Borges Bey'le Hatıralarım...

Bu satırları Selçuk Azmanoğlu'nun Jorge Luis Borges ile ilgili yazısını okuduğunuzu varsayarak yazıyorum. Okumamış olsan ız bile benim yazdıklarımı okuduğunuzda malumat sahibi olacaksınız. Yazar arkadaş ımız kendince Borges beyin ipliğini pazara çıkartmaya çalışmış.

Yazı şöyle başlıyor: "Bir Borges sevgisidir almış başını gidiyor. ‘Bizim’ çocukların çıkardığı dergiler bile Borges güzellemeleriyle dolu. 'Üstad Borges', 'Borges’in dediği gibi', 'Borges Usta’nın açtığı yolda' vs. vs. vs.

Okudunuz mu çocuklar siz Borges efendiyi? Mesela, şu meşhur ‘Alçaklığın Evrensel Tarihi’ni okudunuz mu?"

Borges bey, galiba ülkemizde yaygın olarak ilk defa bizim nesil tarafından okunmuştur. Kendilerinden sanat ve edebiyat dersleri aldığımız büyüklerimiz ondan hiç söz etmezlerdi. Önce biz kıraat eylemiştik de ondan sonra patladı gitti.

Kendisinden konuşma ve diksiyon eğitimi aldığım rahmetli annem, Borges beyin yazdığı bir satırı dahi okumamıştı. Bir keresinde kendisine neden okumadığını sorduğumda verdiği cevap hala kulaklarımda yankılanır. "Ben okuma yazma bilmiyorum ki oğlum." İnsan okuma bilmiyorum diye Borges beyi okumaz mı efendim. "Oku bakalım şunu bana" dedin de ben okumadım mı a rahmetli anacığım. Zihni geri kalmışlığımızın toplumsal kökenini oluşturan bireysel yoksunluklarımızın taa nerelerden geldiğini görüyorsunuz değil mi?

Bizim gençliğimizde bir şekilde lafı getirip Borges beyden iktibas yapmadan konuşanı ya döverlerdi ya da prematüre konuşan adam muamelesi görürdü. Onun yazdıkları okunurken bülbüller susar, ince sazın nameleri pek bir hoş olurdu. Hatta öyle ki biz doğru dürüst konuşmayı bile kendisinden öğrenmiştik.

Mezkur yazının ilk satırını okuduğumda gördüklerime inanmamıştım da farkındalık gözlüğümü takıp bir kez daha bakmıştım; bu arkadaş ne demek istiyor diye.

Acaba dedim kendi kendime, Borges bey yazdığı kitaplarda bu Selçuk Azmanoğlu hakkında olumsuz bir şeyler mi söylemişti? Hemen bir çalışma başlattım. Evde bulunan Borges bey kitaplarının Türkçe çevirileri ile baskı öncesi orijinal el yazması nüshalarını taramalı ve mukayeseli şekilde yeniden gözden geçirmek istedim. Çok şükür elimde Borges beye ait okunacak hiç bir şey yoktu da işim çabuk bitti. Yok. Borges beyin kitaplarında Selçuk Azmanoğlu aleyhine şahsi bir eleştiri yer almıyor. O zaman bu arkadaşın Borges beyden alıp veremediği şey ne ola ki?

Selçuk Azmanoğlu'nu pek tanımam. Toplasanız on kez ancak aynı yerlerde bulunmuşuzdur. O da kasıtsız yani. En son düğünüydü ve beş altı yüz kişi bir arasından bana el bile sallamadı. Salonun girişindeki kapının solundaydım oysa. Hani tebrik etmek için yanına gitmesem fark etmeyecekti yani. Oturup iki muhabbet etmedi. Neyse, bunları herkesin içerisinde konuşmayı sevmem ben. Başkası yap􀆨 ğında da doğru bulmam. Fotoğraf sanatçısı olduğuna dair bazı rivayetler benim gibi sizin de kulağınıza gelmiştir. Gerçi çektiği fotoğrafların suluboya resmini yapamayan birine sanatçı denir mi pek emin değilim ama biz yine de meseleyi dağıtmayalım. Eskiden, yani makine devri yeni başladığında bir söz vardı 'makine yapar, el övünç duyar' diye. Bu kadarını söyleyeyim bari. Kardeşim o insanlar sen oradayken gelip geçmeseler, kuşlar o dallara konmasa, ay gökyüzünde olmasa o muhteşem fotoğrafları çekebilir miydin? Sonra güneşin konumu, ışığın durumu. Hepsi tesadüf. Hem ben senden daha iyi hikaye yazarım. Of be, lafı buraya getireceğim diye ne zahmet çektim. Neyse efendim konudan ayrılmayalım.

Sokağa çıkıp bakınız, manasızca konuşan bir sürü insan göreceksiniz. Hepsi Borges beyi okumamaktan kaynaklanan algılama bozukluğu yani.

Üzerimdeki şoku attıktan sonra mezkur yazının devamını da okumaya başladım. Meğer şahsi bir mesele değilmiş Borges beyle bu arkadaş arasındaki. Alçaklığın Evrensel Tarihi adıyla Türkçeye çevrilen kitabındaki mukaddesatımızın ta kendisi için yazdığı elfaz-ı küfürden olan şeyler yüzündenmiş. Ama kardeşim, biz Borges beyden alıntı yaparken kitaplarının tamamını okuduğumuzu söylemiyorduk ki. Hattaa alıntı yaptığı kitabı ben şahsen yeni duydum. Biz kitapları tanıtım dergilerinden veya arka kapak yazılarından okuyoruz. Her kitabı okuyacak olsak bu kadar malumat sahibi olmaya vaktimiz mi kalırdı? Bu arkadaş galiba okumayı ciddiye alan cahil bir arkadaşımız! Bir kaç cümle alıntı yapacağız diye kitabın veya yazarın bütün kitaplarının tamamının okunduğu nerede görülmüş.

Biz Borges beyin kitaplarını batı literatürüyle ilk kez karşılaşmış gibi okurduk gerçi. Her cümlesi ayrı ayrı mütalaa edilir, olmadı bir başka mütefekkirden görüş alınıp sonra mevzuuna girilirdi.

Vicdanım elvermedi. Yazdıklarının tamamını okuduğumda Selçuk arkadaşımızın hakkını da yememek gerekir diye düşündüm. Alçaklığın Evrensel Tarihi namlı kitap çevrildiğinde ufak bir sarsıntı geçirdiğimizi ben de hatırlıyorum. ('Hani yukarıda kitabın adını ilk defa duyduğunu yazmıştın, bu ne mantık hatası' diyenleri görür gibi oluyorum. Siz de her okuduğunuzu aklınızda tutmayın efendiler.) Yazılanları kendisine yakıştıramamıştık da çevirenlerin münasebetsizliğine yormuştuk. Buradan geçebileceğimiz küçük bir kapı bulmuştuk amma onu da kapattı artık sayın yazar. Sen git 1954 yılındaki baskıya yazdığı önsözden alıntı yap. Fotoğraf, hikaye, derleme yetmedi bir de araştırmacılığa mı soyundun mübarek. Çevirmen mi oldun. Ne okuyacağımızı da söyle bari. Aaa, vallahi onu da söylemiş. Ama eksik.

Bu arkadaşların bilgisi buraya kadar işte. "Tezkiretü'l-Evliya ve Hazreti Ali Cenkleri’ni okumaya devam" demiş de Menâkıb-ı Çihâr Yâr-i Güzîn adlı kitaptan bahsetmeyi unutmuş.

Muhterem/muhteşem dost Selçuk Azmanoğlu, ellerin ve yüreğin dert keder görmesin emi...
Borges Bey'le Hatıralarım... Borges Bey'le Hatıralarım... Reviewed by Habersizim on 09:59:00 Rating: 5

Hiç yorum yok: