Gençliğimin eşsiz yol arkadaşı

1992 yılında FM frekansı üzerinden Türkiye’nin her yerinde “korsan” olarak yayın yapmaya başlayan özel radyolardan biri de Konya’da Milli Gençlik Vakfı’nın yan kuruluşu olan “Gençlik Radyosu” idi. Radyo, o dönem Bosna Hersek’e Konya’dan yapılan yardımların merkezi haline gelmiş, yardım organizasyonu radyonun tanınmasına, radyonun tanınır hale gelmesi yardımların katlanmasına sebep olmuştu. ( Öyle ki yardım malzemelerini istiflemek için dev depolar kiralanmıştı. Dağlar gibi yardım malzemesi. Dillere destan. Hem Türkiye’de, hem Bosna Hersek’te Konya’nın bu yardım seferberliği örnek oldu, konuşuldu. İşte o dönemde Milli Gençlik Radyosu bu yardım faaliyetinin sürükleyicisi olarak bir şehri tek başına ayağa kaldırmış, şehrin dinamiklerini değiştirmek için tek başına yeterli olmuştu. ) Ben de o radyoda çalıştım. O yardım organizasyonu sona erdikten hemen sonra başladım çalışmaya. Çalışmaya derken, fi’sebilillah elbette. 16-17 yaşlarım. Radyoda karşıma, çoğu MGV’nin yurtlarından getirilmiş abiler çıktı. Bu abilerden biri şimdilerde Konya Kültür Müdürlüğü’nde görevli, televizyon programcısı şair Ali Bektaş. Radyonun bel kemiği. Davudi sesi, samimiyeti, lazlığından mülhem inadı, ilginç mevzulara olan hakimiyeti ile kahramanımız. Radyoya toplaşan gençlerin hamisi, arkadaşı, eğitmeni. Kim o gençler?

O dönem aynı lisede okuduğumuz şimdilerde Başbakan Basın Başmüşaviri olan Osman Sert. Sesi gür, haber okuyor. Sonradan birlikte Jurnal dergisini çıkardığımız şair Mehmet Akif Kuruçay. Ahmet Özeskici, Mücahit Küçüktığlı, Galip Marlalı, Abdülkerim Tunç ve diğer başka arkadaşlar. Hüseyin ve Mevlüt Güler. Ve onların abisi Ahmet Nurullah Güler. Hep beraber güle oynaya radyoyu sırtlanmış gidiyorduk. Arada çekim odasına radyo vaazı için hoca efendiler gelir, o zaman bir sükunet hakim olurdu radyoya. Onun dışında neredeyse 24 saatimiz bağırış çağırış güle oynaya radyoculuk yaparak geçiyordu. Ahmet Nurullah Güler, kelimenin tam anlamıyla ‘yetenekli’ idi. Teknikten anlar, ses miksajını bilir, montaj yapar ve bütün bunların yanında içerikten de anlardı. Daha doğrusu zaten iyi bir şairdi, iyi bir öykü yazarı, metin yazarıydı da ayrıca teknik meseleye de vakıftı. Çocuk programı yaptık, mizah programı yaptık, istek programı sunduk, sabah radyoda gazete okuduk. Nurullah’la ve diğer arkadaşlarla birkaç yılımızın neredeyse tüm günleri beraber geçti. Sonra dergi çıkardık, Nurullah da şiir yayınladı, televizyon programı yaptık Nurullah da bir yerlerinde vardı. Erbakancılık yaptık, Nurullah da oralarda bir yerdeydi. Ben tüm bu şen şakrak Konya ortamını bırakıp İstanbul’a taşındım. Nurullah da İstanbul’u kazandı. O da İstanbul’a geldi. İstanbul’da da sürekli yakınlarda bir yerlerdeydi. İlesam çay ocağında yan masada; Yazarlar Birliğinde panelde moderatör olarak, Sinema çıkışı İstiklal’de haytalıkta. Eylem sonrası Fatih’te camide... Ama burada. Nurullah hep buralarda bir yerlerde oldu.

Sonra evlendik galiba. Ya da maaşlı işe başladık. Ahmet Nurullah Konya’ya döndü. Yılda bir ya görüşüyorduk ya onu bile görüşmüyorduk. Telefonla kısa “gündemsiz” konuşmalar. Bir yerlerde de karşılaşmadık sık sık. Nurullah… Bizi ilk olarak radyoda Ali Bektaş tanıştırmıştı. 25 Aralık 2015 günü Ali Bektaş aradı yine. Kısa kısa şu dört kelimeyi söyledi başına sonuna hiçbir şey eklemeden:

-Nurullah, Ertuğrul; Nurullahımız göçtü.

İlk gençliğimin eşsiz yol arkadaşlarından biri. Güzel insan. Müslüman adam. Ahmet Nurullah Güler, sessiz sedasız, derdini de yanına alıp ebedi aleme göçtü.

Bu da gecikmiş bir dua yazısıdır.

Allah gani gani rahmet eylesin.
Gençliğimin eşsiz yol arkadaşı Gençliğimin eşsiz yol arkadaşı Reviewed by Habersizim on 09:13:00 Rating: 5

Hiç yorum yok: