Tarih boyunca Batı Müslümanlara karşı göğüs göğüse savaşmaya hiç yanaşmamıştır.
Çünkü kâfirler korkak bir topluluktur ve Müslümanlarla savaşma cesaretleri yoktur.
Onların Müslümanlara karşı tek silahları İslam topraklarına ektikleri fitne ve fesat tohumlarıdır.
Buna dayanır ve buna güvenirler.
Bunu yapamadıkları zaman sonları Bedir’dir, Hendek’tir, Hayber’dir, Huneyn, Hittin, Çanakkale, Malazgirt, Ayn Calut’tür.
Müslümanların da küffar ordularına karşı mağlubiyetleri hep hainlerin eliyle olmuştur.
Hep içerden çökmüştür İslam coğrafyası.
Ve batı bu coğrafyayı hep işbirlikçilerle, adi ve alçak stratejilerle, sinsi planlarla ve içerdeki maşalarla işgal etmiştir.
Ne zaman Müslüman bir ülkede hainler çoğalmaya ve kaos tellallığını başlamışsa, hemen sonrasında küffar ordusu orayı işgal etmeye kalkmıştır.
Bu işgal için de öncelikle özgürlük ve adalet adı altında satılık kalemleri kullanmıştır.
Ağzı laf yapan fitnecileri konuşturmuştur.
Kaosu ateşleyecek lümpen ergenlerini meydanlara sürmüştür. İşte Ankara'daki patlama da, Diyarbakır’da yaşanan saldırı da bu yol ve yöntemle yapılmıştır.
Çünkü Ortadoğu’da ayakta kalan ve direnen tek ülke Türkiye’dir.
Başta ABD ve Rusya olmak üzere bu şer güçler öncelikle Suriye krizini derinleştirerek, Halep'i tamamen kuşatmak, ardından da Azez’i boşaltıp Afrin ile Kobani'yi birleştirerek Türkiye’nin ileriye dönük hamle ve hayallerini durdurmak istiyorlar.
Batı, Türkiye’den Suriyeli mazlumlara uzanan eli kesip, Ortadoğu'da Kürtleri, Türkleri ve Arapları bir yüzyıl daha kendine köle edip yeraltı ve yerüstü zenginlik kaynaklarını kendi aralarında paylaşmak peşinde…
Yani anlayacağınız haçlı orduları Ortadoğu’da başlatmış oldukları fiili savaşı Türkiye’ye ye taşıdı.
2023 hedefini ve tam bağımsızlığı ortadan kaldırmak için topyekûn saldırı başlattı.
Öncelikle bunun farkında olmalı, hain işbirlikçilerden uzak durmalıyız.
Ötekileştirici bir dili bırakıp hep beraber sırta sırta vererek bu işgale karşı koymalıyız.
Müslüman halkların üstüne oynanan bu oyunları boşa çıkarmalıyız.
Bu ülkenin Kürtleri ve Türkleri olarak birlik ve beraberliğe çağrı yapmalıyız.
Aksi durumda küffar ordusu galip gelir ve bu topraklarda hem bugünümüzü hem de çocuklarımızın geleceğini kaybetmiş oluruz.
Evet, boşuna bakmayın, boynuzu yok bu alçakların. Desiselerini haçlı kisvesi ile değil Kürt kartıyla, İslam figürüyle saplıyorlar bağrımıza.
En ön safta bir misyoner ruhuyla önüne geleni öldüren, beldeleri viraneye dönderen alçak işbirlikçiler, ne Kürt’tür ne Müslüman ne de insan.
İster PKK-PYD isterse İŞİD ya da bir başka bela üstlensin bu saldırıları, failler, kukla oynatıcılar perdenin arkasında saklı.
Bize Kürt olarak, Müslüman olarak düşen görev haçlının desiselerine karşı uyanık olmak, bu ülkeyi baştan aşağı ateşe verecek olan girişimlere alet olmamaktır.
PKK-PYD-DAEŞ, Rusya’nın, İsrail’in, ABD’nin gönüllü köleleridir.
Emir komuta bu ülkelerdedir.
Bilesiniz…
Çünkü kâfirler korkak bir topluluktur ve Müslümanlarla savaşma cesaretleri yoktur.
Onların Müslümanlara karşı tek silahları İslam topraklarına ektikleri fitne ve fesat tohumlarıdır.
Buna dayanır ve buna güvenirler.
Bunu yapamadıkları zaman sonları Bedir’dir, Hendek’tir, Hayber’dir, Huneyn, Hittin, Çanakkale, Malazgirt, Ayn Calut’tür.
Müslümanların da küffar ordularına karşı mağlubiyetleri hep hainlerin eliyle olmuştur.
Hep içerden çökmüştür İslam coğrafyası.
Ve batı bu coğrafyayı hep işbirlikçilerle, adi ve alçak stratejilerle, sinsi planlarla ve içerdeki maşalarla işgal etmiştir.
Ne zaman Müslüman bir ülkede hainler çoğalmaya ve kaos tellallığını başlamışsa, hemen sonrasında küffar ordusu orayı işgal etmeye kalkmıştır.
Bu işgal için de öncelikle özgürlük ve adalet adı altında satılık kalemleri kullanmıştır.
Ağzı laf yapan fitnecileri konuşturmuştur.
Kaosu ateşleyecek lümpen ergenlerini meydanlara sürmüştür. İşte Ankara'daki patlama da, Diyarbakır’da yaşanan saldırı da bu yol ve yöntemle yapılmıştır.
Çünkü Ortadoğu’da ayakta kalan ve direnen tek ülke Türkiye’dir.
Başta ABD ve Rusya olmak üzere bu şer güçler öncelikle Suriye krizini derinleştirerek, Halep'i tamamen kuşatmak, ardından da Azez’i boşaltıp Afrin ile Kobani'yi birleştirerek Türkiye’nin ileriye dönük hamle ve hayallerini durdurmak istiyorlar.
Batı, Türkiye’den Suriyeli mazlumlara uzanan eli kesip, Ortadoğu'da Kürtleri, Türkleri ve Arapları bir yüzyıl daha kendine köle edip yeraltı ve yerüstü zenginlik kaynaklarını kendi aralarında paylaşmak peşinde…
Yani anlayacağınız haçlı orduları Ortadoğu’da başlatmış oldukları fiili savaşı Türkiye’ye ye taşıdı.
2023 hedefini ve tam bağımsızlığı ortadan kaldırmak için topyekûn saldırı başlattı.
Öncelikle bunun farkında olmalı, hain işbirlikçilerden uzak durmalıyız.
Ötekileştirici bir dili bırakıp hep beraber sırta sırta vererek bu işgale karşı koymalıyız.
Müslüman halkların üstüne oynanan bu oyunları boşa çıkarmalıyız.
Bu ülkenin Kürtleri ve Türkleri olarak birlik ve beraberliğe çağrı yapmalıyız.
Aksi durumda küffar ordusu galip gelir ve bu topraklarda hem bugünümüzü hem de çocuklarımızın geleceğini kaybetmiş oluruz.
Evet, boşuna bakmayın, boynuzu yok bu alçakların. Desiselerini haçlı kisvesi ile değil Kürt kartıyla, İslam figürüyle saplıyorlar bağrımıza.
En ön safta bir misyoner ruhuyla önüne geleni öldüren, beldeleri viraneye dönderen alçak işbirlikçiler, ne Kürt’tür ne Müslüman ne de insan.
İster PKK-PYD isterse İŞİD ya da bir başka bela üstlensin bu saldırıları, failler, kukla oynatıcılar perdenin arkasında saklı.
Bize Kürt olarak, Müslüman olarak düşen görev haçlının desiselerine karşı uyanık olmak, bu ülkeyi baştan aşağı ateşe verecek olan girişimlere alet olmamaktır.
PKK-PYD-DAEŞ, Rusya’nın, İsrail’in, ABD’nin gönüllü köleleridir.
Emir komuta bu ülkelerdedir.
Bilesiniz…
BOŞUNA BAKMAYIN, boynuzları yok bu Haçlı alçaklarının!
Reviewed by Habersizim
on
09:10:00
Rating:

Hiç yorum yok: