Türkiye'de kendini "aydın" olarak tanımlayan yahut bulunduğu çevre itibariyle anasından doğduğu gün bu sıfatı otomatikman kazanan (!) bir güruh var, malum.
Çoğunlukla kendilerini solcu diye takdim ederler ama esasında literal anlamda bu kavramla uzaktan yakından alakaları yoktur.
Sakın yanlış anlamayın, "solculuğa" olumlu bir mana yüklediğimden değil, tamamen "teknik" bir tespitten ibaret söylediğim.
Neredeyse cümlesi, su katılmamış Kemalist'tir bunların.
En entelektüelinden (!), "amigo" diye niteleyebileceğimiz sıradan bir köşe yazarına kadar, tamam ı böyle.
Sonra, "radikal" denecek kadar statükocular...
Ve en mühim hususiyetleri asla iflah olmayacak bir kompleksle malul olmaları...
Yani bildiğiniz "sağcı" hepsi.
Hem de hard sağcı.
"Muhalifiz" dediklerine bakmayın, onların muhaliflikleri, bu memleketi vatan ve ülke insanını "millet" yapan değerlere olan düşmanlıkla sınırlı.
Bu değerlerin, İslâm'ın hayat verdiği ilkeler bütünü olduğunu söylememe bilmem gerek var mı?
Varlık nedenleri, bu düşmanlık üzerine kurulu.
Bu değerlerle olan irtibatları sebebiyle AK Partiden ve Erdoğan'dan nefret ediyorlar.
Yani husumetlerini motive eden yegane unsur bu.
Sözgelimi, AK Parti ve Erdoğan çözüm sürecini mi savunuyor?
Bunları, bütün müştemilatlarıyla tam karşıda konuşlanmış görürsünüz. İçlerinden, dağa gidip, "AK Parti sizi kandırıyor, neden silah bırakasınız ki?" diyeni bile oldu, varsın siz hesap edin artık.
Geçmişte her vesile ile (İslam'a olan buğuzları nedeniyle), "Mollalar İran'a!" diye slogan atarlardı, bugün İran-Türkiye ilişkilerindeki sıkıntı nedeniyle hepsi İran'cı!
Yahut, uçak krizinden sonra Türkiye ile didişmeyi seçen Putin'den ötürü Rusya yanlısı. Veya, "sözcüsü" denebilecek kadar İsrail muhibbi...
Eli kanlı katil Esed'e olan hayranlıklarını (hatta bağlılıklarını), her vesile ile açık ettikleri için tekrar söylememe gerek yok sanırım.
Yani bu millet ve bu ülke neredeyse, tam karşısında duruyorlar. Öyle ki, terörü, teröristi, katili, hırsızı, tecavüzcüyü ve bilumum ahlaksızı, gözlerini kırpmadan savunabiliyorlar. Son olarak, Amerika Başkan Yardımcısı Biden'in Türkiye ziyareti vesilesiyle sahne aldılar...
Bu anlı şanlı "anti emperyalist"ler, Joe Biden'la selfie çekme yarışına girdiler ki, sormayın gitsin! Bir anda hepsi sevgi pıtırcığına dönüşüverdi.
Hele birisinin, Biden'in karısının kendisine, ismiyle hitap ederek (üstelik İngilizce) "merhaba" deyişini anlatması vardı ki, ağlayalım mı gülelim mi bilemedik. Doğrusunu isterseniz ben acıdım.
Bu denli çapsızlığın ve bu derin aşağılık kompleksinin sahibine ve tabii ki, bu öznenin şahsında kompleksten inim inim inleyen diğer zavallılara, acımaktan başka bir şey gelmiyor elimizden ne yazık ki. Düşünsenize, tek bir varlık sebebi var hepsinin, o da, ucuz bir muhaliflik argümanının ardına saklanmış memleket düşmanlığı...
Çoğunlukla kendilerini solcu diye takdim ederler ama esasında literal anlamda bu kavramla uzaktan yakından alakaları yoktur.
Sakın yanlış anlamayın, "solculuğa" olumlu bir mana yüklediğimden değil, tamamen "teknik" bir tespitten ibaret söylediğim.
Neredeyse cümlesi, su katılmamış Kemalist'tir bunların.
En entelektüelinden (!), "amigo" diye niteleyebileceğimiz sıradan bir köşe yazarına kadar, tamam ı böyle.
Sonra, "radikal" denecek kadar statükocular...
Ve en mühim hususiyetleri asla iflah olmayacak bir kompleksle malul olmaları...
Yani bildiğiniz "sağcı" hepsi.
Hem de hard sağcı.
"Muhalifiz" dediklerine bakmayın, onların muhaliflikleri, bu memleketi vatan ve ülke insanını "millet" yapan değerlere olan düşmanlıkla sınırlı.
Bu değerlerin, İslâm'ın hayat verdiği ilkeler bütünü olduğunu söylememe bilmem gerek var mı?
Varlık nedenleri, bu düşmanlık üzerine kurulu.
Bu değerlerle olan irtibatları sebebiyle AK Partiden ve Erdoğan'dan nefret ediyorlar.
Yani husumetlerini motive eden yegane unsur bu.
Sözgelimi, AK Parti ve Erdoğan çözüm sürecini mi savunuyor?
Bunları, bütün müştemilatlarıyla tam karşıda konuşlanmış görürsünüz. İçlerinden, dağa gidip, "AK Parti sizi kandırıyor, neden silah bırakasınız ki?" diyeni bile oldu, varsın siz hesap edin artık.
Geçmişte her vesile ile (İslam'a olan buğuzları nedeniyle), "Mollalar İran'a!" diye slogan atarlardı, bugün İran-Türkiye ilişkilerindeki sıkıntı nedeniyle hepsi İran'cı!
Yahut, uçak krizinden sonra Türkiye ile didişmeyi seçen Putin'den ötürü Rusya yanlısı. Veya, "sözcüsü" denebilecek kadar İsrail muhibbi...
Eli kanlı katil Esed'e olan hayranlıklarını (hatta bağlılıklarını), her vesile ile açık ettikleri için tekrar söylememe gerek yok sanırım.
Yani bu millet ve bu ülke neredeyse, tam karşısında duruyorlar. Öyle ki, terörü, teröristi, katili, hırsızı, tecavüzcüyü ve bilumum ahlaksızı, gözlerini kırpmadan savunabiliyorlar. Son olarak, Amerika Başkan Yardımcısı Biden'in Türkiye ziyareti vesilesiyle sahne aldılar...
Bu anlı şanlı "anti emperyalist"ler, Joe Biden'la selfie çekme yarışına girdiler ki, sormayın gitsin! Bir anda hepsi sevgi pıtırcığına dönüşüverdi.
Hele birisinin, Biden'in karısının kendisine, ismiyle hitap ederek (üstelik İngilizce) "merhaba" deyişini anlatması vardı ki, ağlayalım mı gülelim mi bilemedik. Doğrusunu isterseniz ben acıdım.
Bu denli çapsızlığın ve bu derin aşağılık kompleksinin sahibine ve tabii ki, bu öznenin şahsında kompleksten inim inim inleyen diğer zavallılara, acımaktan başka bir şey gelmiyor elimizden ne yazık ki. Düşünsenize, tek bir varlık sebebi var hepsinin, o da, ucuz bir muhaliflik argümanının ardına saklanmış memleket düşmanlığı...
Gâvurcası: Aydın, Türkçesi: Çapsızlık!
Reviewed by Habersizim
on
10:21:00
Rating:

Hiç yorum yok: