Bir Muhayyel: Rüya Kadar

Kitap ayraçlarına sevdalı olduğumuz İz Yayıncılık, yeni bir edebiyat serisine başladı: Muhayyel Kitaplar. Yeni dediğime bakmayın, aylar oldu aslında ilk kitaplar basılalı. Henüz alabildim ben. Doğukan İşler’in ikinci kitabı -ilki Dedalus Kitap’tan çıkmıştı: Öykü Yapım Çalışmaları- Rüya Kadar’ını ve Akif Hasan Kaya’nın üçüncü kitabı -ilk ikisinden bihaberim- Uzun ve Lacivert Günler’ini okuyorum bugünlerde. Aslında Rüya Kadar kitabını bitirdim, rüya gibiydi zaten. Göz açıp kapayıncaya kadar bitti. Uzun ve Lacivert Günler ile işimiz var daha.
Doğukan İşler’in Rüya Kadar’ını, Türkiye ve dolayısıyla dünya üzerinde, İz Yayıncılık çalışanlarını göz ardı edecek olursak, ilk alan okur benim. Hatta yazarından evvel benim elime geçmiş kitap. Kitabı ilk okuyan olamasam da ilk alan olmak çok hoş bir duygu açıkçası. Neden mi? Bilmem. Dünyaya gönderildiğim ‘ilk’ andan beri hep bir yerlerde ‘ilk’ olmamı, birinci gelmemi bekledi insanlar. Evin ‘ilk’ çocuğu olmam dışında herhalde bu kitabı alan ‘ilk’ okur olmam ‘ilk’ başarım. Neyse. Mevzuyla pek alakası yok; bir arkadaşım “Lûgatımızda ‘neyse’ diye bir kelime olmasa ne yapardın bilmem.” demişti. E haklı yani. Neyse.
Rüya meselesi bizim geleneğimizde mühim malum. Masallarımızın ekserisinde rüya ögesi mevcut. Gariban, çaresiz köylü üç gece üst üste o ulu zatı görür de işlerini yoluna koyar, hanesi berekete kavuşur mesela. Geçen psikoloji 3. sınıftaki bir arkadaşımla konuşuyorduk rüyalarımızı. “Freud’e göre rüyalar bizim bilinçaltımızın (Aslında bilinçdışıymış, avam bilinçaltı dermiş. Yine ezildik ey halkım.) yansımasıymış. Ama biz Müslüman’ız, rüyaların bize Allah tarafından gösterildiğine iman ederiz.” dedi. Sevdim. Müslümanca bakış. Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler. Severim.
Kitaba gelecek olursak -ki artık gelelim bir zahmet, rica ediyorum- kitap daha elime alır almaz kapak tasarımıyla gönlümü fethetti. Soluk lacivert -ne demekse!- bir okul tahtası üzerine tebeşirle çizilmiş, boyanmış bi’ John Lennon gözlüğü. Yahut Zerrin Özer gözlüğü, olmadı Harry Potter gözlüğü falan filan. Sanırım kapakta olduğuna göre aynı zamanda Doğukan İşler gözlüğü oluyor. Neyse (Evet, ikinci kez kullanıyorum ‘neyse’yi, çıkmaza girdim, bir mahsuru yoksa mazur görün).
Muhteviyatı bakımından ise nurun ala nur. Hep ‘nurun ala nur’ demek istemiştim ömrümün bir noktasında. İşte o noktaya ulaştım şu an, bu gurur hepimizin. Teşekkürler. Ne diyorduk? Kitap, evet. Bakınız kitapta “Temyizlik Temizlik” diye bir öykü vardı favorilerimden. Bahsetmeden geçemeyeceğim. Başkarakter Sherlok Holmes. Şerlok, Karagöz oyunlarında okunan bir perde gazeli okuyarak pislikten gözün gözü görmediği bir öğrenci evine giriş yapıyor. Sonra olaylar illa ki gelişiyor. Öykü bu hâliyle olacak bir şeyler. Ben o sahneyi kafamda Benedict Cumberbatch ile hayal ettim. Düşünsenize bizim Şerlok’un “Haaay Hak!” deyu bağırıp şu beyti okuduğunu: “Her neye imân ile baksan olur iş âşikar /
Kılmış istilâ cihâna hâb-i gaflet perdesi” Şahane doğrusu. Ayrıca “Suçlu Bir Sebep”, “T’aksi”, “Kavun” ve “Kırmızı” isimli öyküler de harikaydı. Özellikle T’aksi… Keşke ben yazsaydım. Bir de Kırmızı başlıklı öykünün dipnotuna dikkat! Yıkılabilirsiniz. Ben yıkılmıştım okuyunca.
Bu kadar cümleden sonra içinizden biri alıp okur da üzerine konuşuruz diye düşünüyorum. İnşallah bu yazıdan önce okuyanınız vardır da beni bu gafil cümlemden ötürü mahcup eder. Hadi kalın sağlıcakla.
*Doğukan İşler’e bu güzel kitap için teşekkürler.

Ayşe Beyza Çiçek - aysebeyzacicek@hotmail.com

Bir Muhayyel: Rüya Kadar Bir Muhayyel: Rüya Kadar Reviewed by Habersizim on 09:07:00 Rating: 5

Hiç yorum yok: