Dış ticaret açığımız çok fazla. Teknolojik ürünler üretemiyoruz. Dünyaya kabadayılık yapmayalım, söylediklerimizin içi boş. Bu dünyada Amerika’sız, Rusya’sız adım atamazsın kardeşim. Enerji bağımlılığımız var bir kere. Üstelik bir tane Apple, bizim gibi beş ülkeye bedel. İhracatımız Almanya’nın onda biri. Zaten bir sürü sorunla boğuşuyoruz, yeni düşmanlar edinmemeliyiz. Hem İsrail’siz Ortadoğu mu olurmuş. Afrika nere Türkiye nere, ne işimiz var oralarda? Zaten içimizde bir sürü hain var, hele onları önce bir temizleyelim.
Daha kendi içimizde demokratikleşmeyi çözememişiz biz, baksana gazeteciler içeride. Kurumsallaşmamış bir demokrasimiz var, her on yılda bir darbe yiyoruz. Henüz Meclisimiz sivil bir anayasa bile yapamadı. Daha bir araba markamız bile yok. En büyük markamız THY ama o da kâr etmiyor, öyle dışarıdan göründüğü gibi değil. Suriye’de zaten batağa saplandık, Amerika’yı yanımıza çekmemiz lazım, olmadı Rusya’yı çekeriz yanımıza. Bizde kitap okunmuyor. Gazete okunmuyor. Eğitim sistemimiz içler acısı. Okur yazar oranlarımız felaket. Polisimiz güçsüz, ceza yasalarımız yerlerde sürünüyor. Savunma Sanayi yerlileşiyor diyorlar ama yalan, yazılımlar hep Amerikan malı.
Mıy mıy mıy…
Mıy mıy mıy…
Mıy mıy mıy…
Etrafımız mıy mıy’larla dolu. Şartlar kötü, o zaman geberelim. Bırakalım Amerika yönetsin bizi. Almanlar gelsin, şirketlerimizi kârâ geçirsin. Uçursun bizi.
Bu “bezginlik, bıkkınlık, bitmişlik” edebiyatından sıkıldım. Şartlara bakacak olursak hiçbir şey yapamayız. Üstelik neredeyse “berbat” diye gösterdiğiniz şartlara da inanmıyorum ben. Türkiye belki de son beş yüz yıldır ilk defa bu kadar güçlü. Çünkü “bir ihtimal” var. Böylesine güçlü bir halk desteği, Tayyip Erdoğan gibi bir lider, ilk defa bu kadar geniş bir “ezilmişler ittifakı”nın lideri olma gücüne sahip Türkiye. Evet. Hiçbir şey tahmin ettiğiniz kadar kötü değil.
Hayal kurmayı “tu kaka” eden zihniyeti de yere çarpmak lazım. Ufkumuz Misak-ı Milli sınırlarına, hayalimiz imkansız şartların kıskacına, mücadelemiz “FETÖ’cü avına” hapsedilemez.
Bu ülkede hayali de sadece Tayyip Erdoğan kuruyor. Kendisini Tayyip Erdoğan taraftarlığı ve karşıtlığıyla var etmekle meşgul herkes. Gençler “sivil idealler” peşinde koşmaktan çoktan vazgeçmiş, TRT’de bir tanıdık bulmaya, bir belediyenin sosyal medya danışmanı olmaya çalışmakla geçiriyorlar ömürlerini.
Çıta koyan yok, ufuk çizen yok, alıp başını gitmeyi bir ideal olarak savunan yok.
Ağır şartlar… Taş gibi gerçekler… Reel politik!
Yeter, gına geldi kardeşim.
Burası üç günlük dünya. Elin Amerikalı’sına, Rus’una teslim olmayı büyük bir erdem gibi savunan herkes bizi diri diri toprağa gömüyor.
Dünya değişebilir.
Buna inanmazsak “Dünya beş’ten büyüktür” gibi efsane bir slogan elimize yüzümüze yapışır. Bu cümleyi kurma cesaretini bize bahşeden Allah (cc) elimizden bu cesareti alıverir.
Reel politiğimizle dımdızlak kalıveririz, Allah korusun!
Kaynak: Müstakil Gazete
Daha kendi içimizde demokratikleşmeyi çözememişiz biz, baksana gazeteciler içeride. Kurumsallaşmamış bir demokrasimiz var, her on yılda bir darbe yiyoruz. Henüz Meclisimiz sivil bir anayasa bile yapamadı. Daha bir araba markamız bile yok. En büyük markamız THY ama o da kâr etmiyor, öyle dışarıdan göründüğü gibi değil. Suriye’de zaten batağa saplandık, Amerika’yı yanımıza çekmemiz lazım, olmadı Rusya’yı çekeriz yanımıza. Bizde kitap okunmuyor. Gazete okunmuyor. Eğitim sistemimiz içler acısı. Okur yazar oranlarımız felaket. Polisimiz güçsüz, ceza yasalarımız yerlerde sürünüyor. Savunma Sanayi yerlileşiyor diyorlar ama yalan, yazılımlar hep Amerikan malı.
Mıy mıy mıy…
Mıy mıy mıy…
Mıy mıy mıy…
Etrafımız mıy mıy’larla dolu. Şartlar kötü, o zaman geberelim. Bırakalım Amerika yönetsin bizi. Almanlar gelsin, şirketlerimizi kârâ geçirsin. Uçursun bizi.
Bu “bezginlik, bıkkınlık, bitmişlik” edebiyatından sıkıldım. Şartlara bakacak olursak hiçbir şey yapamayız. Üstelik neredeyse “berbat” diye gösterdiğiniz şartlara da inanmıyorum ben. Türkiye belki de son beş yüz yıldır ilk defa bu kadar güçlü. Çünkü “bir ihtimal” var. Böylesine güçlü bir halk desteği, Tayyip Erdoğan gibi bir lider, ilk defa bu kadar geniş bir “ezilmişler ittifakı”nın lideri olma gücüne sahip Türkiye. Evet. Hiçbir şey tahmin ettiğiniz kadar kötü değil.
Hayal kurmayı “tu kaka” eden zihniyeti de yere çarpmak lazım. Ufkumuz Misak-ı Milli sınırlarına, hayalimiz imkansız şartların kıskacına, mücadelemiz “FETÖ’cü avına” hapsedilemez.
Bu ülkede hayali de sadece Tayyip Erdoğan kuruyor. Kendisini Tayyip Erdoğan taraftarlığı ve karşıtlığıyla var etmekle meşgul herkes. Gençler “sivil idealler” peşinde koşmaktan çoktan vazgeçmiş, TRT’de bir tanıdık bulmaya, bir belediyenin sosyal medya danışmanı olmaya çalışmakla geçiriyorlar ömürlerini.
Çıta koyan yok, ufuk çizen yok, alıp başını gitmeyi bir ideal olarak savunan yok.
Ağır şartlar… Taş gibi gerçekler… Reel politik!
Yeter, gına geldi kardeşim.
Burası üç günlük dünya. Elin Amerikalı’sına, Rus’una teslim olmayı büyük bir erdem gibi savunan herkes bizi diri diri toprağa gömüyor.
Dünya değişebilir.
Buna inanmazsak “Dünya beş’ten büyüktür” gibi efsane bir slogan elimize yüzümüze yapışır. Bu cümleyi kurma cesaretini bize bahşeden Allah (cc) elimizden bu cesareti alıverir.
Reel politiğimizle dımdızlak kalıveririz, Allah korusun!
Kaynak: Müstakil Gazete
Dünya değişebilir!
Reviewed by Habersizim
on
20:54:00
Rating:
Reviewed by Habersizim
on
20:54:00
Rating:



Hiç yorum yok: