Hakan Albayrak, geçen günkü baş yazısında “KDV’yi hesaplamadık, o yüzden Adana ve İzmir baskısını durduruyoruz” diye açıklama yaptı. Ertuğrul beni ikna etti dedi. (Ertuğrul Fındık’tan bahsediyor) Sırf KDV yüzünden koskoca iki şehir ve bunlara bağlı onlarca şehirde Müstakil’in dağıtılmayacak olması ne acı. Bir de bunun üstüne Albayrak Efendi’nin “KDV denilince aklıma ‘Fişini de al Mustafali’ reklamı geliyor” demiş olması bu husustaki cehaleti gözler önüne seriyor. Müstakil’de KDV’den anlayan bir tek Allah’ın kulu yok. Gerçi gazetede zaten toplam 4 kişi var. Hepsine neredeyse bir harf düşüyor: K-D-V.
Tabi yine böyle netameli bir konu hakkında fikir serdetmek de bendenize düştü. Malum Muhiddin Werner Hugo ortalıkta yok. Kendisinden en son antetli kağıda bir davetiye basıp göndermesini istedim bana dönmedi. Google translate’e “antetli kağıt” yazıp Almancaya çevirmeye uğraşmamışsa ben de bir şey bilmiyorum. “Briefkopf” antetli kağıt demek değildir sayın Hugo. Bunu da böyle bilin. Neyse. Konumuza dönelim. KDV Katma değer vergisi demektir ve gerçek anlamda bir vergi değildir. Gerçek anlamda vergi olmayan bir şeyin adının “vergisi” olması devletin engin çelişkilerinden biridir. Piyasada gerçekte 100 lira dolaşıyorsa; devlet, 18 lira da öylesine dolaşsın, iş olsun para piyasada gezsin mantığıyla ilave 18 lirayı dolaşıma sokar. Yani siz 100 liralık bir şey alırken 118 ödersiniz. Sonra onu satarken 150 liraya satarsınız ama müşteriden 177 lira alırsınız. O fazladan ödediğiniz 18 lira da fazladan tahsil ettiğiniz 27 lira da aslında sizin değildir.
Devletin işine akıl sır ermez. Bu “dolaşsın” denen paranın ucu bucağı nerededir onu ben bile bilmiyorum. Şimdi Albayrak Efendi gazete çıkaracağım dediğinde bu matbaalar kağıtçılar filan buna hep “KDV hariç” fiyatları söylemişler anladığım kadarıyla. Bu “KDV Hariç” dediğimiz fiyatın diğer adı “abi fiş almasam kaç lira olur”dur. Koskoca Müstakil Gazete matbaalara gidip “abi fiş almasak bize bunu kaça basarsın” mı demiştir?
Bir de “Artı KDV” var. KDV Hariç ile aynı şeydir. Ama mantığı farklıdır. Müstakil Gazete’yi kaça basarsın, sorusuna matbaa 100 lira artı kadeve demiştir kesin. Bizimkiler de 100 liradan hesaplamışlardır ne hesapladılarsa. Oysa bal gibi 118 liradır o. Adam gibi söylesene! Artı kadeve ne demek? Müstakil’in devreleri asıl bu KDV oranlarının değişiklik gösterdiği durumlarda yanmıştır, kesin.
Gençler bilmez, ‘Kim beş yüz milyar ister’ yarışmasını -Allah şifa versin- Kenan Işık sunarken bir amcamız 250 milyarlık şu soruda elenmişti: Ekmeğin KDV’si kaçtır? Doğru cevap %1. Fakat “normal insanlar” %18’den başka KDV mi biliyorlar? 500 milyarlık soruyu da görememiş, üzülmüştük. Elenmiş, 32 Milyar alıp gitmişti adam. İşte böyle. Kağıt’ın KDV’si %8, Ekmeğin KDV’si %1, Matbaanın KDV’si %18.
Eskiden “fiş toplanıp” zarflara konur sonra devletten KDV iadesi olarak alınırdı. Hey Allah’ım ne günlerdi. Fişler tek tek yazılır, sonra sıraya konur, sonra zarf kapatılır götürülür. Her ailede “fiş toplayan” birileri olur, tüm fişler onda birikir. Hani çok moda tabir ya: Eski Türkiye. Tam bir eski Türkiye manzarası. O sarı çirkin zarflar bana direkt İsmet İnönü’yü hatırlatıyor zaten. O denli “Eski Türkiye” yani.
Sonra devlet kaldırdı onu galiba. Direkt ödüyor adına ‘asgari geçim indirimi’ diyor. Yeni Türkiye işte. Bu kadar KDV geyiğinden sonra İzmir ve Adana’daki bir avuç okur madem KDV yüzünden buralara dağıtım yok, “fiş almasak bize gazete gönderir misiniz” diye ayaklansa ne yapacak bu Müstakil yönetimi bilemiyorum. Amaaan bana ne neyse zaten.
Tabi yine böyle netameli bir konu hakkında fikir serdetmek de bendenize düştü. Malum Muhiddin Werner Hugo ortalıkta yok. Kendisinden en son antetli kağıda bir davetiye basıp göndermesini istedim bana dönmedi. Google translate’e “antetli kağıt” yazıp Almancaya çevirmeye uğraşmamışsa ben de bir şey bilmiyorum. “Briefkopf” antetli kağıt demek değildir sayın Hugo. Bunu da böyle bilin. Neyse. Konumuza dönelim. KDV Katma değer vergisi demektir ve gerçek anlamda bir vergi değildir. Gerçek anlamda vergi olmayan bir şeyin adının “vergisi” olması devletin engin çelişkilerinden biridir. Piyasada gerçekte 100 lira dolaşıyorsa; devlet, 18 lira da öylesine dolaşsın, iş olsun para piyasada gezsin mantığıyla ilave 18 lirayı dolaşıma sokar. Yani siz 100 liralık bir şey alırken 118 ödersiniz. Sonra onu satarken 150 liraya satarsınız ama müşteriden 177 lira alırsınız. O fazladan ödediğiniz 18 lira da fazladan tahsil ettiğiniz 27 lira da aslında sizin değildir.
Devletin işine akıl sır ermez. Bu “dolaşsın” denen paranın ucu bucağı nerededir onu ben bile bilmiyorum. Şimdi Albayrak Efendi gazete çıkaracağım dediğinde bu matbaalar kağıtçılar filan buna hep “KDV hariç” fiyatları söylemişler anladığım kadarıyla. Bu “KDV Hariç” dediğimiz fiyatın diğer adı “abi fiş almasam kaç lira olur”dur. Koskoca Müstakil Gazete matbaalara gidip “abi fiş almasak bize bunu kaça basarsın” mı demiştir?
Bir de “Artı KDV” var. KDV Hariç ile aynı şeydir. Ama mantığı farklıdır. Müstakil Gazete’yi kaça basarsın, sorusuna matbaa 100 lira artı kadeve demiştir kesin. Bizimkiler de 100 liradan hesaplamışlardır ne hesapladılarsa. Oysa bal gibi 118 liradır o. Adam gibi söylesene! Artı kadeve ne demek? Müstakil’in devreleri asıl bu KDV oranlarının değişiklik gösterdiği durumlarda yanmıştır, kesin.
Gençler bilmez, ‘Kim beş yüz milyar ister’ yarışmasını -Allah şifa versin- Kenan Işık sunarken bir amcamız 250 milyarlık şu soruda elenmişti: Ekmeğin KDV’si kaçtır? Doğru cevap %1. Fakat “normal insanlar” %18’den başka KDV mi biliyorlar? 500 milyarlık soruyu da görememiş, üzülmüştük. Elenmiş, 32 Milyar alıp gitmişti adam. İşte böyle. Kağıt’ın KDV’si %8, Ekmeğin KDV’si %1, Matbaanın KDV’si %18.
Eskiden “fiş toplanıp” zarflara konur sonra devletten KDV iadesi olarak alınırdı. Hey Allah’ım ne günlerdi. Fişler tek tek yazılır, sonra sıraya konur, sonra zarf kapatılır götürülür. Her ailede “fiş toplayan” birileri olur, tüm fişler onda birikir. Hani çok moda tabir ya: Eski Türkiye. Tam bir eski Türkiye manzarası. O sarı çirkin zarflar bana direkt İsmet İnönü’yü hatırlatıyor zaten. O denli “Eski Türkiye” yani.
Sonra devlet kaldırdı onu galiba. Direkt ödüyor adına ‘asgari geçim indirimi’ diyor. Yeni Türkiye işte. Bu kadar KDV geyiğinden sonra İzmir ve Adana’daki bir avuç okur madem KDV yüzünden buralara dağıtım yok, “fiş almasak bize gazete gönderir misiniz” diye ayaklansa ne yapacak bu Müstakil yönetimi bilemiyorum. Amaaan bana ne neyse zaten.
Albayrak Efendi’ye KDV dersleri
Reviewed by Habersizim
on
10:11:00
Rating:

Hiç yorum yok: