Büyüklerimiz, ‘Zekat ve infak Allah için verilir; kime değil kimin için verdiğinizi göz önünde tutup malınızın kaliteli kısmından verin’ derler. İhtiyaç sahiplerine hizmet hususunda da aynı şey geçerli olsa gerek. Yasak savmak babından sallapati hizmet, bu amelde rızası gözetilen Rabbulâlemîn’e saygısızlıktır.
Türkiye’nin kurduğu mülteci kamplarında Suriyeli muhacirler en iyi çadırlarda, en iyi prefabrik evlerde barındırılıyor. Onlara en güzel yemekler ikram ediliyor. “Yatacak yerleri var, karınları da doyuyor, daha ne olsun?” denilmeyip, kamplara birbirinden güzel camiler, okullar da yapıldı. Suriyeli talebelere uygun Arapça ders kitapları da en güzel şekilde hazırlanıp en güzel şekilde basıldı ve tabii ki tek kuruş alınmadan onların istifadesine sunuldu, kalem kâğıt ve talebelerin ihtiyaç duyduğu sair şeylerle beraber. Bunlarla da yetinilmeyip, türlü çeşit sosyal aktivitelere mahsus merkezler ve çocuklar için eğlence mekânları oluşturuldu kamplarda. Paraya kıyıldı / kıyılıyor ve burada sayamayacağımız daha nice hizmetler en güzel şekilde verildi / veriliyor Suriyeli muhacirlere.
Sarf edilen para, kamu parası. Hepimizin parası. Yapılanları benimsiyorsak, bunlardan bize de Allah’ın rızası umulur. Devlet eliyle yürütülen bu infak seferberliğinin celbettiği bereketten zaten hepimiz istifade ediyoruz. Geçen gün Alman radyosundaki bir açık oturumda, densiz bir siyasetçi, Avrupa Birliği’nin “o 3 milyar avroyu” (yani Türkiye’deki Suriyeli mültecilere ayrıldığı ilan edilen parayı) Türkiye’ye vermesine karşı çıktı. Türkiye’nin o parayı nereye harcayacağı hiç belli olmazmış zira!
“Açalım ağzımızı, yumalım gözümüzü, basalım kalayı” diyesimiz geliyor; ama Kur’an’a uyuyor ve bize sataşan bu cahile de “selam” deyip geçiyoruz.
Türkiye’nin kurduğu mülteci kamplarında Suriyeli muhacirler en iyi çadırlarda, en iyi prefabrik evlerde barındırılıyor. Onlara en güzel yemekler ikram ediliyor. “Yatacak yerleri var, karınları da doyuyor, daha ne olsun?” denilmeyip, kamplara birbirinden güzel camiler, okullar da yapıldı. Suriyeli talebelere uygun Arapça ders kitapları da en güzel şekilde hazırlanıp en güzel şekilde basıldı ve tabii ki tek kuruş alınmadan onların istifadesine sunuldu, kalem kâğıt ve talebelerin ihtiyaç duyduğu sair şeylerle beraber. Bunlarla da yetinilmeyip, türlü çeşit sosyal aktivitelere mahsus merkezler ve çocuklar için eğlence mekânları oluşturuldu kamplarda. Paraya kıyıldı / kıyılıyor ve burada sayamayacağımız daha nice hizmetler en güzel şekilde verildi / veriliyor Suriyeli muhacirlere.
Sarf edilen para, kamu parası. Hepimizin parası. Yapılanları benimsiyorsak, bunlardan bize de Allah’ın rızası umulur. Devlet eliyle yürütülen bu infak seferberliğinin celbettiği bereketten zaten hepimiz istifade ediyoruz. Geçen gün Alman radyosundaki bir açık oturumda, densiz bir siyasetçi, Avrupa Birliği’nin “o 3 milyar avroyu” (yani Türkiye’deki Suriyeli mültecilere ayrıldığı ilan edilen parayı) Türkiye’ye vermesine karşı çıktı. Türkiye’nin o parayı nereye harcayacağı hiç belli olmazmış zira!
“Açalım ağzımızı, yumalım gözümüzü, basalım kalayı” diyesimiz geliyor; ama Kur’an’a uyuyor ve bize sataşan bu cahile de “selam” deyip geçiyoruz.
Suriyeli muhacirler, infakta kalite, cahile selam
Reviewed by Habersizim
on
02:55:00
Rating:

Hiç yorum yok: