Cem Acar ve Elif Yüksektaş Şahin, Yıldız Porselen Fabrikası Dekor Atölyesinde çalışan iki engelli. İkisi de sağır ve dilsiz. İkisi de çok yetenekli birer ressam. Onların sesleri fırçaları. Sessiz dünyalarının en büyük parçası porselen süslemesi ve tuvalleri.
Cem Acar 50 yaşında. Sağır ve dilsiz. Sağır ve dilsizler okulunda ilkokulu beşinci sınıfa kadar okudu. Daha fazla devam etmek istemedi. Kendi ifadesiyle 'okumayı sevmedi', resim yapmaya başladı. Hem yeteneği hem ilgisi vardı. Hayattaki en büyük destekçisi annesiydi. Resim alanında eğitim alması için ona annesi destek oldu. Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde bir hocadan iki yıl boyunca resim dersleri aldı.
"33 yıldır çalışıyor"
17 yaşına geldiğinde annesi artık çalışması gerektiğini söyledi. Yıldız Porselen Fabrikası’na eleman alınacaktı. Cem Acar burada sınava girdi ve iyi bir derece ile fabrikaya girdi. 33 yıldır Yıldız Porselen’de dekorasyon bölümünde çalışıyor. Porselen boyama süslüyor. Kendisi gibi 33 yıldır Yıldız Porselen’de çalışan Aydanur Kök onun en yakın arkadaşı. Cem Acar ile birlikte işaret dili de öğrenmiş. Aydanur Kök vasıtası ile onunla konuştuk. Bize işini ne kadar sevdiğini anlattı:
“Okumayı istemedim. Okumayı bilmiyorum da öğrenemedim. Sadece resim yapıyorum. Resim yapmayı seviyorum. Burada porselen boyuyorum. Evde resim yapıyorum. İşimi ve iş arkadaşlarımı çok seviyorum.”
"Yetenekli ve şakacı"
Aydanur Kök, Cem Acar’ın atölyedeki en yakın arkadaşı. Dile kolay 33 yıldır birlikte yan yana çalıştılar. Onu en iyi tanıyan, en iyi anlayanlardan biri. Bu süre zarfında işaret dilini de öğrenmiş. Birçok arkadaşı ile arasındaki iletişimi o sağlıyor. Kök arkadaşını şöyle anlatıyor:
“Dışa dönük ve şakacı bir insan. Engelli olması onu engellemiyor. Çok yetenekli. İşini iyi yapıyor. İş arkadaşları ile de iletişimi iyi. Şakalaşmayı seviyor. Birbirimize, izlediğimiz dizileri anlatıyoruz. Dizi izlemeyi çok seviyor. Annesi izlediği dizileri ona işaret dili ile anlatıyor. Ertesi gün burada dizilerin kritiğini yapıyoruz. En çok pazartesileri konuşuyoruz. Hafta sonu neler yaptığımızı birbirimize anlatıyoruz.”
"En büyük destekçim annem"
Cem Acar’ın sessiz dünyasındaki en iyi arkadaşları ise fırça ve tuval. Arkadaşları var ama zamanının büyük bölümünü evinde resim yaparak geçiriyor. Özel ilgi alanlarından biri Osmanlı kaftanı resimleri yapmak. Evli ve 26 yaşında bir oğlu var. Eşi de kendisi gibi sağır ve dilsiz. Cem Acar, eşi ve oğlu ile birlikte çocukluğundan bu yana en büyük destekçisi olan annesi ile yaşıyor. Cem Acar’ın kendi gibi engelli olanlara ve ailelerine bir mesajı var:
"Aileler çok önemli. Mümkünse anne ve babalar engelli çocuklarına destek olsunlar. Desteksiz zor. Benim annem bana destek oldu. 17 yaşımda 'Hadi bakalım işe gidip çalışman gerek, evde oturma' dedi. Buraya geldim. Kendimi geliştirdim. Benim gibi engeli olanlar evde oturmasınlar. Çalışsınlar. Çalışmak çok güzel. 33 senedir de buradayım ve çok mutluyum."
Annesi Cahide Acar oğlunun resim yeteneğini nasıl keşfettiklerini şöyle anlatıyor:
"Bir akşam arkadaşımıza oturmaya gittik. Arkadaşımızın beş çocuğu vardı. Cem o zaman 9-10 yaşlarındaydı. Onlardan biri Cem’e ‘resim yapar mısın?’ dedi. Orada bulunan bir resim hocası Cem’in yaptığı resmi gördü ve ‘Siz farkında değil misiniz? Bu çocuk yontulmamış bir altın’ dedi. Ondan sonra Cem’e uzun bir süre ders verdi. Sonra da Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde bir hocadan iki yıl boyunca özel ders aldı.”

"Kamu dairelerinde tercüman sıkıntısı yaşıyoruz"
Cahide Acar hiç işaret dili eğitimi almadığını, oğlu Cem'i büyütürken kendi kendine öğrendiğini söylüyor. Engelli bir çocuğa sahip olmanın zorluklarını yaşamış. Birçoğunun toplum tarafından bilindiğini söylüyor ve ekliyor:
“Toplumda hâlâ engelliler için her şey düşünülmüş değil. Özellikle kamu dairelerine gittiğimizde sıkıntılar yaşıyoruz. Mesela geçen gün Tapu Dairesi’nde işimiz vardı. Cem için tercüman istediler. Benim tercümanlığım kabul edilmiyor. Tercümanı bizim bulmamız gerekiyor. Bunun için derneğe gidiyorsunuz tercüman buluyorsunuz. Tercüman sizden 400-500 lira para istiyor. Devlet dairelerinde tercüman olmalı. Hem maddi hem manevi sıkıntılar yaşıyoruz”
"Dünyam başıma yıkıldı"
Elif Yüksektaş Şahin 28 yaşında... Duyma ve konuşma yetisi çok zayıf. Dudak okuyabiliyor, kelimeleri düzgün çıkaramasa da konuşabiliyor. Kulaklık kullanıyor. O da Yıldız Porselen’de Cem Acar ile birlikte dekor atölyesinde çalışıyor. 9 yıldır resim ve porselen dekorasyonu yapıyor. Lisede el sanatları bölümünden mezun olduktan sonra Yıldız Porselen’de staja başladı. Daha sonra burada işe girdi. Yedi yıldır burada çalışıyor. İşini sevdiğini söylüyor:
"Çocukluğumdan beri resim yapıyorum. Çok seviyorum resim yapmayı. Bu yüzden lisede el sanatları bölümüne girdim. İşimi çok seviyorum. Evde de hafta sonları resim yapıyorum. Özellikle yağlı boya resim yapmayı çok seviyorum. İşimi yaparken ona odaklanıyorum ve o resimdeki kompozisyonu düşünüyorum.”
Elif Yüksektaş Şahin’in sağır ve dilsiz olduğunu annesi o sekiz aylıkken fark etti. Doktora gittiler, Elif’e kulaklık takıldı. Elif doğuştan böyleydi. Annesi onun duyma ve konuşma yetisinin çok zayıf olduğunu öğrenince ne hissettiğini şöyle anlatıyor:
“Duymadığını anlamıştım. Ama yine de umudum vardı. Doktor söyleyince dünyam başıma yıkıldı. 17 sene başka çocuk istemedim ve 17 sene boyunca kızımla birlikte mücadele ettik. Sadece onunla ilgilendim."

7 yıl boyunca mum ışığında ders
Doktor Fatma Yüksektaş’a kızına işaret dilini öğretmemesini söyledi. Bu yüzden Elif’in dudak okumayı öğrenmesi gerekiyordu. Bir gün kızının kulak kalıbı yaptırmaya gittiği yerde sağır ve dilsiz bir çocuğun özel ders aldığını gördü. Dersi veren hocayı bekledi ve onunla konuşu. Ancak aldığı cevap onun için hayal kırıklığıydı:
“Sağır ve dilsizlere ders veren hocanın saati o zamanki para ile bize çok yüksek gelmişti. Buna gücümüz yetmeyecekti. Hoca bunun üzerine bana bir kitap verdi. O kitapla kızımı nasıl yetiştirmem gerektiğini anlattı. Ben de kitaba çalışarak kızımı yetiştirdim Ona dudak okumayı öğrettim. Ama nasıl. Çok zor oldu. Yedi yıl boyunca mum ışığında bir masanın bir tarafında ben diğer tarafında o oturdu. Mum ışığında sadece dudaklarımı görüyordu. Ona dudak okumayı öğrettim. 7 yılda bayağı ilerleme kaydettik.”
Elif Yüksektaş Şahin İstinye’de oturuyordu. 7 yaşına geldiğinde Halıcıoğlu’ndaki sağır ve dilsizler okuluna başladı. Servis yoktu. Birkaç aile birleşip onlar için araç tuttular. Okuldaki öğretmeni Elif’in el becerisinin çok iyi olduğunu söylemesi üzerine Elif liseyi meslek lisesinde okudu. Resim dersi için özel ders aldı. Çeşitli kurslara gitti. Kendini geliştirdi.

"Aile desteği önemli"
Elif 26 yaşında evlendi. Şimdi mutlu bir evlilik hayatı, 1.5 yaşında da bir oğlu var. Eşi de kendisi gibi sağır ve dilsiz. Kendisi duyamadığı için çocuğuna geceleri annesi bakıyor. Kendi durumunda olan birçok arkadaşının evde oturduğunu çalışmadığını söylüyor. Hem kendi durumunda olanlara hem de ailelerine bir mesajı var:
“Benim gibi olanların çalışmalarını isterim. Evde oturmasınlar. Benim birçok arkadaşım çalışmıyor evde oturuyor. Ama tabii bunda anne baba desteği çok önemli. Benim bu duruma gelmemde annemin emeği çok büyük. Aileler engelli çocuklarıyla özel olarak ilgilenmeli.”
Elif Yüksektaş Şahin sosyal hayatta bazen kendini iyi ifade edemediği için zorlanıyor. Ancak hemen hemen her işini kendi yapabiliyor.
Yıldız Porselen Fabrikası’nın tarihi bir yeri de var. Sultan II. Abdülhamid tarafından 1891'de kuruldu. Üretim 1909 yılında, Sultan II. Abdülhamid’in tahtan indirilmesiyle durdurulsa da, 1911 yılında fabrika yeniden üretime geçti. Fabrikada üretilen ürünler Milli Saraylar bünyesindeki satış mağazalarında satılıyor. Ayrıca Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık tarafından yabancı devlet adamlarına götürülecekhediyeler de çoğunlukla burada özel olarak yapılıyor. Bu hediyeler de Cem Acar ve Elif Yüksektaş Şahin’in elinden geçiyor.
Cem Acar 50 yaşında. Sağır ve dilsiz. Sağır ve dilsizler okulunda ilkokulu beşinci sınıfa kadar okudu. Daha fazla devam etmek istemedi. Kendi ifadesiyle 'okumayı sevmedi', resim yapmaya başladı. Hem yeteneği hem ilgisi vardı. Hayattaki en büyük destekçisi annesiydi. Resim alanında eğitim alması için ona annesi destek oldu. Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde bir hocadan iki yıl boyunca resim dersleri aldı.
"33 yıldır çalışıyor"
17 yaşına geldiğinde annesi artık çalışması gerektiğini söyledi. Yıldız Porselen Fabrikası’na eleman alınacaktı. Cem Acar burada sınava girdi ve iyi bir derece ile fabrikaya girdi. 33 yıldır Yıldız Porselen’de dekorasyon bölümünde çalışıyor. Porselen boyama süslüyor. Kendisi gibi 33 yıldır Yıldız Porselen’de çalışan Aydanur Kök onun en yakın arkadaşı. Cem Acar ile birlikte işaret dili de öğrenmiş. Aydanur Kök vasıtası ile onunla konuştuk. Bize işini ne kadar sevdiğini anlattı:
“Okumayı istemedim. Okumayı bilmiyorum da öğrenemedim. Sadece resim yapıyorum. Resim yapmayı seviyorum. Burada porselen boyuyorum. Evde resim yapıyorum. İşimi ve iş arkadaşlarımı çok seviyorum.”
"Yetenekli ve şakacı"
Aydanur Kök, Cem Acar’ın atölyedeki en yakın arkadaşı. Dile kolay 33 yıldır birlikte yan yana çalıştılar. Onu en iyi tanıyan, en iyi anlayanlardan biri. Bu süre zarfında işaret dilini de öğrenmiş. Birçok arkadaşı ile arasındaki iletişimi o sağlıyor. Kök arkadaşını şöyle anlatıyor:
“Dışa dönük ve şakacı bir insan. Engelli olması onu engellemiyor. Çok yetenekli. İşini iyi yapıyor. İş arkadaşları ile de iletişimi iyi. Şakalaşmayı seviyor. Birbirimize, izlediğimiz dizileri anlatıyoruz. Dizi izlemeyi çok seviyor. Annesi izlediği dizileri ona işaret dili ile anlatıyor. Ertesi gün burada dizilerin kritiğini yapıyoruz. En çok pazartesileri konuşuyoruz. Hafta sonu neler yaptığımızı birbirimize anlatıyoruz.”
"En büyük destekçim annem"
Cem Acar’ın sessiz dünyasındaki en iyi arkadaşları ise fırça ve tuval. Arkadaşları var ama zamanının büyük bölümünü evinde resim yaparak geçiriyor. Özel ilgi alanlarından biri Osmanlı kaftanı resimleri yapmak. Evli ve 26 yaşında bir oğlu var. Eşi de kendisi gibi sağır ve dilsiz. Cem Acar, eşi ve oğlu ile birlikte çocukluğundan bu yana en büyük destekçisi olan annesi ile yaşıyor. Cem Acar’ın kendi gibi engelli olanlara ve ailelerine bir mesajı var:
"Aileler çok önemli. Mümkünse anne ve babalar engelli çocuklarına destek olsunlar. Desteksiz zor. Benim annem bana destek oldu. 17 yaşımda 'Hadi bakalım işe gidip çalışman gerek, evde oturma' dedi. Buraya geldim. Kendimi geliştirdim. Benim gibi engeli olanlar evde oturmasınlar. Çalışsınlar. Çalışmak çok güzel. 33 senedir de buradayım ve çok mutluyum."
Annesi Cahide Acar oğlunun resim yeteneğini nasıl keşfettiklerini şöyle anlatıyor:
"Bir akşam arkadaşımıza oturmaya gittik. Arkadaşımızın beş çocuğu vardı. Cem o zaman 9-10 yaşlarındaydı. Onlardan biri Cem’e ‘resim yapar mısın?’ dedi. Orada bulunan bir resim hocası Cem’in yaptığı resmi gördü ve ‘Siz farkında değil misiniz? Bu çocuk yontulmamış bir altın’ dedi. Ondan sonra Cem’e uzun bir süre ders verdi. Sonra da Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde bir hocadan iki yıl boyunca özel ders aldı.”

"Kamu dairelerinde tercüman sıkıntısı yaşıyoruz"
Cahide Acar hiç işaret dili eğitimi almadığını, oğlu Cem'i büyütürken kendi kendine öğrendiğini söylüyor. Engelli bir çocuğa sahip olmanın zorluklarını yaşamış. Birçoğunun toplum tarafından bilindiğini söylüyor ve ekliyor:
“Toplumda hâlâ engelliler için her şey düşünülmüş değil. Özellikle kamu dairelerine gittiğimizde sıkıntılar yaşıyoruz. Mesela geçen gün Tapu Dairesi’nde işimiz vardı. Cem için tercüman istediler. Benim tercümanlığım kabul edilmiyor. Tercümanı bizim bulmamız gerekiyor. Bunun için derneğe gidiyorsunuz tercüman buluyorsunuz. Tercüman sizden 400-500 lira para istiyor. Devlet dairelerinde tercüman olmalı. Hem maddi hem manevi sıkıntılar yaşıyoruz”
"Dünyam başıma yıkıldı"
Elif Yüksektaş Şahin 28 yaşında... Duyma ve konuşma yetisi çok zayıf. Dudak okuyabiliyor, kelimeleri düzgün çıkaramasa da konuşabiliyor. Kulaklık kullanıyor. O da Yıldız Porselen’de Cem Acar ile birlikte dekor atölyesinde çalışıyor. 9 yıldır resim ve porselen dekorasyonu yapıyor. Lisede el sanatları bölümünden mezun olduktan sonra Yıldız Porselen’de staja başladı. Daha sonra burada işe girdi. Yedi yıldır burada çalışıyor. İşini sevdiğini söylüyor:
"Çocukluğumdan beri resim yapıyorum. Çok seviyorum resim yapmayı. Bu yüzden lisede el sanatları bölümüne girdim. İşimi çok seviyorum. Evde de hafta sonları resim yapıyorum. Özellikle yağlı boya resim yapmayı çok seviyorum. İşimi yaparken ona odaklanıyorum ve o resimdeki kompozisyonu düşünüyorum.”
Elif Yüksektaş Şahin’in sağır ve dilsiz olduğunu annesi o sekiz aylıkken fark etti. Doktora gittiler, Elif’e kulaklık takıldı. Elif doğuştan böyleydi. Annesi onun duyma ve konuşma yetisinin çok zayıf olduğunu öğrenince ne hissettiğini şöyle anlatıyor:
“Duymadığını anlamıştım. Ama yine de umudum vardı. Doktor söyleyince dünyam başıma yıkıldı. 17 sene başka çocuk istemedim ve 17 sene boyunca kızımla birlikte mücadele ettik. Sadece onunla ilgilendim."

7 yıl boyunca mum ışığında ders
Doktor Fatma Yüksektaş’a kızına işaret dilini öğretmemesini söyledi. Bu yüzden Elif’in dudak okumayı öğrenmesi gerekiyordu. Bir gün kızının kulak kalıbı yaptırmaya gittiği yerde sağır ve dilsiz bir çocuğun özel ders aldığını gördü. Dersi veren hocayı bekledi ve onunla konuşu. Ancak aldığı cevap onun için hayal kırıklığıydı:
“Sağır ve dilsizlere ders veren hocanın saati o zamanki para ile bize çok yüksek gelmişti. Buna gücümüz yetmeyecekti. Hoca bunun üzerine bana bir kitap verdi. O kitapla kızımı nasıl yetiştirmem gerektiğini anlattı. Ben de kitaba çalışarak kızımı yetiştirdim Ona dudak okumayı öğrettim. Ama nasıl. Çok zor oldu. Yedi yıl boyunca mum ışığında bir masanın bir tarafında ben diğer tarafında o oturdu. Mum ışığında sadece dudaklarımı görüyordu. Ona dudak okumayı öğrettim. 7 yılda bayağı ilerleme kaydettik.”
Elif Yüksektaş Şahin İstinye’de oturuyordu. 7 yaşına geldiğinde Halıcıoğlu’ndaki sağır ve dilsizler okuluna başladı. Servis yoktu. Birkaç aile birleşip onlar için araç tuttular. Okuldaki öğretmeni Elif’in el becerisinin çok iyi olduğunu söylemesi üzerine Elif liseyi meslek lisesinde okudu. Resim dersi için özel ders aldı. Çeşitli kurslara gitti. Kendini geliştirdi.

"Aile desteği önemli"
Elif 26 yaşında evlendi. Şimdi mutlu bir evlilik hayatı, 1.5 yaşında da bir oğlu var. Eşi de kendisi gibi sağır ve dilsiz. Kendisi duyamadığı için çocuğuna geceleri annesi bakıyor. Kendi durumunda olan birçok arkadaşının evde oturduğunu çalışmadığını söylüyor. Hem kendi durumunda olanlara hem de ailelerine bir mesajı var:
“Benim gibi olanların çalışmalarını isterim. Evde oturmasınlar. Benim birçok arkadaşım çalışmıyor evde oturuyor. Ama tabii bunda anne baba desteği çok önemli. Benim bu duruma gelmemde annemin emeği çok büyük. Aileler engelli çocuklarıyla özel olarak ilgilenmeli.”
Elif Yüksektaş Şahin sosyal hayatta bazen kendini iyi ifade edemediği için zorlanıyor. Ancak hemen hemen her işini kendi yapabiliyor.
Yıldız Porselen Fabrikası’nın tarihi bir yeri de var. Sultan II. Abdülhamid tarafından 1891'de kuruldu. Üretim 1909 yılında, Sultan II. Abdülhamid’in tahtan indirilmesiyle durdurulsa da, 1911 yılında fabrika yeniden üretime geçti. Fabrikada üretilen ürünler Milli Saraylar bünyesindeki satış mağazalarında satılıyor. Ayrıca Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık tarafından yabancı devlet adamlarına götürülecekhediyeler de çoğunlukla burada özel olarak yapılıyor. Bu hediyeler de Cem Acar ve Elif Yüksektaş Şahin’in elinden geçiyor.
Yetenekleri engel tanımadı
Reviewed by Habersizim
on
12:02:00
Rating:
Reviewed by Habersizim
on
12:02:00
Rating:


Hiç yorum yok: