Kitap okuma hususunda sıkıntılarım var. Kabul ediyorum. Hatta bir yerde “Ben cahil miyim kitap okuyayım” diye bir atasözü duydum hemen sarıldım. Bir zamanlar “okumadan kitap eleştirileri” diye bir şey vardı. O bendim işte. Arka kapaklarda okuduklarımla bulunduğum ortamın en müthiş enteli de oldum bir zamanlar. Bunu nasıl başarıyorum anlatayım. Olaylara prensipte karşı olmak ya da prensipte bir olayı savunmak diye bir şey var siz şimdi bilmezsiniz, ben çok ekmeğini yediğim için anlatayım nasıl oluyor. Misal Sezai Karakoç. Onu bileceksin kardeşim. Onunla ilgili tüm inceliklere hakim olacaksın. Nerede yaşar, ne yer ne içer. Bunun için kitap okumana gerek yok. Yarı islamcı bir dergi bile takip etsen arka kapağından bir sürü malzeme edinirsin. Tamam ama bu yetmez. Sezai Karakoç’un kitaplarının adlarını bileceksin. Hatta mümkünse tümünü para verip satın alacaksın. Oku demiyorum.
Ama satın alacaksın. Herhangi bir yerde Sezai Karakoç’tan bahsedilirken kitaplarının adlarından bahsedebileceksin yani.
Mesele Sezai Karakoç ise “yaa işte Mona Rozasıyla büyüdük kardeş” gibi cümleler kurmayı becereceksin. Fakat tabi Karakoç iyi örnek olmadı. Onu herkes yapar. Sezai Karakoç’la bu formülü kullanarak bir yere gelemezsin. Araya muhakkak ikinci yeni serpiştirmen lazım. Zor değil. 2 Cemal Süreya mısrasına bakar. Edip Cansever’in adını bilsen yetiyor mesela. Şiirini bile bilmene gerek yok. Hatta Ülkü Tamer’in erkek olduğunu bilmek bile baya bir iş yapar ortamlarda. Tabi hangi konunun cahili olmaya karar verdiğine göre işler değişir. Eğer şiirin cahili olmayı seçtiysen işin kolay. 3 tane Servet-i Fünun, 3 tane ikinci yeni, 3 tane de modern şair adı bildin mi iş tamamdır. Sağa sola üç beş Tenekeci mısrası sıkıştır, bir twit olur bir face olur. Tırnak içine al salla. Yeter.
Tarih hususunda cahil olmak da çok kolay. Bir sürü eser var, adını bilsen yetecek. İkinci Abdülhamid’in mezarı Divan Yolu’nda. Hani Türk Ocağı var ya. Türk Ocağı yahu, Ziya Gökalp’in mezarı orada. Hah. İşte gereken artistlik, üzerine buncacık bilgiyle yapışır. Arada boğazda çay içtikten sonra Aşiyan mezarlığında bir iki foto çektir. Yahya Kemal ve Ahmet Hamdi’yi de aradan çıkarırsın. “Huzur. Ne muhteşem romandır. Ama ben en çok Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nü severim. Zamanında anlaşılamamış adam, Yahya Kemal hep ezmiş Ahmet Hamdi’yi” cümleleri seni abad eder. Edebiyat gurusu olursun.
Kitap satış sitelerine üye olmayı unutma. Arada oradan evine iş yerine koliler gelsin. Bir sürü kitap al, ucuzundan. Kendini iyi hissedersin. Okuman şart değil. Önemli olan hangi meselenin cahili olmaya karar vermekte. Ona karar versen arkası çorap söküğü gibi gelir. İslamcılığın uzmanı olmak istersen bizim Hakan Albayrak’ın yazı başlıklarına göz at. Abbas Medeni, Gannuşi, Heniye filan. Bu isimler önemli bunları sakın atlama. Adem Özköse’yi Twitter’da takip et, zaman zaman Retwitle.
İslamcılığın olmazsa olmazıdır. Müzik uzmanı olacaksan Ümmü Gülsüm, Feyruz. Bunlar önemli. Hatta utanmadan Orhan Gencebay da diyebilirsin. O da kendi çapında entelliktir. Neydi onun şarkısı. “Batsın bu dünya” Evet.
Bir de tabi en önemlisi, kitap sitelerinin çok satanlar listelerine hakim olmak lazım. Rus edebiyatı olsun, Amerikan edebiyatı olsun. Bi Borges olsun, efendime söyleyim Rimbaud olsun, Gide olsun. Bunları da atlamamak gerekir. Hani eve gelen kare çikolatalardan herkes sütlü olanları yer, bitter olanlara kimse dokunmaz ya. Onun gibi. Sen de herkesin zaten bildiklerini bileceksin.
Mevlana’yı da sakın unutma. Hz Pir her ortamda gider. Arada Mesnevi’den bir hikaye diye anlatacağın üç beş öyküyü ezberle. Döne döne anlatırsın. Feci havan olur.
Bu işler böyle.
Ama satın alacaksın. Herhangi bir yerde Sezai Karakoç’tan bahsedilirken kitaplarının adlarından bahsedebileceksin yani.
Mesele Sezai Karakoç ise “yaa işte Mona Rozasıyla büyüdük kardeş” gibi cümleler kurmayı becereceksin. Fakat tabi Karakoç iyi örnek olmadı. Onu herkes yapar. Sezai Karakoç’la bu formülü kullanarak bir yere gelemezsin. Araya muhakkak ikinci yeni serpiştirmen lazım. Zor değil. 2 Cemal Süreya mısrasına bakar. Edip Cansever’in adını bilsen yetiyor mesela. Şiirini bile bilmene gerek yok. Hatta Ülkü Tamer’in erkek olduğunu bilmek bile baya bir iş yapar ortamlarda. Tabi hangi konunun cahili olmaya karar verdiğine göre işler değişir. Eğer şiirin cahili olmayı seçtiysen işin kolay. 3 tane Servet-i Fünun, 3 tane ikinci yeni, 3 tane de modern şair adı bildin mi iş tamamdır. Sağa sola üç beş Tenekeci mısrası sıkıştır, bir twit olur bir face olur. Tırnak içine al salla. Yeter.
Tarih hususunda cahil olmak da çok kolay. Bir sürü eser var, adını bilsen yetecek. İkinci Abdülhamid’in mezarı Divan Yolu’nda. Hani Türk Ocağı var ya. Türk Ocağı yahu, Ziya Gökalp’in mezarı orada. Hah. İşte gereken artistlik, üzerine buncacık bilgiyle yapışır. Arada boğazda çay içtikten sonra Aşiyan mezarlığında bir iki foto çektir. Yahya Kemal ve Ahmet Hamdi’yi de aradan çıkarırsın. “Huzur. Ne muhteşem romandır. Ama ben en çok Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nü severim. Zamanında anlaşılamamış adam, Yahya Kemal hep ezmiş Ahmet Hamdi’yi” cümleleri seni abad eder. Edebiyat gurusu olursun.
Kitap satış sitelerine üye olmayı unutma. Arada oradan evine iş yerine koliler gelsin. Bir sürü kitap al, ucuzundan. Kendini iyi hissedersin. Okuman şart değil. Önemli olan hangi meselenin cahili olmaya karar vermekte. Ona karar versen arkası çorap söküğü gibi gelir. İslamcılığın uzmanı olmak istersen bizim Hakan Albayrak’ın yazı başlıklarına göz at. Abbas Medeni, Gannuşi, Heniye filan. Bu isimler önemli bunları sakın atlama. Adem Özköse’yi Twitter’da takip et, zaman zaman Retwitle.
İslamcılığın olmazsa olmazıdır. Müzik uzmanı olacaksan Ümmü Gülsüm, Feyruz. Bunlar önemli. Hatta utanmadan Orhan Gencebay da diyebilirsin. O da kendi çapında entelliktir. Neydi onun şarkısı. “Batsın bu dünya” Evet.
Bir de tabi en önemlisi, kitap sitelerinin çok satanlar listelerine hakim olmak lazım. Rus edebiyatı olsun, Amerikan edebiyatı olsun. Bi Borges olsun, efendime söyleyim Rimbaud olsun, Gide olsun. Bunları da atlamamak gerekir. Hani eve gelen kare çikolatalardan herkes sütlü olanları yer, bitter olanlara kimse dokunmaz ya. Onun gibi. Sen de herkesin zaten bildiklerini bileceksin.
Mevlana’yı da sakın unutma. Hz Pir her ortamda gider. Arada Mesnevi’den bir hikaye diye anlatacağın üç beş öyküyü ezberle. Döne döne anlatırsın. Feci havan olur.
Bu işler böyle.
Ben cahil miyim kitap okuyayım
Reviewed by Habersizim
on
09:22:00
Rating:

Hiç yorum yok: