazaları zaten vardı. Batılı otomobilden, giyim eşyasına, Batılı kola ve diğer gazlı içeceklerden, hatta Herry Porter’dan Batman’a pek çok oyuncak üreten (Danimarka merkezli) Lego’nun İran’daki büyük mağazalarına varıncaya kadar. İranlı yetkililer, bu Batılı ürünlerin İran’a sokulmasına da, İran’da ışıklı reklam panoları ile reklamlarının yapılıp, mağazalarının açılmasına da, ses çıkarmıyorlardı. Yaptırımların resmen kalkmasıyla, fiilen zaten süren Batılı ürünlerin ithalatı , hem resmileşmiş olacak, hem de artmış olacak. Tabi İran’ın petrol gelirleri her geçen gün inşaAllah azalmaya devam ederken. Petrolün varilinin 30 doların da altına düşmesi, veya 40 doların altında seyretmesi, Türkiye’nin makro ödemeler dengesine ise, inşaAllah, çok katkı sağlayacak.
KİM İŞLETİYOR TÜRKİYE’DE MCDONALD’SLARI
Türkiye’de 260 tane McDonald’s restoranı var. Türkiye’deki McDonald’sları, altı ülkede on beş bira fabrikası bulunan Anadolu Endüstri Holding işletiyor. Anadolu Endüstri Holding, (Türkiye) Coco Cola, (Türkiye) Isuzu, (Türkiye) Faber-Castell Kalem’in de sahibi. McDonald’s ise, bu yıl Çin’e ağırlık veriyor. Çin’de şu anda iki binden fazla olan Mc-Donald’s restoranlarına, 2016’da yüz elli tane daha yeni restoran ilave edeceklerini, söyledi, McDonald’s China’nın iletişim müdürü. Çin’e bağlı Hong Kong’da 237 McDonald’s restoranı var, Çin’e bağlı Macoa’da 27 McDonald’s. Uzak Doğu’da en çok Japonya’da: üç bin McDonald’s, nüfusun üçte birinden fazlası Çin’li olan Malezya’da ise 375 Mc-Donald’s restoranı bulunuyor.
TEMENNİ Mİ DEĞİL Mİ, MUHTAÇ MI İRAN TÜRKİYE’YE ?
Market market dolaşıp, en ucuz hangisindeyse, oradan alıyor, emeklilerin ve dar gelirlilerin çoğu ihtiyaçlarını. Bu davranışları, ayıp da sayılmaz. Büyük şirketler de böyledir. “Satın alma departmanları”, kaliteye dikkat ederler, ama fiyata dikkat etmezler mi? Türkiye halkı böyle de, İran halkı ve şirketleri böyle değil mi? Gerçek böyle iken, “İran’ın her zamankinden daha fazla Türkiye’ye ihtiyacı var” diyerek, bitirmiş yazısını, bir akademisyen yazar. Bu değerli yazarın: “Batılı ülkelerin, İran’ın 80 milyona yaklaşan nüfusuyla oluşan, bu büyük tüketim pazarına hâkim olmak istiyorlar” cümlesi doğru. Ama konu ticari ilişkiyse, herkes kendi menfaatine bakmayacak mı ? Dostluk başka, alışveriş başka. “İran’ın Türkiye’ye çok ihtiyacı var” demek, o nedenle yanıltıcı olabilir. (İşletme hocası) Nazif Gürdoğan’ın bir sözü vardır: “Alman malı kadar sağlam, Çin malı kadar ucuz, sunabilirsek, dünya pazarına mallarımızı, o zaman (Allah’ın izniyle) bizi kimse tutamaz.” Bu da üretimin her aşamasında verimliliği sağlamak ve hammaddeyi alırken de, mamul maddeye pazar ararken de, işimize odaklanmakla olur.
66 yaşındaki ABD’li diplomat (büyükelçi) bayan Sherman, anlaşmayı olgunlaştırmak için iki yıl boyunca gece gündüz çalışmış. Kerry’nin siyasi işler müsteşarı olan Sherman, Eylül 2015’te ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan emekli olduktan sonra, Harvard’da Siyaset Enstitüsü’nde bir gruba “diplomasi ve müzakere” dersi vermeye başladı. “Esasında görüşmelerin dört yıl önce Ahmedi Nejad zamanında başladığını, fakat bir ilerleme kaydedilmediği”ni belirten, Sherman, “Ümitli miydiniz” sorusuna: “Çok da değil. Fakat Başkan Obama’nın, “İran’ın nükleer silaha sahip olmaması” konusundaki kararlı tutumu, bizi cesaretlendirdi. Kerry de kararlı idi. Ve böylece diplomasi ile bu işi çözmek için, yorucu da olsa uğraşımızı sürdürdük. Elbette diplomasi şayet kendi rotasında başarılı olamazsa, başka seçenekler de vardı. “Bu anlaşma İran’la güvene dayalı bir anlaşma mı?” sorusuna ise, Sherman: “Güvene dayalı değil. Gerçi güven sağlamak için jestler yap k. Mesela müzakereler süresince, bir ara İranlı baş müzakerecinin bir torunu oldu. Kısa süre sonra da benim torunum oldu. İkimiz torunların fotoğraflarını birbirimize gösterdik. Ama anlaşma tamamen İran’ın nükleer hareketini ve uranyum zenginleştirme programını ve plutonyum programını sıkı bir takip ve gözleme alma esası üzerine kuruldu”
“Peki İran’ın bunca direnmeden sonra, (aniden) böyle bir anlaşmaya yanaşmasının sebebi sadece ekonomik mi?” sorusuna ise, Sherman: “Ben kesinlikle ekonomik olduğunu zannediyorum. Uluslararası tecriti (yalnızlığı) kırmak istediler.
ZATEN SATILIYORDU İRAN’DA, SIEMENS DE, BMW, NIKE, UNITED COLOURS OF BENETTON DA
Yaptırımlar uygulanıyor olmasına rağmen, market raflarında İran’ın yıllardır, Nutella da vardı, Colgate de. Yahut 135 ülkede satış yapan mağazaları bulunan U.S. Polo Assn’nin, İran’da da mağazaları zaten vardı. Batılı otomobilden, giyim eşyasına, Batılı kola ve diğer gazlı içeceklerden, hatta Herry Porter’dan Batman’a pek çok oyuncak üreten (Danimarka merkezli) Lego’nun İran’daki büyük mağazalarına varıncaya kadar. İranlı yetkililer, bu Batılı ürünlerin İran’a sokulmasına da, İran’da ışıklı reklam panoları ile reklamlarının yapılıp, mağazalarının açılmasına da, ses çıkarmıyorlardı. Yaptırımların resmen kalkmasıyla, fiilen zaten süren Batılı ürünlerin ithalatı , hem resmileşmiş olacak, hem de artmış olacak. Tabi İran’ın petrol gelirleri her geçen gün inşaAllah azalmaya devam ederken. Petrolün varilinin 30 doların da altına düşmesi, veya 40 doların altında seyretmesi, Türkiye’nin makro ödemeler dengesine ise, inşaAllah, çok katkı sağlayacak.
KİM İŞLETİYOR TÜRKİYE’DE MCDONALD’SLARI
Türkiye’de 260 tane McDonald’s restoranı var. Türkiye’deki McDonald’sları, altı ülkede on beş bira fabrikası bulunan Anadolu Endüstri Holding işletiyor. Anadolu Endüstri Holding, (Türkiye) Coco Cola, (Türkiye) Isuzu, (Türkiye) Faber-Castell Kalem’in de sahibi. McDonald’s ise, bu yıl Çin’e ağırlık veriyor. Çin’de şu anda iki binden fazla olan Mc-Donald’s restoranlarına, 2016’da yüz elli tane daha yeni restoran ilave edeceklerini, söyledi, McDonald’s China’nın iletişim müdürü. Çin’e bağlı Hong Kong’da 237 McDonald’s restoranı var, Çin’e bağlı Macoa’da 27 McDonald’s. Uzak Doğu’da en çok Japonya’da: üç bin McDonald’s, nüfusun üçte birinden fazlası Çin’li olan Malezya’da ise 375 Mc-Donald’s restoranı bulunuyor.
TEMENNİ Mİ DEĞİL Mİ, MUHTAÇ MI İRAN TÜRKİYE’YE ?
Market market dolaşıp, en ucuz hangisindeyse, oradan alıyor, emeklilerin ve dar gelirlilerin çoğu ihtiyaçlarını. Bu davranışları, ayıp da sayılmaz. Büyük şirketler de böyledir. “Satın alma departmanları”, kaliteye dikkat ederler, ama fiyata dikkat etmezler mi? Türkiye halkı böyle de, İran halkı ve şirketleri böyle değil mi? Gerçek böyle iken, “İran’ın her zamankinden daha fazla Türkiye’ye ihtiyacı var” diyerek, bitirmiş yazısını, bir akademisyen yazar. Bu değerli yazarın: “Batılı ülkelerin, İran’ın 80 milyona yaklaşan nüfusuyla oluşan, bu büyük tüketim pazarına hâkim olmak istiyorlar” cümlesi doğru. Ama konu ticari ilişkiyse, herkes kendi menfaatine bakmayacak mı ? Dostluk başka, alışveriş başka. “İran’ın Türkiye’ye çok ihtiyacı var” demek, o nedenle yanıltıcı olabilir. (İşletme hocası) Nazif Gürdoğan’ın bir sözü vardır: “Alman malı kadar sağlam, Çin malı kadar ucuz, sunabilirsek, dünya pazarına mallarımızı, o zaman (Allah’ın izniyle) bizi kimse tutamaz.” Bu da üretimin her aşamasında verimliliği sağlamak ve hammaddeyi alırken de, mamul maddeye pazar ararken de, işimize odaklanmakla olur.
“İkimiz de gösterdik torunların fotoğraflarını”
Reviewed by Habersizim
on
15:58:00
Rating:

Hiç yorum yok: