Sık sık Endülüs’e gezi programları düzenleyen eski Refah Partisi milletvekili MEHMET SILAY anlatıyor
Batı Avrupa’nın en uzak ülkesi için yorucu bir yolculuğu göze almaya değer.
Yahya Kemal’e göre zil-gül ve şal ülkesidir Endülüs!
Turizm geliriyle Avrupanın en zengin dördüncü ülkesi İspanya, sıradan turistler için, yıldız futbolcuları, boğa güreşleri, Sambra, Fado ve Flamenko’suyla cazibe merkezi olabilir.
Ancak bizim için Endülüs gezileri birer Sıla-i Rahimdir.
Bizim Kültür ve tarih gezilerimiz için sekiz asır Endülüs İslam Medeniyetinin ışıl-ışıl aydınlattığı bu memleketin özel önemi var.
Ümmetin unutulmaz hatıraları var.
Dünyayı aydınlatan üniversiteleri var.
Yıkanma-taharet kültürünün dahi olmad ığı Avrupa gibi bir kıt’aya Aydınlanma çağını ve Rönesans’ı kazandıran ilmi donanımı var.
İslam dünyasında Avrupalının tarif ettiği şekilde bir “Orta Çağ” yoktur.
Kurtuba Üniversiteleri, Kahirede eğitim veren El Ezher ve Bağdattaki Nizamiye Medreselerinden önce kurulmuş ve çağı sürükleyen atılımcı ve araştırmacı bir eğitim sistemi geliştirmiş. Birleşik Krallığın işgalinden sonra ortasındaki kırk sütunun kaldırılarak kiliseye dönüştürüldüğü için Meskito-Katedral (Mescit Katedral) olarak anılan dünyanın en büyük üç camisinden biri olan Kurtuba camii 785 yılında inşa edildi.
Şehrin düştüğü 1236 yılına kadar tam dört asır hem ibadethane hem de eşsiz bir eğitim kurumu ve müstesna bir ilim merkezidir. Irakta Samarra, Suriyede Mescid-i Emevi ve Avrupa kıtasında Kurtuba Camii Dünyanın en büyük üç mescidleri sayılırdı.
Tavaiful Müluk (Emirlikler-Beylikler) döneminin başladığı 1031 yılına kadar Kurtubanın şehir nüfusu beş yüz bin idi.
Başta Arapça olmak üzere yedi dil serbestçe konuşulurdu. Müslüman, Hırıstıyan, Yahudi ve Mitra inancına bağlı olan halk birlikte güven içinde yaşardı.
Kurtubada 700 cami, 300 hamam ve 70 kütüphane vardı. Avrupanın en önemli kültür merkeziydi. Şehrin dışına kadar taşan ve hayat kalitesini yükselten taş kaplama yollar vardı. Dar sokaklar ve geniş yollar sabahlara kadar bütün gece aydınlatılırdı.
Kurtubadan asırlar sonra bile Paris ve Londra’da tek sokak lambası yoktu. Granada (Gırnata) şehrinde, Siera Nevada-Karlı Sıra Dağlara bakan Elhamra sarayı neyse, Kurtuba’da Siera Moreno-Esmer sıra Dağlar üzerinde kurulu olan Medinetuz-Zehra adlı saray da odur. Şehir devletlerinin idari merkezleriydi.
Kurtuba üniversiteleri yani medreseleri Asya, Avrupa ve Afrikadan gelen öğrencileri eğiten birer aydınlanma ocağıydı. Kurtuba Kütüphanelerinde 400 bin el yazması kaynak eser vardı.
Tavaif-ul Müluk’un başladığı 1031 tarihi, Endülüs İslam Medeniyeti için sonun başlangıcıdır. Tavaif-ul Müluk döneminin başlamasıyla Müslümanlarla Hırıstıyan krallıklar arasındaki güç dengesi bozuldu. Bu tarihten itibaren 13, bir kavle göre 25 emirlik, birbirine rakip Müslüman şehir devleti ortaya çıktı. Endülüs Emevi Devletinin Başkenti Toledo (Tuleytu) 1085 yılında işgal edilince merkezi otorite tam anlamıyla ortadan kalktı.
Müslüman beylikler ilim adamlarının uyarılarına rağmen, geçici dünya saltanatı uğruna Hırıstıyan krallarla birlik olup komşu Müslüman şehre saldırdılar. Hırıstıyan krallara borçlandılar. Mesela Kastil krallığı Müslümanlar arasındaki geçimsizliği tahrik etti ve rekabete dönüştürdü. Beylikler kabile ve kavmiyet asabiyeti, toprak gaspı ve iktidar hırsıyla komşu şehir devletine saldırınca karşılıklı zayıf düştüler. Zayıf düşen emirleri Katolikler haraca bağladılar.
Müslümanlarda fetih ruhu dünyalığa tahvil olunca Endülüste tarihin akışı değişti.
Sekiz asır süren Endülüs İslam Medeniyeti 1492 yılında son İslam emirliği olan Granadanın düşmesiyle sona erdi. Fakat engizisyon, göç, işkence ve zorla hırıstıyanlaştırma baskılarına rağmen Müslüman varlığı 1610 yılına kadar devam etti. Ama sadece oraya kadar.
ENDÜLÜS’e Tarihten ibret almak için gidiyoruz. Allah vatanımızı “Türkendülüsya” olmaktan korusun!
Endülüs'e niçin gidiyoruz?
Reviewed by Habersizim
on
11:44:00
Rating:

Hiç yorum yok: