Soğuk şakaların hastasıyım birader. Kızacaksanız kızın. Ama 9 yaşındaki yeğenim yanıma gelip koku bombası atar gibi bi espri bırakıp kaçıyor. Bizim unuttuğumuz şakaları onlar yeni öğreniyor. Fırsat tanımak lazım. Mesela yanıma yaklaştı geçen gün “4 fil bir arabaya nasıl biner” dedi. Entel kalbime bıçak saplandı. Bozuntuya vermedim.
-Bilmem nasıl biner?
-İkisi öne ikisi arkaya
Bir de beni “mort” ettiğini düşünüp kıkırdıyor ya. Nefis bir şey. “Madem öyle” dedim, sadece ilk defa duyan birine ilginç gelecek bir şey göstermek için büyük fırsat yakaladığımı fark ederek “kalem kağıt getir sana bir şey göstereceğim” Getirdi.
Yazdım: -Ey edip adanada pideye- Oku dedim. Okudu. Bir de tersten oku. Okudu. “Aaa aynısıymış” Kıkırdadı. Gitti annesine gösterdi kıkırdadı. Gitti teyzesine gösterdi, kıkırdadı. Atomu parçalamış gibi sevindi. “Tersten de aynı oluyormuş. Hahaha”
Sonra yanıma gelip kağıda şunu yazdı: -Ey edip malatyada kayısı ye- Oku dedi. Bu sefer de ben patlattım bir kahkaha. Cümlenin yöresel özelliklere göre modifiye edilebileceğini düşünmüş. Çocuk işte.
Çocuk deyip geçiyorum ama evleri bildiğin Kur’an Kursu kıvamında. Sabah topluca kalkıp cemaatle namaz kılıyorlar, Beyyine suresini bütün herkes ezber, yatsıdan sonra sırayla herkes Amenerrasulü okuyor. O evlerden işte. Dolayısıyla özgün bir espri patlattı çocuk bana. Koridorda karşılaştık.
“Selamaleyküm” dedi. “Aleykümselam” dedim. Bir daha dedi. “Selamaleyküm” “Aleykümselam” dedim. Kıkırdamaya başladı. Bir daha söyledi. Sonra bir daha.
Meğer öğrenmiş bu: “Selam vermek sünnet, almak farz”
Espri türetmiş buradan.
Okuldan her gün yeni bir soğuk espriyi eve taşıyıp duruyor. Gizli bir silsile var anladığım kadarıyla. Nesilden nesile aktarılıyor bu şakalar. Fakat henüz “sana bir fıkra anlatayım mı” “anlat” “anlat demekle olmaz, sana bir fıkra anlatayım mı”yı duyamadım. Kimbilir bazı espriler iğrençlik derecelerine göre nesiller arasında geçiş yapamayıp kaybolup gidiyordur.
Bir de bu soğuk şakalara “Amerikan esprisi” denirdi eskiden. Artık nasıl bir kin besliyorsak adamlara, hayatımızın en berbat diyaloglarını onlara yıkmışız. Oysa bu türden şakalara kafadan “Alman esprisi” demeyi uygun bulurum ben. Uzaktan bakınca Almanların şakadan anlamadıkları gibi bir izlenime kapılıyorum. Üstelik “her havzun dibi aynıdır” gibi bir şey de var dağarcığımızda. Atamıyoruz satamıyoruz.
Almanlara laf atıyorum diye Hakan Albayrak’ın tepkisini çekeceğim, kesin. Alman ekolü müdür nedir? Gizli Erbakancı adam.
Neyse.
Özellikle sömestir tatiline girmiş orta bir ve öncesi tüm öğrenci arkadaşlara tavsiyemdir. Soğuk espri öğrenip ebeveynlerini bayıltsınlar. İki parmaklarını birbirine dayayıp “bu kaç” diye sorsunlar. “İki” derlerse hayır “kalın bir” desinler, “kalın bir” derlerse “hayır! İki” desinler. Kıkırdasınlar.
Bu gazetede adettir, biz de âdete uyalım. Öğretmenlerin ödev vermesini yasaklayarak çocukların bu iğrenç esprilerle karşılaşma ihtimallerini artıran Nabi Avcı’ya da selam olsun.
-Bilmem nasıl biner?
-İkisi öne ikisi arkaya
Bir de beni “mort” ettiğini düşünüp kıkırdıyor ya. Nefis bir şey. “Madem öyle” dedim, sadece ilk defa duyan birine ilginç gelecek bir şey göstermek için büyük fırsat yakaladığımı fark ederek “kalem kağıt getir sana bir şey göstereceğim” Getirdi.
Yazdım: -Ey edip adanada pideye- Oku dedim. Okudu. Bir de tersten oku. Okudu. “Aaa aynısıymış” Kıkırdadı. Gitti annesine gösterdi kıkırdadı. Gitti teyzesine gösterdi, kıkırdadı. Atomu parçalamış gibi sevindi. “Tersten de aynı oluyormuş. Hahaha”
Sonra yanıma gelip kağıda şunu yazdı: -Ey edip malatyada kayısı ye- Oku dedi. Bu sefer de ben patlattım bir kahkaha. Cümlenin yöresel özelliklere göre modifiye edilebileceğini düşünmüş. Çocuk işte.
Çocuk deyip geçiyorum ama evleri bildiğin Kur’an Kursu kıvamında. Sabah topluca kalkıp cemaatle namaz kılıyorlar, Beyyine suresini bütün herkes ezber, yatsıdan sonra sırayla herkes Amenerrasulü okuyor. O evlerden işte. Dolayısıyla özgün bir espri patlattı çocuk bana. Koridorda karşılaştık.
“Selamaleyküm” dedi. “Aleykümselam” dedim. Bir daha dedi. “Selamaleyküm” “Aleykümselam” dedim. Kıkırdamaya başladı. Bir daha söyledi. Sonra bir daha.
Meğer öğrenmiş bu: “Selam vermek sünnet, almak farz”
Espri türetmiş buradan.
Okuldan her gün yeni bir soğuk espriyi eve taşıyıp duruyor. Gizli bir silsile var anladığım kadarıyla. Nesilden nesile aktarılıyor bu şakalar. Fakat henüz “sana bir fıkra anlatayım mı” “anlat” “anlat demekle olmaz, sana bir fıkra anlatayım mı”yı duyamadım. Kimbilir bazı espriler iğrençlik derecelerine göre nesiller arasında geçiş yapamayıp kaybolup gidiyordur.
Bir de bu soğuk şakalara “Amerikan esprisi” denirdi eskiden. Artık nasıl bir kin besliyorsak adamlara, hayatımızın en berbat diyaloglarını onlara yıkmışız. Oysa bu türden şakalara kafadan “Alman esprisi” demeyi uygun bulurum ben. Uzaktan bakınca Almanların şakadan anlamadıkları gibi bir izlenime kapılıyorum. Üstelik “her havzun dibi aynıdır” gibi bir şey de var dağarcığımızda. Atamıyoruz satamıyoruz.
Almanlara laf atıyorum diye Hakan Albayrak’ın tepkisini çekeceğim, kesin. Alman ekolü müdür nedir? Gizli Erbakancı adam.
Neyse.
Özellikle sömestir tatiline girmiş orta bir ve öncesi tüm öğrenci arkadaşlara tavsiyemdir. Soğuk espri öğrenip ebeveynlerini bayıltsınlar. İki parmaklarını birbirine dayayıp “bu kaç” diye sorsunlar. “İki” derlerse hayır “kalın bir” desinler, “kalın bir” derlerse “hayır! İki” desinler. Kıkırdasınlar.
Bu gazetede adettir, biz de âdete uyalım. Öğretmenlerin ödev vermesini yasaklayarak çocukların bu iğrenç esprilerle karşılaşma ihtimallerini artıran Nabi Avcı’ya da selam olsun.
Soğuk şakalara “Alman esprisi” denilmeli
Reviewed by Habersizim
on
09:32:00
Rating:

Hiç yorum yok: