Yazının başlığını iddialı bulabilirsiniz. Cumhuriyet’le yaşıt bu partinin “ne oldu da yol ayrımına geldiği” sorusunu sormak hakkınız elbet.
Peki, öyleyse nereden vardım bu kanaate?
Deniz Baykal’ın açıklama yapma ihtiyacı hissetmesinden...
Yani?
Yanisi şu:
CHP, uzun zamandan beridir özel olarak dizayn ediliyordu. Genetik kodlarıyla oynanması pahasına hem de...
Baykal, belki de bunu kendisine yapılan operasyon sürecinde fark etmişti ama öylesine kötü bir duruma düşürülmüştü ki, teslim olmaktan başka çıkar yolu kalmamıştı.
Filmi biraz geriye saralım.
CHP’yi yeniden dizayn etmek isteyen güç, CHP’yle birlikte, AK Parti, MHP ve HDP’yi de oluşturulmak istenen yeni vasata uygun hale getirmek maksadıyla eş zamanlı olarak düğmeye basmıştı.
AK Parti hariç hepsinde başarılı oldular.
Bugün geriye dönüp baktığımızda mezkur partilerin hiçbirinin 2010 yılındaki konumlarıyla benzeşmediğini açık bir biçimde görebiliriz.
Oyunu AK Parti, daha doğrusu
Erdoğan bozdu.
ABD, bölgemizdeki gelişmeler paralelinde etliye sütlüye dokunmayan, emre amade bir Türkiye istiyordu ve bunun gerçekleşmesi için gereken yapıldı.
Gezi’yle başlayan ve 17-25 Aralık süreçleriyle devam eden operasyonlar silsilesi, Erdoğan’ın hesap dışı duruşuyla akamete uğradı ama diğer partiler için dönülmez yola girilmişti.
İşte Baykal’ın açıklaması, bu dönülmez yola girişin deşifresi gibiydi adeta.
Tekrar hatırlayalım ne dediğini...
“Halep, Sünni İslam kentidir.
Bu kenti Rusya’nın, Esad’ın himayesine teslim etmek üzerine bir politikayı çok ciddi sorgulamak lazım. (...) Olay PYD olayı değil, Halep olayıdır. Olay Şii kuşatmasıdır.”
Bu açıklama, tahmin edilenden çok daha büyük bir ehemmiyeti haizdir!
Baykal gibi “laikçi” refleksleri hayli belirgin bir siyasetçinin, birtakım riskleri de göze alarak, neredeyse bir ‘İslamcı’nın sarf edeceği sözlerle böyle bir tespiti yapıyor olmasının özel bir anlamlı olsa gerektir.
Bahsini ettiğimiz ‘ehemmiyetin’ derecesini anlamak için bu ifadelerin yanında Baykal’ın partisinin tutumuna dair yaptığı göndermeye bakmak gerek.
Hangi gönderme?
Tabii ki, Esed’le ilgili olanı.
Kılıçdaroğlu ve partisinin Esed’e olan bağlılığı, PYD’yi alenen savunması ve Rusya meselesinde Türkiye’yi eleştirdiğini hatırlarsak eğer, taşlar yerine oturur. Bununla birlikte Baykal, “Şii”liğe özel bir vurgu yaparken aslında bir zamanlar genel başkanı olduğu partisinin peyderpey bir mezhebin etki alanına girdiğini de ihsas ettiriyor...
Şu an partinin yönetim kademesinin çok önemli ölçüde mezhebi farklılığını öne çıkaran kimselerden oluştuğunu hesaba katarsak, Baykal’ın satır aralarına gizlediği kaygının izlerini görmekte zorlanmayız.
Baykal, bu açıklamalarıyla 2 kere teşekkürü hak ediyor bence.
Birincisi; “milli muhalefet” olgusuna dair anlamlı bir çıkış yapmış olmasından ötürü...
İkincisi, bahsini ettiğimiz tehlikenin ilk işaret fişeğini atması...
CHP’nin düşeceği kötü bir durumu dert etmeyi aklından bile geçirmeyen birisi olarak, şu an tamamen Paralel çetenin kontrolünde olan bu partinin, yakın gelecekte startı verilecek yeni fitne argümanının adeta kalesi durumuna getirilmesi, Türkiye adına beni ciddi derecede endişelendiriyor doğrusu.
İşte bu nedenlerden ötürü, Baykal’ın “ön alan” yaklaşımı, bende, CHP’nin kaçınılmaz olarak bir yol ayrımına geldiği kanaatini oluşturdu.
Haydi, hayırlısı...
Peki, öyleyse nereden vardım bu kanaate?
Deniz Baykal’ın açıklama yapma ihtiyacı hissetmesinden...
Yani?
Yanisi şu:
CHP, uzun zamandan beridir özel olarak dizayn ediliyordu. Genetik kodlarıyla oynanması pahasına hem de...
Baykal, belki de bunu kendisine yapılan operasyon sürecinde fark etmişti ama öylesine kötü bir duruma düşürülmüştü ki, teslim olmaktan başka çıkar yolu kalmamıştı.
Filmi biraz geriye saralım.
CHP’yi yeniden dizayn etmek isteyen güç, CHP’yle birlikte, AK Parti, MHP ve HDP’yi de oluşturulmak istenen yeni vasata uygun hale getirmek maksadıyla eş zamanlı olarak düğmeye basmıştı.
AK Parti hariç hepsinde başarılı oldular.
Bugün geriye dönüp baktığımızda mezkur partilerin hiçbirinin 2010 yılındaki konumlarıyla benzeşmediğini açık bir biçimde görebiliriz.
Oyunu AK Parti, daha doğrusu
Erdoğan bozdu.
ABD, bölgemizdeki gelişmeler paralelinde etliye sütlüye dokunmayan, emre amade bir Türkiye istiyordu ve bunun gerçekleşmesi için gereken yapıldı.
Gezi’yle başlayan ve 17-25 Aralık süreçleriyle devam eden operasyonlar silsilesi, Erdoğan’ın hesap dışı duruşuyla akamete uğradı ama diğer partiler için dönülmez yola girilmişti.
İşte Baykal’ın açıklaması, bu dönülmez yola girişin deşifresi gibiydi adeta.
Tekrar hatırlayalım ne dediğini...
“Halep, Sünni İslam kentidir.
Bu kenti Rusya’nın, Esad’ın himayesine teslim etmek üzerine bir politikayı çok ciddi sorgulamak lazım. (...) Olay PYD olayı değil, Halep olayıdır. Olay Şii kuşatmasıdır.”
Bu açıklama, tahmin edilenden çok daha büyük bir ehemmiyeti haizdir!
Baykal gibi “laikçi” refleksleri hayli belirgin bir siyasetçinin, birtakım riskleri de göze alarak, neredeyse bir ‘İslamcı’nın sarf edeceği sözlerle böyle bir tespiti yapıyor olmasının özel bir anlamlı olsa gerektir.
Bahsini ettiğimiz ‘ehemmiyetin’ derecesini anlamak için bu ifadelerin yanında Baykal’ın partisinin tutumuna dair yaptığı göndermeye bakmak gerek.
Hangi gönderme?
Tabii ki, Esed’le ilgili olanı.
Kılıçdaroğlu ve partisinin Esed’e olan bağlılığı, PYD’yi alenen savunması ve Rusya meselesinde Türkiye’yi eleştirdiğini hatırlarsak eğer, taşlar yerine oturur. Bununla birlikte Baykal, “Şii”liğe özel bir vurgu yaparken aslında bir zamanlar genel başkanı olduğu partisinin peyderpey bir mezhebin etki alanına girdiğini de ihsas ettiriyor...
Şu an partinin yönetim kademesinin çok önemli ölçüde mezhebi farklılığını öne çıkaran kimselerden oluştuğunu hesaba katarsak, Baykal’ın satır aralarına gizlediği kaygının izlerini görmekte zorlanmayız.
Baykal, bu açıklamalarıyla 2 kere teşekkürü hak ediyor bence.
Birincisi; “milli muhalefet” olgusuna dair anlamlı bir çıkış yapmış olmasından ötürü...
İkincisi, bahsini ettiğimiz tehlikenin ilk işaret fişeğini atması...
CHP’nin düşeceği kötü bir durumu dert etmeyi aklından bile geçirmeyen birisi olarak, şu an tamamen Paralel çetenin kontrolünde olan bu partinin, yakın gelecekte startı verilecek yeni fitne argümanının adeta kalesi durumuna getirilmesi, Türkiye adına beni ciddi derecede endişelendiriyor doğrusu.
İşte bu nedenlerden ötürü, Baykal’ın “ön alan” yaklaşımı, bende, CHP’nin kaçınılmaz olarak bir yol ayrımına geldiği kanaatini oluşturdu.
Haydi, hayırlısı...
CHP yol ayrımında...
Reviewed by Habersizim
on
09:41:00
Rating:

Hiç yorum yok: