İyi mi, 28 Şubat, bir ‘kazan kaldırma’ hikâyesi çıktı!

AK Parti İzmir Milletvekili Hüseyin Kocabıyık, 28 Şubat Darbesi davasının 82. duruşmasında, Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, tanık olarak dinlendi. Kimdir Kocabıyık; Türkiye’nin ilk kadın Başbakanı Tansu Çiller’in danışmanı, yani olayları ana kaynağından duyması, gözlemlemesi açısından Türk siyasi hayatında tanıklığı mühim olan kişi. Neler söyledi, geçen günkü duruşmada? “Post-modern darbenin sanık İsmail Hakkı Karadayı’nın (dönemin Genekurmay Başkanı) komutasında olduğunu, yasa dışı bu faaliyetle açık bir bağı bulunduğunu” belirtti.
Başka?
Rahmetli Necmettin Erbakan’a (dönemin koalisyon hükûmetinin başbakanı), bu ülkenin tarihi bir özür borcu olduğunu, çok zulüm yapıldığını...
Başka?
Tansu Çiller’in AB ile Gümrük Birliği Antlaşması’na imza attığı için siyasi lince uğradığını, “eroin kaçakçısı”, “CIA ajanı” olarak kamuoyuna işbirliğindeki basın ayağıyla “Şaibe Hanım” manşetleriyle lanse edildiğini, “bir Alman mahkemesi” eliyle sahte belgelerle iftiralar atıldığını...
Başı örtülü kızların psikolojileriyle nasıl da oynandığını, yani bir neslin tırpanla nasıl da biçildiğini…
Rahmetli Enver Ören’in bir resepsiyonda, bir paşaya, (iddiaya göre dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Çevik Bir’e, Allahu a’lem) “Bu kızların örtüleriyle niçin uğraşılıyor Paşam, bırakalım okusunlar” meyanındaki sözleri sonrası akabinde başına nelerin geldiğini, bankasının nasıl batırıldığını, nasıl bir itibarsızlaştırılma lincine maruz kaldığını, duymayanınız var mı?
Erkan Mumcu’yu (sonraları yolunu değiştirse de) bir dönemin parlayanı haline getiren de bir konuşmasında “hesap soran o ses” olması değil miydi?
“Sonra ne oldu” dedi, Kocabıyık tanıklığını anlatırken: “28 Şubat, milletin psikolojisini bozdu. Başörtülü kızlara savaş açıldı. Ne oldu? Başörtüsü serbest oldu. 28 Şubat’ın korktuğu ne varsa başına geldi.”
Malum, Güneş balçıkla sıvanmaz. Rüzgâr eken fırtına biçer, biçti de. Başka başka memleketlerdeki ‘ömrü uzun’ darbeler akıllarını başlarından ettiği için Türk toplumunu doğru okuyamadılar.
“12 Mart muhtırası, 1960 ve 1980 darbeleriyle terbiye edilmiş bir millet” deyip geçtiler. Onlar uyanana kadar atı alan Üsküdar’ı geçerdi. O kadar güveniyorlardı ki kendilerine, üstelik “1000 yıl kadar da giderdi” dediler bu balans ayarı, Bizans entrikaları, dile kolay tam 1000 yıl.
Evdeki hesap çarşıya uymadı lâkin.
Millet, sabırla beklediği o evlatlarını büyütene kadar o okkalı Osmanlı tokadını hep erteledi durdu.
Öyle de oldu zaten, “2002 sonrası Yeni Türkiye” ile gitti geldi, attıkları o bumerang dönüp kendilerini buldu, aynı millet çıktı balans ayarını tutup onlara çekti.
ZAM YOKSA DARBE VAR
Şimdi mevzu başka. Nedir?
Kocabıyık diyor ki; Çevik Bir, rahmetli Necmettin Erbakan’a telefon açarak, “Askerlere zam verecektiniz, hâlâ vermediniz, eğer bu zammı hemen vermezseniz bildiri yayınlayacağız” demiş.
Yok artık! Şaka gibi. Nasıl yani?
Bildiğiniz, düpedüz maaşlara zam istemiş, yoksa yaparım ha darbeyi, demiş.
İnsan şu dünyada bilmem daha kaç bin yaşına giriyor?
Tarihler, yıllar, seneler, ülkeler değişiyor; ama bazı kafalar hiç değişmiyor.
Evlere korku salan, insanları iç dünyalarına kilitleyen, nice psikolojileri yerlerinden eden, askerleri ordudan, öğrencileri üniversitelerden attıran, İHL’lerin orta kısmını kapattıran, okulların müfredatlarıyla oynayan, koca bir halkın kabusu haline gelen 28 Şubat; yani doğru mu anladım, aslında bir Yeniçeri şımarıklığından başka bir şey değil miymiş!
Yani post-modern darbe, aslında salt bir maaş kavgası; “Padişahım, ya culus ya isyan” diye kazan kaldıran bir Yeniçeri ayaklanmasından başka bir şey değil miymiş?
E pes valla…
Hadi yaptınız yaptınız da kardeşim, tarihte darbelerin de bir raconu yok mudur, bu kadar da ayağa düşürülür mü bu iş? Bari ‘ideoloji’ uğruna yapaydınız da bari halkın nazarında biraz prestijiniz kalsaydı, bu mudur yani.
Koca bir nesil, üç kuruş için heba edildi, feda edildi.
Bi de hâlâ çıkmışlar, yeni Türkiye’yi beğenmiyorlar.
E ne diyeyim, Allah (CC) bazılarına akıl fikir versin kardeşim…
Zam için darbe yapacaklarmış, yok artık.
En azından darbecilerin yargılanabildiği, birilerinin darbeye elini sürmeye yeltendiği o anda bile içinden ‘cızzz, yanarsın’ sesini duyduğu günlerdeyiz artık.
Zihinsel bir level atladık; siz hâlâ farkında değil misiniz?
Ben askerin bu yeni halini çok seviyorum.
Çok şükür, pek çok şükürler olsun, Rabb’imize hamd olsun.
İyi mi, 28 Şubat, bir ‘kazan kaldırma’ hikâyesi çıktı! İyi mi, 28 Şubat, bir ‘kazan kaldırma’ hikâyesi çıktı! Reviewed by Habersizim on 10:30:00 Rating: 5

Hiç yorum yok: