Şair ve yazar Şaban Abak, “Bir İslam Aydını Olarak Nasreddin Hoca”nın kitabını yazdı; tarifi onda
Öncelikle herhalde değinmem gereken mevzu "Şaban Abak kimdir?" olmalı. O halde soruyorum işte kimdir Şaban Abak? Size ansiklopedik bilgiler verecek değilim. Gayet de bildiğimi anlatacağım işte. Şaban Abak, benim için, lise boyunca internetten takip ettiğim kadar ıyla Ankara’daki gençlere her sene Sezai Karakoç Okumaları yapan güzel bir adam. O okumaları her zaman merak etmişimdir ve Ankara'da yaşamadığıma hayıflanmışımdır. Bir de babamla aynı dergide yazmışlığı vardır. Bilenler bilir: Teklif, Aylık Hukuk ve Aktüalite Dergisi. 80’lerin sonunda çıkan, kendinden hala bugün bile bahsettirdiğine göre o zamanlar ortalığı esip kavuran bir dergi. Mehmet Şahin'in öncülüğünde çıkan bu dergide kimler yazmıyordu ki? Mustafa Şentop, Sibel Eraslan, Mevlüt Uysal, Emin Atalay vesaire vesaire. Bu dergiden başka bir yazıda ayrıca bahsetmek istiyorum nasipse. Hatta Mehmet Şahin'le bir mülakat hiç fena olmazdı. Hukuk dergiciliği deyince akla hemen Teklif gelir çünkü.
Sonralıkla -ne demekse!- bu kitap sırf ismi için bile okunur; Bir İslam Aydını Olarak Nasreddin Hoca. Müthiş gerçekten. Nasreddin Hoca deyip geçtiğimiz şu yaşadığımız yüzyılda aslında Nasreddin Hoca dediğimiz şahsı muhteremin ne kadar alî bir zat olduğunu anlatıyor bize sevgili Şaban Abak.
Aslında çocukken dinleyip güldüğümüz büyüyünce de gündem bile etmediğimiz Nasreddin Hocaefendi’nin latifelerinin derin hikmetler barındırdığını bu kitapla fark ettim. Evet, Hoca Nasreddin bir aydın, düşünür, mutasavvıf bir âlim idi. Hatta bir alperen. Kitapta da Nasreddin Hoca bu asıl yönüyle ele alınıyor. Çok bilinen fıkraları neşeli bir üslupla şerh ediliyor.
Mesela hepimizin bildiği bir fıkradan yola çıkalım. Malumunuz, Hoca bir gün yoğurt ekmek yemiş. Kaşığıyla yoğurt torbasını da gölde yıkarken oradan geçen bir adam ne yaptığını sorunca hoca: "Göle yoğurt mayalıyorum." karşılığını vermiş. Adam "Aman hoca, hiç göl maya tutar mı?" deyince de Nasreddin Hoca "Ya tutarsa!" demiş. Gölü maya tutar mı? Tabi ki tutmaz. Bunu hoca bilmiyor muydu? Tabi ki biliyordu. E o zaman nedir bu işin hikmeti? İşte yazar bu meseleyi şöyle izah etmiş: "Bu hikâyedeki 'göl'ün Anadolu; göl suyunun ise topluma karşılık geldiğini baştan söylemeliyim. Hoca ve çağdaşlarının o dönemde bir avuç aydın kişi olarak sürdürdükleri mücahedenin, Anadolu'da karşılaştıkları insan unsurunun özellikleri sebebi ile hiç de kolay ilerlemediğini tahmin etmek zor değildir. Göle yoğurt çalma latifesinin de bu zorluğu anlatmak için kurguladığını düşünüyorum. Bu hikâye kanaatimizce Hoca'yı tek başına anlatma kudretindedir ve hikayelerinden en soyut, en simgesel olan ı da budur. Hoca bu hikâyede yalnızca içinde bulunduğu yakınılası durumu anlatmıyor. Aynı zamanda sabır ve tevekkül anlayışını açıklıyor, kul olarak tebliği ve cihatla sorumlu olduğumuzu; hakikat ilkesini savunmayı başarılı olma şartına bağlayamayacağımızı da kuvvetle vurgulamış oluyor. 'Ya tutarsa' ifadesi ise hem asla ümit kesilemeyecek daima açık bir kapının bulunduğuna hem de elde edilecek büyük sonucun her zahmete değecek güzellikte oluşuna işaret eder. O sonuç, insanın ve toplumun aydınlanması, ruh ve gönül planında saflaşıp dünyanın ruhu zehirleyen süslü hilelerine ve kirlerine karşı tam bir panzehirle donanmasıdır."
Fıkra da geçen yoğurt da ayrı bir remiz ve bunu da ziyadesiyle anlatıyor Şaban Abak. Yoğurt meselesinin izahı da meseleye farklı bir bakış açısı sunuyor.
Bu konuda elbette başka çalışmalar mevcut. Başka çalışmalar olduğunu da yine Şaban Abak'tan öğreniyoruz kitabının başında yazdığı "Kitabın Doğuşu" bölümünde. Saydığı çalışmalar arasında en çok merakımı cezbeden merhum Süheyl Ünver'in "Nasreddin'imizin Fıkralar ındaki Mistik Anlamlar Üzerine" si oldu. Süheyl Ünver çok kıymetli bir zat, bu yazısını bulup okumak istiyorum biran önce. Siz de okuyun, Süheyl Ünver'i de Şaban Abak'ı da. Hatta mevzuyla hiç mi hiç alakası yok ama Bahaeddin Özkişi'yi de okuyun bir de. Hem de tüm kitaplarını.
AYŞE BEYZA ÇİÇEK
Öyle laylaylom değildi Nasreddin Hoca!
Reviewed by Habersizim
on
13:09:00
Rating:

Hiç yorum yok: